Taha Akyol
Cumhur İttifakı adayı Binali Yıldırım Diyarbakır gezisinde, “Dersim”den bahsetti, Milli Mücadele döneminde “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün davet ettiği millet temsilcileri arasında Kürdistan mebusu da Lazistan mebusu da vardı” diye konuştu.
Binali Bey vatanseverdir, sürekli terörü lanetler, milli bütünlüğü vurgular; o konuşmayı tabii ki oy için yaptı… İstanbul’daki Kürt oyları için.
Bahçeli’nin tepki göstermemesi de tabii oy için.
Millet İttifakı’ndan bir kimse, hele de Ekrem İmamoğlu böyle konuşsaydı iktidar ve Bahçeli yeri göğü birbirine katardı. Savcılar harekete geçirilir, medya günlerce yayın yapardı.
Bu vesile ile belirteyim ki, Ekrem İmamoğlu da vatanseverdir. İmamoğlu hakkındaki Yunan, Pontus gibi suçlamalar yalandır.
‘KÜRDİSTAN MEBUSU’ YOKTU
Mustafa Kemal Paşa’nın açtığı Büyük Millet Meclisi’nde “Kürdistan mebusu” yoktu. Kürtler vardı elbette ama Kürdistan adıyla bir seçim bölgesi yoktu, mebusların hiçbiri bu sıfatla seçilmemişti.
Peki, Mustafa Kemal mesela Kuzey Iraklı Osmanlı mebuslarını “Kürdistan mebusu” diye davet etmiş olamaz mı? Hayır…
Osmanlı Mebusan Meclisi döneminde de Kürdistan adını taşıyan bir seçim bölgesi yoktu. Kuzey Irak’ın adı “Musul Vilayeti” idi. Musul, Kerkük ve Süleymaniye’den 5 milletvekili “Musul Mebusu” sıfatıyla Mebusan Meclisi’ne katılmıştı.
Her iki Meclis’te de ağırlıklı sorunlar başka konular olduğu için, ‘Kürdistan’ kavramı çok seyrek olarak kullanılırdı. Mustafa Kemal Paşa’nın ve Kürt kimliğine sahip mebusların konuşmalarında İngilizlerin Kürdistan kurdurarak Türkiye’yi bölmek istedikleri anlatılırdı mesela.
LOZAN’DA TARTIŞMA
Birinci Dünya Savaşı sonunda, Mondros Mütarekesi hükümlerini çiğneyen İngiliz’ler Musul’u işgal etti.
Lozan’da Lord Curzon Musul vilayetinde en büyük nüfus grubunu oluşturan Kürtlerin Türkiye’ye katılmak istemediğini, işte TBMM’ye Musul’dan mebus seçilmediğini söyledi.
23 Ocak 1923 Salı günü Lozan’da bütün oturumlarda Musul meselesi tartışıldı. İsmet Paşa 1.5 saat süren konuşmasında Curzon’a cevap verdi, milletvekilleri konusunda şunları söyledi:
“Musul milletvekilleri bu Meclis’te bulunmamaktadır; fakat onların yokluğu, yalnız, işgal yüzünden serbest seçim yapılmasının imkânsızlığındandır. Bu örnek Kürtlerin TBMM’de temsil edilmemiş olduklarını değil, fakat seçimlerin Türkiye’de ne kadar dürüst ve düzenli olduğunu bir kez daha ispatlamaktadır!”
Tarihi gerçekler böyle… Cumhuriyet döneminde Kürt kimliğinin yok sayılması, bunun günümüze devrettiği sorunlar ayrı bir konu.
Zaten ‘Kürdistan mebusları vardı’ söylemi sırf oy için söylendi, gündem tartışması olarak değil.
31 MART’A KADAR
Binali Yıldırım 31 Mart’a kadar olan dönemde ölçülü davranmış, “Beka meselesi yok” demişti, “İstanbul’da genel siyasetin değil, İstanbul’un konuşulmasını”istemişti. Şimdi de Pontus zırvalarına itibar etmiyor.
Ama partisi 31 Mart öncesinde “beka meselesi”ni ana gündem yapmıştı, Türkiye’nin bekasını seçim sonuçlarına bağlamıştı!.. Bu oy getirmeyince, “beka”geri çekildi, Kürt seçmene yönelik sözler, Öcalan’a avukat jesti gibi davranışlar ortaya çıktı.
İmamoğlu’na karşı Yunan, Pontus gibi zırvalar sergilendi.
Partilerin zaman içinde yeni ihtiyaçlara göre yeni fikirler geliştirmesi tabiidir, hatta gereklidir. Fakat bu tutarlılık değildir, “oy için” çok fazla zikzaktır.
Siyaseten işimize yarıyor mu; gerçek dışı, hatta yalan ve iftira da olsa söyle gitsin…
Siyaseten yaramaz mı, sus ve sustur.
Gerçekler üzerine farklı görüşler değil, gerçekliğin önemsizleşmesi! Dünyada “post truth” diyorlar buna.
VATANSEVERLİK ORTAK DEĞER
En büyük yanlış, vatanseverliği particiliğe indirgemektir. Vatana ihanet çağrıştıran kavramlarla rakibini suçlamak fevkalade yanlıştır. Vatanseverlik bir partinin tekelinde olamaz. Vatanseverlik gibi en temel birleştirici değeri, particilik hırsıyla parçalamaktan büyük gaflet olabilir mi?
İstanbul’da başa baş yarışan iki aday da vatanseverdir, oy verirken vatanseverlik seçimi yapmayacağız, genel siyasi tercihlerimize göre oy vereceğiz.
Bence bir bu kadar önemlisi belediyelerden beklediğimiz hizmetlere, belediye harcamalarının şeffaflığına, ‘bizden’ yerine ‘vatandaş’ kavramının konulmasına vb. bakarak da oy vermektir.
İlkeli seçmen, siyaseti de ilkeli olmaya zorlar.
Yazarlar
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları


































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
30.12.2025
28.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
21.12.2025
19.12.2025
16.12.2025
14.12.2025
12.12.2025
10.12.2025