Ufuk COŞKUN
Eğitim Şurası'nda sunulan tekliflerin ve alınan kararların birçoğunun yıllardır yazılarımda ifade ettiğim önerilerden oluşuyor olması açıkçası beni sevindirdi. İyi niyetle yaptığınız her çalışmanın karşılığını alabildiğiniz bir dönem bu. Yeter ki niyetiniz halis olsun. Yeter ki eleştirilerinizi hükümeti illegal yollardan tasfiye etmeye yeltenen hastalıklı yapıların ekmeğine yağ sürmek için değil bu ülkede demokrasinin ve özgürlüklerin gelişmesi adına yapın. Bildiğiniz gibi alınan bazı kararlar kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor. CHP lideri ilginçtir bu şuranın “gayr-i milli” bir şura olduğunu ifade etti. Ona göre burada alınan kararlar ülkeyi geriye götürecekmiş. Bazı yayın organları ise şuranın bir din şurası olduğu yazdı vs. Oysa asıl ülkeyi geri götüren; yıllardır çocukları asker gibi eğiten, onları rahat hazır-ol komutlarıyla varlıklarını Türk varlığına armağan ettiren, inançlarını, kültürlerini, dillerini yasaklayan kısacası 19.yüzyıl ulus devletçi bir eğitim anlayışının mimarı olan CHP’nin eğitim politikaları değil midir? Bu dönemde bir taraftan da bu zarar ziyanın telafisi yapılmaktadır.
***
Şurada alınan kararlarda eksik ya da olumlu gördüğüm bazı taraflar var. Buna geçmeden evvel isterseniz şurada makbul görmeyen karma eğitim hakkında bir iki cümle kuralım. Karma eğitim Eğitim Bir-Sensendikasının sunduğu bir teklifti. Bana gelen bilgilere göre sendikanın karma eğitime karşı bir tavrı yok bilakis bunun dayatılmasına karşı ve bu anlamda bir tercih imkânı sunulsun istiyor. Bilindiği gibi karma eğitim Kanada, ABD, İngiltere ve Almanya gibi ülkelerde soğukkanlılıkla tartışılan pedagojik bir meseledir. Biz de ise ne hikmettir bir resmi ideoloji meselesi haline getirildi. Laikliği ortadan kaldıracak ve ülkede şeriatı hâkim kılacak mühim bir rejim sorunu olarak görülüyor. Oysa ne kadar saçma, sığ, bağnaz ve ilkel bir yaklaşım tarzı bu. Karma eğitim bugün bir dayatma olarak varlığını sürdüren ve bu anlamda birçok muhafazakâr aileyi kara kara düşündüren hem bir insan hakları meseledir hem de önemli bir pedagojik meseledir. Bu bakımdan soğukkanlılıkla ve bilhassa eğitim bilimi çerçevesinden tartışılmayı hak ediyor.
Osmanlıca 86 yıl sonra okullarda
2011 yılında Radikal Gazetesi’nde “Türklerin anadil sorunu” başlıklı yazımda bu meseleye değinmiş ve Osmanlıcanın seçmeli ders olarak okutulmasını önermiştim.Bilindiği gibi 1928’de çıkarılan bir kanunla yüzyıllardır konuşulan bu dil, yazı ve gramer dili olarak kullanımdan kaldırılmıştı. Bu durum aynı zamanda ciddi bir dil imhasıydı. Bu ders için alınan karar olumludur çünkü bu aynı zamanda ülke insanının tarihiyle, geçmiş kültürüyle ve ilim-irfan mirasıyla yeniden tanıştırılmasıdır. Harf İnkılâbı aynı zamanda bu ülkede bir ilim dilinin inşasını da geciktiren bir inkılâptı. “Çocuklar bu dili öğrenebilirler mi öğrenirlerse ne olacak?” türünden soruları da gereksiz buluyorum. Osmanlıca, bir dönem kültürleri, tarihleri, inançları, dilleri imha edilen insanların en doğal hakkıdır. Ve çocuklar bu dili fevkalade öğrenebilirler.
