Yıldıray OĞUR
Bayönder oyunu en son ne zaman Devlet Tiyatroları’nda sahnelenmiştir acaba? Eğer sahnelenirse afişine dikkat edin. Dramaturg bölümünün karşısında mutlaka şu isimin yazması gerekir: Mustafa Kemal Atatürk.
1932’de Atatürk’ün Münir Hayri Egeli’ye sipariş ettiği, üzerinde bir dramaturg gibi çalıştığı, son halini verdiği Bayönder’de kimin hikâyesi anlatılıyor tahmin etmişsinizdir herhalde. Tabii bu Yunan Tanrıları gibi giyinen, ama Türk Tanrıları gibi öz Türkçe konuşan, yarı Tanrıça eşi Bayan İzgen’le birlikte “Bir tarihi atıp başka tarihi yaratan” yarı mitolojik anonim bir Ata’dır. Bay ve bayan kelimelerini de bu oyuna borçluyuz.
Bayönder, Atatürk’ün tek tiyatro eseri de değil. 1932’de Atatürk’ün Faruk Nafız Çamlıbel’e yazdırdığı Akın’da Türklerin Orta Asya’dan bütün dünyaya medeniyeti taşıması anlatılır. Tabii kastedilen şöyle bir medeniyettir:
“Çivisinden tanırlar Türk atının nalını
Uçurun dört taraftan Asya’nın kartalını
Karşı çıkanlara siz sevgi atın, nur atın,
Anlamayan olursa ok ucuyla anlatın”
Atatürk’ün katıldığı temsillerde bu Akın çok beğenilince devamı olarak Özyurt’u yazmış Faruk Nafiz. Türkler kaldıkları yerden dünyaya medeniyeti getirmeye devam etmiş bu oyunda. (Atatürk’ün Akınadlı oyunu Muhsin Ertuğrul’a zorla oynatma hikâyesini ve Ertuğrul’un tam bir sanatçı gibi direnişini merak edenler Cemal Granda’nın anılarına bakabilir.)
Cumhuriyet’in ilk yıllarında Tiyatro o kadar rejimin hizmetindeymiş ki 1934’te sırf İran Şahı Türkiye’ye gelecek diye Atatürk, Türk-İran dostluğunu anlatmak üzere tiyatroculara Öz Soy oyununu sipariş etmiş.
Devlet Tiyatroları’nın temelleri ise Behçet Kemal Çağlar ve Atatürk’ün özel tiyatrocusu Münir Hayri Egeli’nin birlikte hazırladıkları içinde;
“Türk’ün güneşleriyle dünya ufku ağardı;
Türk olmasa tarihe yazılacak ne vardı?”
gibi Shakespearian mısraları olan Çoban oyununu izleyen Atatürk’ün “Tiyatro bir memleketin kültür seviyesinin aynasıdır. Bu faaliyete devam edelim” sözleriyle atılır. Meclis’ten geçirilen “Milli Temsil Akademisi Kanunu” ile devlet tiyatro işine girer bu işin başına da tabii ki Atatürk’ün dramaturg olarak birlikte çalıştığı Münir Hayri Egeli getirilir.
Siz hiç tiyatrocular arasında Devlet Tiyatrosu’nun iktidarın kucağında bu ırkçı ve faşizan kuruluş hikâyesine yönelik bir itiraz, eleştiri duydunuz mu?
Hadi diyelim bunu bilmiyor, görmezden geliyorlar. Peki ya şimdi haklı olarak iktidarın tiyatroya müdahalesine karşı çıkan tiyatrocular çalıştıkları Devlet Tiyatrosu’nun tüzüğüne de mi hiç bakmadılar? Bunun için Devlet Tiyatroları’nın resmî internet sitesine girip kuruluş amacının altında yazılanlara bakmaları yeterliydi hâlbuki. Devlet Tiyatrosu’nun o beş temel amacından üçünü okuyalım:
“Yerli ve yabancı eserlerle halkın genel eğitimini, dil ve kültürünü yükseltmek, Türk dilini yerleştirmek ve şive birliğini meydana getirmek, temel değerler üzerinde doğru yargılara varılmasını sağlamak.”
