Süleyman Seyfi Öğün
Beşerî çevrelerde odaklanmış meselelerin entelektüel dünyâmızda şekillenmesi hayli kompleksli bir nitelik taşıyor. İster istemez böyle. Çünkü tabiat veyâ eşya odaklı bilimlerde târih aşkın düşünmek mümkün. Biliyoruz ki su, yerkürenin cümle mekânlarında, kutuplardan ekvatora küçük sapmalarla da olsa 100 derecede kaynayacaktır. Yer çekimi dünyânın her köşesinde cârîdir. Hoş, pozitif bilimlerin bulgu ve bilgileriyle ne yapılacağı meselesi de târihsel bir meseledir. Unutmayalım ki, bunlarla ne yapılacağını bizzat bu bulgu ve bilgilerden türetmek mümkün değildir. İnsanlara şifâ veren nükleer tıp da, kitlesel katliamlara sebep olan nükleer silâhlar da Einstein fizikasını temel alır.
Tabiatten, fiziksel çevremizden çıkıp beşerî çevreye geldiğimizde durum değişiyor. Beşerî teoriler daha işin başında, târihsel çevrelerinden uzaklaştıkça ağır sapmalara uğruyor. Bu durumda beşerî bilimler için iki ihtimâl zuhur ediyor: Bunlardan ilki târihsel çevrelere sâdık kalarak düşünmeyi kabûl etmektir. Bu kabûl ister istemez tabiat bilimlerine kıyasla bir darlaşmayı da kabûl etmeyi berâberinde getirecektir. İkinci ihtimâl ise bu darlaşmayı reddedip kompleks yüklü bir inatla târih aşkın iddialar geliştirmeyi sürdürmeleridir.
Beşerî bilimlerin kompleksini derinleştiren başka bir olgu daha var. Özellikle de felsefede geçerli. Kanâatim odur ki, târih üstü olmak iddiası en çok dinsel metinlere yaraşır. Hoş; sâdece yaraşır diyoruz; değilse serencâmı tâkip edilecek olursa, görülecektir ki, trajik olarak onların da âkıbeti farklı seyretmiyor. Nitekim, teoloji-târih çatışması bütün dinlerin ortak derdi olarak tezâhür ediyor.
Artık adını koyabiliriz: İdeolojilerden modern bilimlere, dünyevî metinlerin, biraz da kıskanç bir şekilde dinsel metinlerden devraldığı iddia “evrensellik” iddiasıdır. Beşerî metinler evrensellik iddiasını ilânihâye sürdüremez. Daha mühimi, içinden türedikleri, içinde şekillendiği târihsel çevreden uzaklaştıkça zihinlerdeki, duygulardaki karşılıklarını kaybeder. Eğer târihsel çevresinin dışına taştığı yerlerde kabûl görüyorsa, bu, en azından taşıyıcıları açısından büyük ölçüde bir iç zorlamanın ürünüdür. Bu iç zorlamayı besleyen ise bireylerin kendi târihsel çevresinden duydukları zehir zemberek bir soğuma ve duygusal manâdaki derin bir kopuştur. Ama bu kadarla kalmıyor. Epistemolojik târih hegemonik bir mâhiyet taşıyor. Hegemonik dünyâda üretilen baskın bilgiler, merkezden çevreye doğru sirâyet ediyor.
Epistemolojik sızmalar ve yayılmaların serencâmı bir hayli karmaşık. Süreci sâdece olumlamalar üzerinden değerlendirmek artık hayli demode ve basit kalıyor. Olumlamalara karşı geliştirilen olumsuzlamalar daha dikkât çekici. Açalım…
Türkiye’de Modern Düşünce Târihinin yazılmaya değer olduğu kanâati hayli yenidir. Bu bile kolay olmadı. Hilmi Ziyâ ile başlayan bir süreç, 1970 ve 1980’lerde Şerif Mardin, Orhan Okay, Şükrü Hanioğlu, İsmâil Kara gibi bâzı akademisyenlerin monografik çalışmalıyla hız kazandı. Nihâyet İletişim Yayınlarının 9 ciltlik derlemesiyle iyi kötü bir yerlere getirildi. Artık elimizde azımsanmayacak bir birikim var. Belki de artık bu birikimin bütünü hakkında yapılacak epistemolojik-târihsel değerlendirmelere ihtiyaç var. Düşünce târihimizin bölünmelerini aşan, iç kavgalarının tozunu ve dumanını dağıtan; çatışan çevreleri, yukarıda bahsettiğimiz hegemonik etkilerin ortak paydası üzerinden kavratacak kapsamlı değerlendirmelere ihtiyaç var. Belki o zaman görülebilecek ki, olumsuzlamalar da hegemonik süreçlerin parçasıdır. Sakın ola, nasıl olumlayacağımız kadar nasıl olumsuzlayacağımız da târihsel ıskalamamızın fonksiyonu olmasın... Sakın ola baskın olanı reddetmek de, baskın olanın içinden geliyor olmasın... Türkiye’de modernizmin, ilerlemeciliğin, solun toplumsallaşma, kültürlenme târihi ile anti-modernizmin, muhafazakârlığın, milliyetçiliğin kültürlenme târihi, sakın ola derinlerde bir yerlerde çakışıyor olmasın...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları




































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.06.2021
29.04.2021
22.04.2021
4.06.2020
22.04.2019
4.02.2019
14.02.2019
11.02.2019
4.02.2019
28.01.2019