Şeyhmus DİKEN
Boran kelimesinin Türkçe’deki anlamına bakıyorum sözlükte. Benim hafızamda coğrafyamdaki anlamına karşılık gelecek başka bir şey çıkıyor karşıma. “Rüzgar, şimşek, gök gürültüsü ile ortaya çıkan sağanak yağışlı durum” diyor sözlük.
Oysa bizde, yani kadim Diyarbekir’de Boran deyince, hemen güvercin anlaşılır. Hatta güvercin evlerinin adı da Boranhane’dir bizim buralarda.
Dipnot Yayınları arasında çıkan “Behice Boran Kitabı”nı* okumaya başladığımda yayınevini Ankara bozkırında yoktan var eden dostum Emirali Türkmen’in sunuş yazısındaki cümle alıp götürdü beni. 2015 yılındaki İzmir TÜYAP kitap fuarında “Türkiye Solundan Portreler” kitabının kapağına bakan liseli bir kadın okur, arkadaşına dönüp der ki; “Babaannem bu kadını çok sevdiği için annemin ismini Behice koymuş…”
Geriye dönüp baktığımda ne çok “Behice” adı konulmuş meğerse Behice Boran’dan sonra.
Siyaset üzerinden okuma yapanlar, Behice Boran’ı siyasal bir kadın aktör olarak tanıdı/tanır. Doğrusu da bu. Yaygın tanınırlığı 1965 genel seçimlerinden sonra Urfa’dan Milletvekili olarak seçilmesi, sonra 1969’a kadar 15 vekilli grubu ile Türkiye tarihinde o yıllara kadar görülmemiş bir muhaliflik sergileyişi ile ilgilidir.
Oysa 1965’in öncesi var, sonrası var. Öncesi; 1948’e kadar DTCF’de öğretim üyeliği, sonra bir süre mahpusluk. 1969’dan sonra ise Türkiye İşçi Partisi’nin 4. Büyük Kongresi’nden sonra yeniden mahpusluk.
Ve tabi hep örgütlülük.
Siyasal karnesi Behice Boran’ın hep böyle. Kurtuluşun mücadele ile kazanılacağına inanç ve bunun tek başına değil, hep birlikte olacağına dair bir yaşam ve dünya kurgusu.
Yeniden kitaba dönersek…
Siyaset üzerinden bütün bir hayatın dışında okur bir başka Behice Boran’la tanışmış oluyor. Siyaset yazılarının dışında sosyoloji ve edebiyat üzerine derinlikli yazdıkları üzerinden bir Behice Boran portresi çıkıyor okurun karşısına Behice Boran Kitabı ile.
Bu baptan hareketle; kitabın son bölümünde Behice Boran üzerine yazanlardan Semih Gümüş’e kulak vermek gerek: “Behice Boran’ı yalnızca siyasal kişilik olarak almak, ona haksızlık etmek olur.” Semih Gümüş bu vurguyla yetinmez gerekçesini de yazar. 1943 yılında Adımlar Dergisi’nde henüz ülkede kimselerin pek tanımadığı James Joyce’u “İngiliz Romanının Sosyal Cephesi” başlığı altında etraflıca değerlendirir. James Joyce’u İngilizce aslından okuyup, “Ulysses’ten yola çıkarak Joyce’un getirdiği bilinç akışı tekniğinin özelliklerinden söz eder.”
İşin doğrusu siyasetin bunca daraltıldığı, basmakalıp, vulgar bakış açıları ile görünür siyaset aktörlerinin baskın bir eril dille karşılıklı söz düellosuna dönüştürdüğü siyaset arenasında bu ülkenin siyaset dünyasından geçmiş ve derin izler bırakmış Behice Boran figürünü belki de bu kitap vesilesiyle yeniden gündeme taşımak gerektiği düşüncesindeyim.
Yazının girişinde “Behice” isminin yanına kahramanımızın sonraki bütün hayatı boyunca kendisine yakışan adıyla müsemma soyadı olan “Boran” üzerine bana ve coğrafyama değen bir vurgu yaptım. Devamını getirmeliyim. Diğerkam adı güvercin olan boran aynı zamanda Barış Kuşu’nun simgesel varlık adıdır. Yani haylidir ihtiyaç duyulan yeniden Barış’a…
Ben Behice Boran’ı 1975’lerde Ankara Mülkiye öğrencisi olduğum yıllarda tanıdım. Onun “Yürüyüş, Çark-Başak ile Yurt ve Dünya” dergilerindeki yazılarını unutmam mümkün değil.
Aynı zamanda doğum günü olan 1 Mayıs 1979 (doğumu 1910) günü sokağa çıkma yasağı ilan edilir İstanbul’da 1 Mayıs nedeniyle. Yasağı ihlal gerekçesiyle gözaltına alınır. Hakim sorar “Niye çıktın?” diye. “İşçinin, emekçinin bayramıydı çıktım” der Behice Boran. Hakimin “Nereye yürüyecektin?” sorusu üzerine, “Taksim’e” der. “Merterle Taksim arası çok uzun değil mi?” der hâakim yaşını ima ederek. Yanıtı ironiktir; “Dinlene, dinlene…”
Dinlenmeyi sadece yeniden yol yürümek, toparlanmak için bildi yaşadı. Çünkü; “Selam olsun Türkiye’nin aydınlık geleceğine…” derdi hep.
O halde Behice Boran derken, son elli yıllık Türkiye siyasal tarihine de metinler üzerinden çentik atan “Behice Boran Kitabı” üzerinden iyi bir okumaya ihtiyaç var. Üstelik yalnız siyasetçilerin değil, siyasetin edebiyat, sanat, felsefe, sosyoloji ilintileri / ilişkileri üzerinden okunmasına ihtiyaç duyan okurların da okuması dileğiyle…
*Behice Boran Kitabı, Dipnot Yayınları, 2018 Ankara
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları


































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
15.12.2025
6.09.2025
26.01.2025
16.04.2024
1.01.2024
21.04.2020
27.10.2019
10.06.2018
16.09.2017
21.05.2017