Yıldıray OĞUR
Dün YGS sınavına giren 2 milyon 126 bin 681 adaydan çok azı sınavı 160 sorunun tamamını cevaplayarak bitirecek ya da bir iki yanlış da kalabilecek. Daha azı da birkaç ay sonra yapılacak LYS sınavında kendi puan türünde aynı başarıyı tekrarlayabilecek ve en başarılı 2000 öğrenci arasına girecek.
Onlardan 2014 puanlarına göre ilk 2260 öğrenci arasına girebilenlerden bir kısmı ODTÜ Elektrik Mühendisliği bölümüne girmeyi başaracaklar.
Elazığ’ın Akpınar Köyü’nden A.Ö. bunu yarışın daha da çetin olduğu 80’li yılların sonunda başarmıştı. 1993 yılında ODTÜ Elektronik Mühendisliği’nden mezun oldu. Yetmedi, başarılı bir öğrenci olarak aynı bölümde mastera kabul edildi.
Bu diplomalarla çok yüksek maaşlı bir işe girebilir ya da yurt dışına gidip akademisyenlik kariyerine başlayabilirdi.
Ama o tuhaf bir şey yaptı ve polis olmayı seçti. Girmesi muhtemelen ilk işinin 4’te biri bir maaşla Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı’nda çalışmaya başladı. 1996’da masterını tamamladı. 2001 yılında Kuzey Teksas Üniversitesi’nde suç ve adalet üzerine bir master daha yaptı. 2008 yılında Washington’da Amerikan Üniversitesi’nde ise Siyaset Bilimi doktorası. Sonra doçent oldu.
Emniyet İstihbarat Dairesi Teknik Şube Müdürü olarak 2011 yılının Haziran ve Ekim-Kasım ayında iki yıllık izin hakkını da ABD’ye gitmek için kullandı. Tuhaf olanı kurumuna Stuttgart’a gideceğini söylemesiydi. Ayrıca yalnız gittiğini söylemişti. Halbuki her iki seferinde de yanında Emniyet İstihbarat Dairesi Teknik Şube’den yardımcısı S.Z. de vardı.
28 Ekim-4 Kasım 2011 tarihleri arasında ABD’den giden A.Ö., tuhaf bir şekilde iki hafta sonra 23 gün daha izin alıp yeniden ABD’ye uçtu. Yine ne tesadüftür ki 21 Kasım-13 Aralık 2011 tarihleri arasında o ABD’deyken, aralarında yardımcısı S.Z., aynı birimden komiserler ve Başbakanlık koruma ekibinden bir komiserin de olduğu dört kişi 24 ve 25 Kasım 2011 tarihlerinde Başbakan’ın Keçiören’deki evinin altındaki ofisinde ve Başbakanlık merkez binadaki ofisinde arama yaptılar. Tam da Başbakan İstanbul’da ameliyat olmuş, hasta yatarken…
Savcıya göre, 28 ve 29 Aralık 2011 günleri MİT tarafından yapılan aramada her iki ofiste bulunan dinleme cihazlarını onlar yerleştirmişti.
28 Aralık 2011 günü, MİT yetkilileri Başbakanlık’ta arama yapmak için Yenimahalle’deki MİT kampüsünden ayrılmadan iki dakika önce başka bir MİT mensubunun, böceği yerleştirdiği iddia edilen S.Z.’yi aradığını, onun da bu telefondan hemen sonra ABD’deki müdürü A.Ö’yü aradığını tespit eden savcı, A.Ö’nün 'Örgütlenmeyi yapan ve diğer şüphelileri ayarlayan' kişi olduğunu iddia ediyor, onun için müebbet hapis cezası istiyor.
Yine Savcıya göre Başbakan’ın iki ofisine böcek yerleştiren dört kişilik ekibin içinde yer alanlardan biri de E.Ç.'ydi. İddianamedeki ifadesine göre İstihbarat Daire Başkanlığı’ndan “böcek arama tarama ve teknik cihazlar üzerinde uzman” bir polis E.Ç.
1988 yılında Bingöl’ün Sancak köyünde doğan E.Ç. de tıpkı A.Ö. gibi ODTÜ Elektrik ve Elektronik Mühendisliği’nden. İlk iki bin arasına girip ODTÜ’yü kazandıktan bir yıl sonra tuhaf bir şekilde polis akademisi sınavına da girip FYO olmayı tercih etmiş. 2009 yılında her iki okuldan birlikte mezun olduktan bir hafta sonra önce Ankara Terörle Mücadele’de çalışmaya başlamış. Bir hafta sonra İstihbarat Şube’ye geçmiş. Bir hafta sonra da İstihbarat Daire Başkanlığı’na…
Yine ilk gireceği işin dörtte biri bir maaşla, devletin en kritik dairesinde çalışmaya başlamış. Bu eğitimden sonra yaptığı iş devlet kurumlarında 'böcek' taraması yapmak.
Savcıya göre bu kariyerin sonu Başbakan’ın ofislerine yerleştirilecek böcekleri Hollanda’da bir şirketten satın almak, daha sonra da kendi elleriyle o böcekleri çoklu prizlerin içine yerleştirmek olmuş. O da siyasi casuslukla yargılanıyor. 27 yaşında kaçak hayatı yaşarken geçen ay Romanya’da yakalandı.