Umarım bu üç amacı okuduğunda “ne var ki bunlarda” diyen tiyatrocu sayısı, “şive birliğinden bize ne”, “temel değerler üzerine ortak yargılar oluşturmak gibi faşizan bir işin bizle ne ilgisi var ki” diye soranlardan daha azdır.
Aslında tiyatro derneklerinin itirazları üzerine bu amaçların yazdığı yönetmeliği Danıştay iptal etti. Ama ne var ki tiyatrocular bu yönetmeliği Danıştay’a bu faşizan amaçlar için değil dizilerde oynama izni için götürmüştü.
Keşke iktidar baskısına karşı haklı olarak sokağa çıkan tiyatrocular dünyada herhalde sadece Türkiye’de olan tiyatroya girerken Milli Güvenlik dersi alma garabetine de itiraz etselerdi. Kültür Bakanlığı’nın sayfasındaki Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü Aday Memurların Yetiştirilmesine İlişkin Yönetmelik’e göre diğer tüm memurlar gibi Devlet Tiyatrosu’na girenler de güvenlik soruşturmasından geçiyor, inkılâp tarihi, Atatürkçülük, milli güvenlik dersleri alıyor.
Biraz da Şehir Tiyatroları’na bakalım. Yönetmeliği açıyoruz yine:
“İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatrosu, bir temel hak olarak Anayasa’nın güvence altına aldığı sanatın ve özellikle tiyatronun toplumsal görevine uygun olarak halkın kültürel üretiminin, çağdaş eğitiminin Sanat düzeyi ve bilincinin yükseltilmesine katkıda bulunmak.”
“Tiyatronun böyle bir toplumsal görevi yoktur” diyen tiyatrocular da vardır umarım. “Halkın bilincinin yükseltilmesi” gibi işlerin 19. yüzyılda kaldığını söyleyecek kadar tarih ve siyaset bilen de. Şehir Tiyatroları Yönetmeliği’nde en dikkat çekici bölümse disiplin cezalarını düzenleyen maddeler. Neredeyse tüm ihtimaller düşünülüp, yazılmış:
Şunlar için kınama veriliyor:
“Oyundan antre kaçırmak, Oyuna eksik aksesuarla çıkmak, Rejisörden izin almadan oyun metni dışına çıkmak ve mizansen değiştirmek, Perdenin erken açılmasına, geç ya da erken kapanmasına neden olmak, Işıkları- ses düzenini, zamanından erken açmak ya da geç kapamak.”
Şunlar ise üç aya kadar ihraç nedeni:
“Tiyatro içinde sürekli geçimsizlik yaratmak ve huzuru bozmak, tiyatroya içkili gelmek, temsil ve provalarda görevli olsun ya da olmasın İl hudutları dışına çıkmak, yönetim kurulundan izin almadan tiyatroda yayın dağıtmak ve satmak.”
Bunlar ise temelli ihraç nedeni.
“Kumar oynatmak, içki içmeyi itiyat edinmek, uyuşturucu madde kullanmak, ticaretle uğraşmak.
Başbakan Erdoğan umarım Atatürk gibi dramaturgluğa heves etmemiştir. Umarım Cumhuriyet’in halkın bilincini tiyatroyla yükseltmek idealini onlar da paylaşmıyorlardır.
Ve umarım bugün iktidarın tiyatroya müdahalesine haklı olarak ses çıkaran Devlet ve Şehir Tiyatroları çalışanları devletin ideolojik aygıt olarak kurduğu, bir iktidar projesinin göbeğinde çalıştıklarının da farkındadırlar.
Ve tek itirazları da tepemizde bu iktidarı değil o iktidarı istiyoruz değildir...
Yazarlar
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları











































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025