Yasin AKTAY
Başbakan Erdoğan'ın açık kalp ameliyatı olan ve Balyoz davasından, 18 yıl hüküm giymiş emekli orgeneral Ergin Saygun'u hastanede ziyareti doğal olarak tartışmalara yol açtı. Bu ziyaretin ve bu ziyaret esnasında verilen görüntünün tartışmaları ve davaları baştan beri izleyenler açısından 'beklenmedik' olduğu çok açık. Ama hem bu ziyaretin hem de verilen o görüntünün başbakanın siyasette kendine özgü üslubunun altını çizen olaylar olarak değerlendirilmesi gerekiyor.
Öncelikle belirtelim ki, bu ziyaretleri şimdiye kadarki Ergenekon ve Balyoz davalarında sayın başbakanın bir özeleştirisi, bir geri adımı olarak nitelemek başbakanın bu üslubunu gözardı etmekten ileri gelen fazla acul yaklaşımlar. Ergenekon ve Balyoz davaları Türkiye'nin 27 Mayıs'tan beri tesis edilmiş olan karanlık vesayet düzeni ile hesaplaşma adına, ülkenin demokratikleşmesi ve siyasal alanın tahkimi adına çok hayati davalar.
Bu davaları T.C savcılarının veya özel yetkili Cumhuriyet savcılarının hukuka bağlı kararlı iradeleriyle açıklamak da mümkün değildir. Açıkçası, bu davaların arkasında olağanüstü bir siyasi irade olmasaydı bu davalarda iki adım yol yürünemezdi. Böylece, kendi yetkilerini suistimal ederek siyaset alanı üzerinde hiç bir yasal meşruiyete dayanmayan bir vesayet düzenini tesis etmiş olanların vesayeti bugünkü noktaya kadar geriletilemezdi.
Ergenekon ve Balyoz davalarında ilerleme kaydedildikçe bu olaylara bulaşan insanların sayısının ürkütücü derecede fazla ve yine aynı derecede toplumun farklı katmanlarında konuşlanmış olduğu ortaya çıktı.
Ne yazık ki, bir suçüstü gibi yakalanmış olan darbelerle ve darbe ortamı hazırlarken işlenen suçlarla hesaplaşıldığında bunun bir toplumsal mutabakat koşulunu çok kolay temin edebileceği zannedildi. Oysa başta ana muhalefet partisi olmak üzere toplumda koşulsuz demokrasi ve darbe-karşıtlığı üzerinde bir mutabakat olmadığı acı gerçeği ortaya çıktı.
Geçenlerde bir CHP milletvekilinin itiraf ettiği gibi 'CHP için zaten tek iktidar seçeneği askeri darbe' olduğu için bu seçeneğin tamamen ortadan kaldırılması hususunda, yani siyasal düzeyin güçlendirilmesi konusunda hiç bir zaman istekli ve yardımcı olmadı. O yüzden CHP açıktan daha davalar başladığı gün itibariyle, ortada davayla ilgili hiç bir sorun yokken de Silivri ile koşulsuz bir dayanışma sergiledi.
Bu dayanışma kelimenin tam anlamıyla marazi bir durumu ifade ediyordu. Oysa darbeleri, vesayeti, siyaset-karşıtı unsurların siyaset üzerindeki gölgesini tamamen devredışı bırakmak gerekiyordu ve Ergenekon-Balyoz davaları bu süreçte çok önemli bir rol oynadı. Ancak bu davaların gerekliliği ne kadar açık bir gerçek idiyse de dava süreçlerinde yapılan hukuki yanlışlar sürece gölge düşürme riski doğurdu. Hedef hiç bir zaman intikam almak değildi, olamazdı, ama ortada bir suç varsa bu da cezasız bırakılamazdı. Yargılama sürecinde yapılan en büyük yanlışlık, tutukluluk tedbirinin gereksiz yere aşırı kullanımı oldu. Kaçamayacak durumda olanlar bile tedbiren tutuklandı.
Doğrusu bu duruma sayın başbakanın itirazı bir kaç gün önce bir TV programında dile getirdiği veya Saygun'u ziyaretiyle ifade edilmiş bir kaç günlük bir hikaye değil. Daha İlker Başbuğ tutuklanırken bunu ifade etti, hatta bu garabeti düzeltmek için 3. Yargı Paketi'ne gereksiz tutuklamaları engellemek üzere maddeler ekletti. Ancak 3. Yargı Paketi çıktığı halde hedeflenen iyileşme, ilgili davalara bakan savcı ve hakimlerin direncine çarptı.
Oysa daha önce de defalarca dile getirdiğimiz gibi, AK Parti, ismine aldığı iki unsurdan biri olarak, kalkınma kadar, hatta ondan daha öncelikli olarak 'adalet' iddiasına sahip bir parti. Adalet ise herşeyden önce intikamı dışlayan bir değerdir. Dahası, bir kavme, bir gruba, bir partiye olan öfkenin onlara karşı haksızlığa sevketmeyecek şekilde idare edilmesi bu adalet anlayışının en önemli şiarlarından.
Olayın bir yanı bu. İkinci bir yanı da ilanihaye sürdürülecek bir rövanş davasının Türkiye'yi hiç bir düzlüğe çıkarmayacağının bilinmesidir. Düne kadar darbe fırsatlarını hiç bir şekilde kaçırmayan, yargılandıkları esnada bile darbe teşebbüsleri ortaya çıkan vesayetçiler için de bugün artık çok şey değişmiştir. CHP'li vekil bile kendi seçmenlerine 'darbeden umutlarını kesmelerini ve artık iktidara gelmek için siyasetten ve sandıktan başka bir yol olmadığı' mesajlarını veriyorsa Türkiye artık başka bir yere gelmiş demektir.
Bu düzlükte artık bu normalleşmeyi başarabilmiş olan başbakanın toplumun bütün kesimlerini kucaklayan jestlerine alışmak lazım. Saygun'un süreç içinde hastalığı ve tutukluluğu bağlamında oluşan özel hali dolayısıyla bu ziyaret anlamını bulmuştur. Darbe ihtimalinin kalmadığı ülkemizde bir toplumsal restorasyon için kucaklayıcı adımlar atmak ümkündür. Amaç intikam değil, adalettir. Bu, ne darbeleri yapanların veya teşebbüs edenlerin masum olduğunu ne de cezasız kalmaları gerektiğini söyler. Ancak herkes gibi onların da adil bir yargılamayı hak ettiklerini hatırlatır.
Bu türden davranışlara bakıp, 'Başbakan hatasını anladı özür diliyor' diye yorumlamakla kalmayıp bir de neredeyse bütün Balyoz ve Ergenekon teşebbüslerini aklamak için bir fırsata dönüştürme uyanıklığını sergileyenler oluyor. Bununla yetinmiyorlar, bir de 'şimdiye kadar aklı nerdeydi' diye kendi ebedi haklılıklarını tesis etmeye kalkışmıyorlar mı?
Ne diyelim? Yine de sağolsunlar, bize bir 'la havle' çektiriyorlar: La havle vela kuvvete illa billah.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları














































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
3.06.2020
6.01.2019
16.10.2019
14.10.2019
9.09.2019
8.07.2019
8.07.2019
22.04.2019
1.02.2019
25.02.2019