1977 yılında Ordu Perşembe’nin Medreseönü köyünde doğan S.D ise hâlâ kaçak. Polis Akademisi mezunu. 2003 yılında ABD’ye Ceza Adaleti masterı için gitmiş. Ardından bir de Siyaset Bilimi doktorası yapmış. İngilizce ve Fransızca biliyor. 2009’da döndükten sonra ABD’de tanıştığı A.Ö. ve Başbakanlık koruma amiri Z.B.'nin referansıyla 2011 yılında getirildiği iş ise; Başbakanlık Teknik Arama Ekip Amirliği. Yine onca eğitimden sonra…
2011 yılının 25-26 Kasım’ında Başbakan’ın ofislerine 'böcek' yerleştiren dört kişilik ekibin amiri o, savcıya göre. Başbakanla birlikte İstanbul’dayken amiri Z.B.’den “çocuğum hasta” diyerek izin alıp Ankara’ya geliyor. Savcı, herhangi bir hastaneye gitmediklerini, bir doktoru aramadıklarını eşinin telefonundan ve Medula kayıtlarına kadar her şeyi araştırıp ortaya koymuş. Zaten çocuğu hasta olduğu için geldiği Ankara’da Başbakanın ofislerinde Emniyet personeliyle birlikte yaptığı “böcek” aramasından amirlerinin bile haberi olmadığı ortaya çıktı. Ya da amirleri onu sattı!..
O sırada ofislerde görevli polisler, savcıya iki teknik uzman polis odalarda çalışırken S.D.’nin kendilerini başka bir odaya alıp Uzak Doğu sporları konusundaki uzmanlıklarını göstererek meşgul ettiğini söylediler. 26 Aralık'tan 30 Aralık'a kadar Erdoğan'ın konutuna yakın bir yerde bulunan Adalet Bakanlığı Eğitim Merkezi'ne uğradığı ve iddiaya göre burada ofislere yerleştirilen cihazların sinyallerini test ettiği tespit edildi. Ve bütün bu işleri yaparken ABD’deki A.Ö.’yle sık sık konuştu. O yüzden kaçak… 38 yaşında ve bunca eğitimden sonra casuslukla suçlanan bir kaçak artık…
Böcek davasının sanıklarından bacanağı A.T. de onun gibi Polis Akademisi mezunu. 2001 yılında Virginia State Üniversitesi’nde Kamu Yönetimi masterı, 2002 yılında Texas Üniversitesi’nde Adalet Bilimleri masterı, 2004 yılında tekrar Virgina State’de Kamu Yönetimi doktorası yaptı. 2006 yılında ABD’de yılın öğrencisi seçildi. Aynı üniversitede Emniyet Genel Müdürlüğü Araştırma Merkezi’ni kurdu. NATO’da ve FBI’da eğitim aldı. Sonra da gelip Başbakanlık Koruma Ekibine katıldı.
Bir mafya lideri için özel bir ofiste 'böcek' taraması yaptığı ortaya çıkınca meslekten ihraç edildi. Böcek soruşturmasında aranırken İstanbul Swissotel’in bir odasında yakalandı. Gecesi 300 dolar olan otelde 3 aydır kalmakta olduğu anlaşıldı. Kayıtlarda adı geçmiyordu. Yakalandığında odasında lüks oto kaçakçılığı işleri yapan sabıkalı bir isim de vardı.
Odasından hard disk, flash disk arşivi, bir Bulgaristan vatandaşı üzerine düzenlenmiş sahte pasaport, içinde “Hizmet” geçen notlar, sahte dolarlar çıktı. Savcı, 17039… 1571… başlayan ABD’de kayıtlı iki telefonla görüşmelerini tespit etti.
O telefonlar Sinan Dursun’a aitti. Google’a Sinan Dursun adını yazınca karşınıza 2008 yılında AP ajansında çıkmış bir haber çıkıyor. Sinan Dursun yardımcısı olarak geçtiği Fethullah Gülen’in ABD’de aldığı oturma izni hakkında ajansa bilgi vermiş. Sağlığı el verirse Türkiye’ye de kısa süreli bir ziyeret yapmak istediğini söylemiş.
Bugün Fethullah Gülen’in ABD’deki yeşil kartının süresi vatandaşlığa geçişine bile yetiyor olabilir.
Kaçak hayatı yaşayan genç polislerden daha şanslı olduğu kesin…
Hukuki soruşturma, iddianame, mahkeme safhasında olan biten bir tarafa…
Anadolu’nun bir köyünden çıkıp ODTÜ Elektrik Mühendisliği bölümünü kazanan, dava için polis yapılan, sonra da onca kariyerden, masterdan doktoradan sonra Başbakan’ın ofisine 'böcek' yerleştirip suç işletilen, genç yaşlarında müebbetle yargılanan kaçaklar haline sokulan insanları, gençleri düşünelim bir an için…
Fethullah Gülen, Anadolu’nun köylerinde, kasabalarında, şehirlerinde doğan muhafazakâr ailelerden gelen gençlere dershaneleriyle, okullarıyla, yurtlarıyla yardım edip onların ODTÜ’ye, Virginia State Üniversitesi’ne kadar gelmesine vesile olduğu için kendisiyle övünebilir.
Ama sonra, bütün istihbarat işlerini, yoğun telefon ve ziyaretçi trafiğini bırakıp mütevazı odasına çekildiği anlarda, ihtirasları ve iktidar tutkusu uğruna heder ettiği, suça bulaştırdığı, hapishaneye düşürdüğü, yurt dışında kaçak hayatı yaşamak zorunda bıraktığı gençlerin durumuyla ilgili küçük de olsa bir sorumluluk hissediyor mudur?
Fethullah Gülen son konuşmasında “hırsızlıklar, yolsuzluklar” yüzünden hükümeti halktan özür dilemeye çağırmış.
Peki ya kendisi, Anadolu’nun bir “altın nesli”ni çalıp harcadığı için de bir gün özür dileyecek mi?
Yoksa bu küçük insanların mağduriyetleri üzerinde düşünmeyecek kadar büyük davalarıyla meşgul ve o kadar mı mütevazı?
http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yildiray-ogur/585289.aspx
Yazarlar
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları



















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025