Vedat Bilgin
Üçüncü çeyrekteki büyüme oranıyla Türkiye’nin dünya ekonomileri arasında en yüksek büyüme oranına sahip ülke olmasının arkasından yapılan tartışmalara bakılırsa sanki Türkiye büyümemiş küçülmüştür. Bazıları bu büyüme nerede biz göremiyoruz derken bazılarının da böyle bir büyüme aslında yok rakamlar hormonlu dediği görüldü; daha ilginç yorumlar ise medya ve siyaset çevresinden geldi. Birisi büyüme olduysa bu neden sokaktaki insanın cebine yansımıyor derken bir başkası pazardaki Fatma teyze bunu neden hissetmiyor diye eleştirdi. Bir ülkenin ekonomisinde yaklaşık otuz çeyrektir üst üste büyüme devam ederken bundan memnun olmayıp, neredeyse ekonomi büyümüyor aksine küçülüyor demekten mutlu olacakları anlaşılan bu zihniyetin ekonomi bildiği söylenebilir mi?
Elbette bu tür soruları soranlar arasında büyüme nedir, kalkınma nedir, büyüme rakamları nasıl hesaplanır gibi soruların cevabını bilmeyenler olabilir fakat iyi kötü bunları bildikleri halde yine de soranların durumunu nasıl açıklamak gerekir? İşin daha ilginci Türkiye’nin ekonomik büyümesinin son büyük ekonomik krizden sonra sürdüğünü görmelerine rağmen yani istikrar içinde devam ettiği ortadayken kalkıp ‘tamam ekonomi büyüdü de bu sürdürülebilir mi?’ diye soranlara ise bayılıyorum.
Büyüme nedir?
Şunu hemen belirtelim ki büyüme rakamları dönemsel olarak (aylık, çeyreklik, altı aylık veya yıllık) olarak hesaplanan rakamlardır. Bu oranlar hesaplanırken bir önceki dönemde aynı ay veya aynı çeyrekteki rakamlar baz alınarak durumdaki değişim belirlenmektedir. Dolayısıyla bu aralıklarda belirlenen büyümenin Ayşe veya Fatma teyzenin cebine girmesinden bahsetmek zaten konu dışıdır. Dahası yıllık milli gelirin (söz gelimi 860 miyar doların) yılsonu itibarıyla seksen milyona paylaştırılması zaten söz konusu değildir; burada bahsedilen yıllık mal ve hizmet üretiminin parasal ifadesidir veya bundaki oransal değişimdir.
“Bunların topluma yansıması olmaz mı? Elbette olur, bunu ‘refah etkisi’ olarak toplum belli düzeylerde hissedecektir; yapılan yatırımlar, istihdam, sosyal servislerin miktarının ve kalitesinin artışı gibi. Ülkenin artan hastane sayısı, doktor başına düşen hasta sayısı, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı, artan okul sayısı, yapılan kara yolları, demir yolları, üniversiteler, sosyal yardım ve hizmetlerden mahalli idarelerin yaptığı faaliyetlerin finansmanından gündelik hayatta tüketim imkânlarının artmasına kadar birçok husus hep bu refah etkisinin yansımalarıdır.”
Ekonominin üçüncü çeyrekte yaşadığı büyüme verileri açıklanmışken, tam da bundan rahatsız olanlar memnuniyetsizliklerini sergilerken ekonomiden yeni haberlerin gelmesi sanırım onlar için iyice moral bozucu olmuştur. İmalat sanayiinde kapasite kullanım oranı % 80’e yaklaşırken (% 79.8) sanayideki üretim artışının da ekim ayında % 7.3 olarak gerçekleşmiş oldu.
Büyümenin kaynağı
Ortadaki gerçek; Türkiye’nin büyümesidir ve kim ne derse, nasıl karalamaya kalkarsa kalksın bunun üstünün örtülmesinin mümkün olmadığıdır. “Bu büyümenin devam edip etmeyeceği yani sürdürülebilir olup olmadığı hususunda verilecek cevabın göstergesi ise büyümenin dayandığı kaynaklardadır. Bunların başında büyümenin sanayi eksenli olması gelir ki bunun da sermaye malı üretimi (%13,5) ve ara malı üretimine ( % 6,4) dayanmış önemlidir. İmalat sanayiindeki artış oranının % 7,7 olması ise büyümenin sağlam temellerde devam ettiğinin ve bu eğiliminin süreceğini göstermektedir.” Bu göstergelerin işaret ettiği bir diğer önemli gelişme eğilimi de ihracat içinde sanayinin payının artması ve büyümedeki ihracat etkisidir.
Türk ekonomisi büyümesini sürdürecektir derken karşı karşıya bulunduğu sorunların aşılması bir başka ifadeyle büyümesini daha ileri bir aşamaya taşınması için elbette yapması gerekenler vardır. Bunların başında gelen reformların yapısal adını alacak bir düzeyde olması ise ayrı bir konudur.
Yazarlar
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları













































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.03.2020
27.05.2019
20.05.2019
9.05.2019
6.05.2019
2.05.2019
30.04.2019
22.04.2019
18.04.2019
15.04.2019