İnkılâp Tarihi dersi
Bundan 3-4 ay kadar evvel İnkılâp Tarihi dersinin kaldırılmasını ve içeriğinin nesnel kaynaklarla yeniden yazılması gerektiğine yönelik ülkemizin kıymetli aydınlarıyla birlikte bir kampanya başlatmıştık. Bu minvalde bir iki yazı da yazmıştım. Bilindiği gibi bu ders geçmişteki yaşanmışlıkların hakkını vermeyen, farklılıkları görmezden gelen bir anlayışla hazırlanmış taraflı bir derstir. Türkiye’deki her yurttaş yakın tarihi, tıpkı gelişmiş diğer demokrasilerdeki gibi özgün ve nesnel kaynaklardan okuma hakkına sahip olmalıdır. Bu dersin içeriğinin yeniden gözden geçirilip yazılacak olması sevindirici bir gelişmedir. Umarım zamanla farklı bir ders adı altında yakın tarihi nesnel kaynaklardan öğrenme imkânına da kavuşuruz. Ne var ki bu sadece İnkılâp Tarihi dersi ile sınırlı kalmamalıdır. Bugün eğitimin tüm aşamasında okutulan dersler kesinlikle insan hakları ve özgürlükler çerçevesinden incelenmeyi hak ediyor.
İlkokulda zorunlu din dersi
Şurada kabul gören ve bir hayli tartışma konusu olan bir diğer başlık da 1.2. ve 3.sınıflara zorunlu din derslerinin konulması meselesidir. Din dersleri meselesi kuşkusuz inanç özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gereken bir meseledir. Dolayısıyla ben, bu derslerin zorunlu olmasından yana değilim bu çerçevede kararı verecek olan başta ebeveynler olmalıdır. Bu anlayış diğer inanç grupları için de geçerli olmadır. Tamam, Almanya’da din dersi ilkokul birinci sınıfta başlamaktadır. Öğrenciler, 8 yıl boyunca haftada bazı eyaletlerde 3, bazılarında 4 saat din dersi alırlar. Ayrıca haftada birer saat de dinî ayinleri vardır. Ancak kamu okullarında öğrencilerin kendileri ya da anne ve babaları din dersini seçip seçmeme konusunda serbesttirler. İngiltere’de örneğin din dersleri ilk ve orta dereceli okullarda düzenli dersler arasında yer alır. Kamu okullarında din dersi, bu dersleri almak istemediğini belirtmeyen herkese resmi müfredat içerisinde okutulur. Hollanda’da din dersleri devlet okullarında seçmelidir; dinî gruplar tarafından yönetilen özel okullarda ise din dersleri zorunlu olup, haftada iki saattir.Kısacası din derslerinin ilkokuldan itibaren verilmesinin hiçbir mahsuru yoktur yeter ki bu konuda ehliyet sahibi aile olsun. Soyut somut meselesi de islamafobiklerin uydurduğu bir kılıftır.
Kısacası;
Belli başlı tartışılan kararlar hakkındaki fikirlerim bundan ibaret. Şurada çıkan diğer kararlarda da bazı eksikliklerin olduğu aşikâr. Lakin asıl eksiklik, şurada eğitimin temel sorunlarına değinilmemiş olunmasıdır.Eğitimin finansmanı, Tevhid-i Tedrisat, özel sektör teşviki, alternatif eğitim modelleri, eğitimin yerelleşmesi, okul özerkliği, Kemalist müfredat, zorunlu din dersleri ve anadilinde eğitim gibi daha birçok sorun alanına değinilmemiştir.Elbette eğitimde işler hemen düzelmez. Yeter ki meseleye doğru bir yerden bakalım. Ben açıkçası umutluyum. Ancak şu soruyu da sıklıkla sormamız icap ediyor.Çocuk devletin mi yoksa ailenin mi?
Son olarak Türkiye Gazetesi’nden Rahim Er’e katılıyorum bundan sonraki eğitim şuraları beş yıldızlı lüks otellerde değil de az gelişmiş illerimizin birinde yapılsın. Ayrıca bu şuralar bürokrat ağırlıklı olmaktan kurtarılsın.
twitter.com/sivildemokrat
Yazarlar
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları








































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.06.2019
19.06.2019
14.05.2019
2.05.2019
8.02.2019
22.03.2019
7.02.2019
25.02.2019
21.02.2019
18.02.2019