Şahin ALPAY
Cumhurbaşkanı Erdoğan, her fırsatta söylüyor: “Kürt ayrı, PKK ayrı. PKK Kürtleri temsil etmez. Kürt sorunu ayrı, terör sorunu ayrıdır.” Doğrudur. Türkiye Kürtlerinin en az yarısı, PKK şiddetinin karşısında.
PKK'nın en kıymetli evlatlarının öldürülmesine, köylerinin yakılıp yıkılmasına, yurtlarının insansızlaştırılmasına neden olduğunu düşünen Kürtler az değil. PKK şiddetinin Kürt taleplerinin terörizmle özdeşleştirilmesine yol açarak kimlik taleplerinin karşılanmasına engel olduğunu düşünenler de öyle. Kürtler arasında PKK'nın derin devlet tarafından kurdurulduğuna inananlar dahi var. Bütün bunlar doğru.
Ne var ki, bunlar gerçeğin yarısı. Kürtlerin en az yarısı da tam tersini düşünüyor. Ankara'nın onyıllarca izlediği Kürtleri yok sayma; asimilasyona tabi tutma; taleplerini baskı, yasak ve şiddetle bastırma, demokratik yollardan dile getirmelerine izin vermeme politikalarının PKK'nın silahlı isyanına yol açtığına inanıyor. Kısmen de olsa kimlik taleplerinin karşılanmaya başlamasının, Kürt taleplerini programlarının merkezine yerleştiren siyasi partilerin kurulmasının, belediyeleri kazanmasının, parlamentoya girmesinin PKK'nın silahlı direnişi sayesinde mümkün olduğu kanısını paylaşıyor. Öldürerek çözümde ısrar edildikçe, Türkiye'den duygusal kopuş yaşıyor. Bu da gerçeğin öteki yarısı.
Kürtler arasındaki bu belirgin ayrımı ortadan kaldırmak, herkesten önce Türkiye'yi yönetenlerin sorumluluğu. Bunu başarmak da kesinlikle mümkün. Zira Kürtlerin PKK'ya karşı olanları dahi, kimlik hakları tanınmadığı, öldürerek çözümde ısrar edildiği sürece ülkenin huzur bulamayacağını, bütünlüğünü koruyamayacağını görüyor. Zaman içinde zikzaklar çizdiyse de, Kürtler arasındaki ayrımı gidermenin mümkün olduğunu gören ilk iktidar da AKP oldu. İzlediği siyasi çözüm politikaları sayesinde, Kürt kimliğinin tanınması yolunda azımsanmayacak ilerlemeler kaydedildi. Kürt taleplerinin programının merkezine yerleştiren partiler parlamentoda temsil edilir oldu. Irak Kürtleriyle dostluk ve yakınlaşma sağlandı. Barış görüşmeleri, PKK lideri Öcalan'ın 2013 Nevruz'unda, silahlı mücadele döneminin geride kaldığını ilan etmesine kadar ilerledi. Ne yazık ki, başında fiilen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bulunduğu AKP iktidarı, geçen bahar aylarında görüşme masasını devirdi. Sonuçta çatışmalar tırmandı, dağlardan şehirlere indi. Kürtler arasında “duygusal kopuş” hiç olmadığı kadar güçlendi.
Niye böyle oldu? Bu soruyu cevaplarken akılda tutulması gereken hususlardan biri şu: En azından çok partili düzene geçişten bu yana Ankara'da Kürtlere yönelik iki politika seçeneği arasında mücadele yaşandığına tanık oluyoruz. Bir yanda askerlerin ağırlıkta olduğu, Kürt kimliğini baskı, yasak ve şiddetle bastırma, Kürt sorununa askeri çözüm arayışı ile öte yanda sivil siyasilerin ağırlıkta olduğu, sorunu konuşarak, uzlaşarak, siyaseten çözme arayışı var. AKP iktidarı, siyasi çözümde hayli yol aldıktan sonra bir U dönüşüyle tekrar askeri çözüme yöneldi.
Niye? Kimine göre AKP yönetimi, 17/25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarının örtbas edilmesiyle iktidarının sallandığını görünce, askeri vesayet-askeri çözüm yanlılarıyla ittifak arayışına girdi. Kimilerine göre de HDP lideri Selahattin Demirtaş'ın “Seni başkan yaptırmayacağız!” diyerek Erdoğan'ın “Türk biçimi” başkanlık emeline set çekmesi buna sebep oldu.
Değişmeyen bir gerçek var: İçte ve dışta Kürtlerle demokratik ilkeler temelinde barış ve dostluk politikası Türkiye açısından stratejik bir zorunluluk. Aksi takdirde Türkiye huzur ve istikrar bulamaz, bütünlüğünü koruyamaz. Askeri çözüm içeride Kürtlerin artan bir bölümünü “duygusal kopuş”a götürürken, dışarıda kendilerine başka dostlar aramalarına yol açıyor. Ankara'nın Suriye'deki PYD'ye yönelik husumet politikası bunun güncel örneği değil mi?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.06.2023
21.12.2020
6.02.2020
18.11.2020
30.09.2020
24.09.2020
20.07.2020
8.05.2020
29.04.2020
21.04.2020