Yasin AKTAY
Teröre bulaşmış, terörü destekleyen belediyelere kayyum atanması üzerine HDP'nin kadın eş başkanı “biz de onlara bayramı zehir edeceğiz” diye bir açıklama yaptı. Ardından bayramın ilk günü PKK Van'da AK Parti binasının yakınına, bayramlaşma ortamı dolayısıyla en kalabalık olacağının hesaplandığı bir anda bir tonun üstünde bomba yüklü bir araç patlatarak 50 kadar sivil insanı yaraladı.
AK Parti önünde önceden kurulmuş olan barikat dolayısıyla aracın Parti binasının önüne kadar yanaştırılamadığı ve partideki bayramlaşmanın hesaplananın veya tahmin edilenden farklı bir zamana ertelenmiş olmasından dolayı bombalama eyleminde hedeften sapılmış oldu. Yoksa hedef maksimum sayıda ölüme yol açmaktı. O taktirde bayram gerçekten de HDP eş-başkanının tehdit ettiği gibi daha acı bir zehir olmuş olacaktı.
Ardından bayramın 2. gününde Şemdinli'de seçimlerde AK Parti'den aday olan Ahmet Budak'ın evinin kapısını bayram ziyareti intibaı vererek çalan iki terörist, onların bu sui-niyetine kanıp kapıya gelmesiyle birlikte evinin önünde ve çocuklarının gözü önünde hunharca katletti.Bayram burada gerçekten zehir oldu.
Durum yeterince çarpık ve uygunsuz gelmiyor mu? HDP eş başkanı bayramı zehir etmekle tehdit ediyor ve ettiği tehdidin gereği PKK terör örgütü tarafından yerine getiriliyor. HDP ilePKK arasındaki ilişkinin bu şekilde faş edilmesi nasıl bir meydan okumadır? Eşbaşkanın bu şekildeki tehdidi başlıbaşına bir meydan okuma, ama asıl bu tehdidin hemen, alelacele yerine getirilmesi daha farklı bir meydan okuma. Küstahsa küstah, pişkinse pişkin, sapkınsa sapkın bir ilişkiyi açığa vuran bir meydan okuma.
Kayyum atamaya demokrasi adına karşı çıkıyorlar ama buna karşı cevaplarını demokrasiye en uzak yerden, terörden, şiddetten getirip veriyorlar. Böylece aslında demokrasi sınırları içinde bir nefes dahi almayı hak etmediklerini, meşru siyaset sınırları içinde bir gün bile kalmaya hakları olmadığını kendi elleriyle göstermiş oluyorlar.
Aslında bunlar yerel yönetimlerine kayyum atandığı için teröre başvuruyor değiller. Sıralamayı tekrar hatırlatalım. Bunların belediyeleri terör faaliyeti yaptıkları veya teröre destek verdikleri için yerlerine kayyum atanıyor. Ama teröre alışık oldukları için buna da cevaplarını yine terörle veriyorlar. Yani kendi siyasi faaliyetlerini terörle o kadar içiçe yürütmeye alışmışlar ki, bu alışkanlığın bir hakka dönüşmüş olduğunu zannediyorlar veya bir emrivakiyle öyle kabul edilmesini istiyorlar.
Güneydoğu'da HDP'nin nasıl oy alıyor olduğunu, bir çok bölgede oylar üzerinde nasıl böylesi bir hegemonya kurabiliyor olduğunu bu iki olay yeterince açık bir biçimde göstermiyor mu? Son seçimlerde HDP'nin bütün seçim kampanyalarını PKK yürütmüştü. PKK'nın silahlı unsurları köy köy, ev ev gezerek insanları AK Parti'den aday olmama konusunda büyük bir baskı yapmıştı.
Bu tehdit başlıbaşına caydırıcı olmaya yetiyordu, ama yetmiyorsa, yani bir şekilde aday olma cesaretini gösterenler o günlerde canlı faaliyet içinde olan yakınlardaki kamplara götürülerek mahkeme ediliyor, cezalar kesiliyordu. Bir çok siyasetçi, işadamı, kanaat önderi, AK Parti'ye üyeliği, sempatizanlığı veya adaylığı dolayısıyla, hatta HDP'ye yeterince destek vermiyor olması dolayısıyla ağır bedeller ödemek zorunda bırakılıyordu. Bu bedeller, haraç, sürgün, onuruyla oynanma veya ölüm şeklinde gerçekleşiyordu. HDPKK'nın Kürtlere vaat ettiği veya sunduğu şey asla özgürlük olmadı. Kürtlere özgürlük için tek seçenek bırakıyordu: PKK'ya boyun eğmek. Bir Kürt PKK'ya boyun eğmiyorsa tek kelimeyle “Hain Kürt” olarak yargılanıp cezası kesiliyordu.
O yüzden PKK'nın birinci dereceden kurbanları da Kürtler oluyor. PKK'nın fiilen Kürtlerin düşmanı olması sadece onlara sunduğu politik vizyonun Kürtlerin kültürüyle, örfüyle, inancıyla bağdaşmıyor olmasından dolayı değil. Aksine fiilen PKK her gün Kürtlerin canına, malına, çocuklarının geleceğine, onuruna, şerefine ve özgürlüğüne kast etmektedir.
PKK Kürtlerin vesayetini alabilmek için devletle savaşıyor.Kürtleri demokratik yollarla kendine bağlanmaya ikna edemediğini gördükçe onlar üzerinde ağır baskılar uyguluyor. Haddi zatında bu, Kürtlerin sopadan başka bir dilden anlamadığını söyleyen Abdullah Öcalan'ın PKK'ya tavsiye ettiği bir taktiğin kararlı uygulamasından başka bir şey değildir.
Çukur siyasetinin fiyaskoyla neticelenmesi, ardından 15 Temmuz'da yakalanmış olan büyük fırsatın da kendileri açısından heba olmasından ve Türkiye'nin Cerablus müdahalesiyle birlikte birleştirilmeye çalışılan koridor hayalini suya düşürmesinden sonra PKK, iyice kaybetmiş olduğu Kürt halkı üzerinde sopasını yeniden sallandırmaya başladı. Bu yolla Kürtleri tekrar kendine bağlayabilmenin telaşı içinde. Ama hem artık Öcalan'ın Kürtler hakkında yaptığı o ağır hakaret dolu analizin de artık bir geçerliliği yok hem de Kürtleri ikna edemese bile Kürtleri yönetmek üzere TC Devletinden istemek ve almak seçeneği de artık hesap dışı kalmış bir ham-hayal-stratejiden ibaret kaldı.
Bakalım PKK bu çaresiz stratejilerde daha nereye kadar çırpınacak? Bu çırpınışın sonunda görünen iyice batmak ve yok olmaktan başkası değil. PKK'nın 15 Temmuz'dan sonra kendisi için de artık yeni bir konjonktürün ortaya çıkmış olduğunu ve bu konjonktürde kendisine, şiddet, terör, pusu ve kalleşlik boyutuyla, hiçbir yer kalmamış olduğunu görmekten başka seçeneği yok.
***
Bu vesileyle PKK'nın Van'daki saldırısında yaralananlara acil şifalar, Şemdinli'de bayramın ikinci günü çocuklarının önünde yapılan kalleşçe saldırıda şehit düşen kardeşimiz Ahmet Budak'a Allah'tan rahmet, yakınlarına baş sağlığı diliyorum.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları














































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
3.06.2020
6.01.2019
16.10.2019
14.10.2019
9.09.2019
8.07.2019
8.07.2019
22.04.2019
1.02.2019
25.02.2019