Yıldıray OĞUR
Hz. İsa’nın doğduğu Filistin şehri Beytüllahim’den Şili’ye göç etmiş bir aileden gelen doktor baba ile soyağacı dallanıp budaklanan Türk bir annenin çocuğu olarak Zürih’in bir dağ köyünde başlayan bir hayat...
Ona hamileyken rahim kanseri olan annesine doktorlar doğal hayatı önerince o yıllarda her yerinden bir ünlü ve avenesinin fırlamadığı, sosyetenin de henüz keşfetmediği küçük bir köy olan Yalıkavak’a, doğadan şifa bulmaya geliyorlar ailece. Yolu bile olmayan köyün tek tük kalmış bir yel değirmenine yerleşiyorlar.
Hikâyenin en başı bir modern masalla karşı kaşıya olduğumuzu yeterince anlatıyor.
Elektriği olmayan, suyun kuyudan çekildiği, yenilen herşeyin toprakta yetiştirildiği, bütün yemeklerin ocakta piştiği, çamaşırların küllü suyla yıkandığı bir evde yetiştiriyorlar Victor’u. Yoksulluktan değil, böyle olmasını tercih ettikleri için. Uzun beyaz elbiseleri ve uzun sakalları ile İsa’ya benzeyen hippi babası Bodrum sokaklarında ev kurabiyesi satıyor. Dün 70 yaşında oğlunun mezarlığına buğday başakları atan annesi kanseri yeniyor...
Victor’u bu toprağın has bir çocuğu olarak yetiştiriyorlar. Anne sütünden başka süt içirmiyorlar. Saçına şampuan sürmüyorlar. Hiçbir hayvanın etini kursağından geçirmiyorlar. Bir paket bisküvi, bir tane çikolata alınmamış bir çocuk...
Tüm bunların yerine Türkçeyi ‘Yalıgavaklılardan öğrenmiş bir de toprağa buğday atılırken “kurda, kuşa, aşa” diye dua edildiğini, her rızkın ancak üçte birinin kendisine helal olduğunu...
Sıkıcı üniversiteyi yarıda bırakıp bütün dünyada doğal hayat pratiklerinin peşinde, vejetaryen aşçılılık yaparak dolaşmış. İskoçya’dan, babasının vatanı Şili’ye kadar gitmediği, görmediği yer kalmamış. Doğal hayatın ortak dilini ve felsefesini yerinde keşfediyor. Şilili köylülerle, Yalıkavaklı köylülerin aynı dünyanın insanları olduğunu...
1991’de döndüğü Bodrum’da köylerden satın aldığı doğal ürünleri pazarda satarak başlıyor işe... Aynı yıl doğal ürünlerin satıldığı Başak Cafe’yi açıyor. Sonra da Buğday Vejetaryen Kültür Merkezi geliyor. 1996’da elle yazılıp fotokopiyle çoğaltılan Buğday dergisi çıkıyor. Bir adamın tüm hayatıyla örnek olduğu bu yeni yaşam tarzının etrafında gönüllüler birikiyor. 2002 yılında Buğday Derneği kuruluyor. Köy köy dolaşıp çiftçilere ekolojik tarımı anlatıyor. Ekolojik pazarlar, ekolojik ürünler satılan rafların hepsi onun ve arkadaşlarının eseri...
İşler büyüyünce, kendi ifadesiyle yedi yaşındaki oğlu Ali onu “dünyayı kurtaran garip ekoloji kralı babası” gibi görmeye başlayınca 2007 yılında Buğdayname adlı bir mektup yazıp “Tüm iş ve sorumluluklarımdan, hayrına inanarak, kendi rızamla ayrılıyorum. ‘Kendi rızam’ kısmı konusunda ‘Allah rızası için’ dersem daha dürüst bir ifade olacak benim için” diyerek, Kaz Dağları’nın eteğindeki evine dönüyor.
Saçlarını Antalya Korkuteli’nden getirdiği bir kil ile yıkadığı, yemeğini toprak tencerede pişirdiği, bulaşıkları için arapsabunu ve çam terebentinden bir karışımı kullandığı, keçe üzerinde saf pamuktan bir yorgana sarılıp uyuduğu, tabii ki televizyonu olmayan evinden çıkıp annesini görmeye gittiği Fethiye’de 40 yaşında hayatını kaybetti Victor.
Ekolojiye uzun uzun yaşamak, toprağa kök salmak, yaşlanmamak için merak salmamıştı zaten. ”Ekolojik ürünler ölümden kaçmak için değil, aksine, güzel yaşamlar ve bir noktasında da güzel ölümler içindir” demişti bir yazısında. “Yaşamda varmak istediğim tek nokta her an Allah Rızası için yaşayabilmek” diyen bir dervişti Victor. Dün cenazesinin kaldırıldığı Bodrum Bitez Kaynak Camii’ne gelenlere tohum dağıtıldı. O tohumlara toprağın diğer tohumlardan torpilli davranacağına kuşku yok.
40 yaşında genç bir adama ölüm yakışmaz. Ama bir medya klişesi olan “Toprağa verilen” terkibi de herkes için savrukça kullanılan “bu toprakların yetiştirdiği” tamlaması çok yakışıyor Victor Ananias’a.
Tanımadığınız ama hayalinizi gerçekleştirmiş bir kahramana, balkon çocuklarının kıskanç ve kötücül “Ekolojinin babası mantardan zehirlendi” başlıklarıyla değil de hak ettiği şekilde veda etmek için yazılmış bir yazıydı bu.
Ona bu kibirli müstehzi ölüm haberleriyle değil, ünlü Mesnevihan Şefik Can’ın ölümü ardından yazdığı bir yazıda Mesnevi’den alıntıladığı dizelerle veda etmeliyiz:
“Avladığım bir avı, alçaktan yukarılara çıkarmak için, sır âleminden uçup gelmiş bir doğan idim. Burada, kendime uygun bir kimse bulamayınca, girdiğim kapıdan gene dışarıya çıktım.”
Yazarlar
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025