Yıldıray OĞUR
Bu yazıyı yazarken tek bir endişem var. Yazıyı herkesten önce okuyacak Tamer Abi (Yazarlar Editörümüz) üzülecek mi acaba? 1 Mayıs 1977 günü alanda olanlardan biriydi Tamer Abi. TKP’nin gazetesi Politika’yı çıkaran isimlerdendi. Sorumlu Yazıişleri Müdürü olarak kendisinin bile yazmadığı bir yazı için yıllarca içeride yatmıştı.
Onu kırmayı hiç istemem. Peki, hem gerçeğe karşı dürüst davranıp hem nasıl yapabilirim bunu?
1 Mayıs 1977’yle ilgili konuşurken aslında yüzbinlerce insanın ilk gençlik hatıralarından, hayatlarının en büyük hikâyelerden birinden, pek çok dostlarını bıraktıkları bir kara günden bahsediyoruz. Tartışırken bu hassasiyetlere dikkat edilmesi gerektiğini hatırlatanlar çok haklı.
Daha birkaç ay önce bu gazetede Mavi Marmara’yı konuşurken de durum hiç farklı değildi. Bütün cümlelerin üstüne hayatını kaybeden gencecik insanların gölgesi düşüyordu. Günün sonunda o yazılar yüzünden çok sevdiğim bir dostumu kaybettim.
Taraf gibi ne yapacağı belli olmayan bir gazetede beş yıl çalışınca bu mahalle baskısına alışıyor insan. Birinci sayfaya koyduğumuz her Öcalan resminden sonra arayan babamı sonunda bir müzakereci demokrata çevirmeyi başardım. Sivas Katliamı ya da Ermeni Soykırımı üzerine gazetede çıkan anafikirlerine katıldığım bazı yazılarda Müslüman-Sünniler için “bunlardan adam olmaz”, “hepsinin özünde var bir milliyetçilik” gibi özcülüğe kayan dil karşısında “ama üslup” diye içimden söylendiğimi hatırlıyorum. Taraf’ta Kuran’ın aslında tahrif edilmiş bir kitap olduğuyla ilgili bilimsel iddialar içeren yazılar çıkarken “Taraf’ı bize küfredilsin diye almıyoruz” diyen kaç telefona, mail’e cevap yazdığımı ise inanın hatırlamıyorum.
Ama başka bir mahalleden olmama rağmen bu beş yıl içinde son 1 Mayıs 1977 tartışması kadar yoğun bir mahalle baskısı altında kalmadım doğrusu.
Entelektüel rasyonalitelerine güvendiğim bir sürü insanın “Ama Müslümanların komplolarına inanıyorsunuz da solcuların komplolarına neden inanmıyorsunuz” gibi neredeyse bir komplo dilenciliğine ucu varan çocuksu tepkileri karşısında ne denebileceğini bilemiyorum artık. Teskin etmek, tamam devlet de var işin içinde diye gönül almalardan fenalık geliyor. “Ama Ermeniler de bizi kesmişti” diyen bir Türk milliyetçisine ne diyorsak onu dediğimizde ise karşımızda üslup polislerini buluyoruz.
Hâlbuki somut bir olaydan bahsediyoruz. Ama İpek Çalışlar ve Güldal Kızıldemir’in 1986’da yaptıkları kapsamlı araştırmada ortaya koydukları olgulara karşı somut karşı olgular koymaktansa duygusal patlamalar, kırılmalar, gücenmeler, “ama üslup böyle olmamalı”lar üzerinden ilerliyor tartışma.
(Tabii bir de gerçeğe bir kez daha kıçını dönenler, Atatürk’e bir şey diyemeyip İnönü’ye laf atan kurnaz sağcı siyasetçi taktiklerine başvuranlar, yazılarını okuyanlarda bu berbat gazetede yazmak zorunda kalmasının ne büyük bir insan hakları ihlali olduğu duygusunu uyandıranlar var.)
Ben yıllarca 1 Mayıs üzerine okuyup, Intercontinental Otel’den kalabalığın üzerine ateş açıldığını düşünen ve bu yüzden yıllar sonra 1 Mayıs Taksim’e dönerken o otelin bahsedilen odalarından birinden “Bu odadan ateş edenler bulunsun” pankartı asılması fikrine önayak olanlardan biriyim. Bugün bunun bir şehir efsanesi olduğunu keşfediyorum. Hem de bunun komplo teorilerine en mesafeli liberal entelektüellerin bile yıllardır sorgulamadan inandığı Aydınlık menşeli yontulmamış bir CIA komplosu olduğunu keşfediyorum şaşkınlıkla.
Kazancı Yokuşu’na çekilmiş ve izdihama neden olan o kamyonun derin devlet taşımacılık şirketine değil de bir sendikaya ait olduğunu neden 35 yıl sonra öğrendik diye cesurca sorular sorması beklenenlerin, ülkenin en önde gelen aydınlarının en kendisiyle yüzleşmişi “ama ya devletin ajanları solun içine sızdıysa”ya varan “bizimkiler yapmış olamaz”cılıklarını görünce farkına varıyorsunuz.
Bu ülkede beraber yaşama sırlarımızdan biri bu büyük komplolar ittifakı. Üstesinden gelemediğimiz, yüzleşemediğimiz bütün büyük travmalarda hayata devam etmek için, birlik ve beraberliğimizi korumak için, kafa konforumuzu korumak için gerçeğin herkesin daha çok işine gelen bir formunu yaratıp ona inanmışız.
1915 Ermeni Soykırımı için yaptık bunu.. Hesaplaşmadan birlikte huzur içinde yaşanamayacak gerçeği, önce unutarak, ama sonra bir gün bir Halil Berktay çıkıp hatırlattığında da “Ama esas onlar bizi öldürdü” diye efsaneler yaratarak gözardı ettik.
Dersimliler de aynısını yaptı. Atatürk’ün kurduğu cumhuriyette Atatürk’ün emriyle bombalandıkları gerçeğiyle yaşayamayız deyip “Atatürk hastaydı, suç sağcı Bayar”ındı gibi alternatif bir tarih yaratıp ona inandılar.
Aynısını dindarlar yapmak zorunda kaldı. 1993 Madımak Katliamı, yüzleşilmesi zor bir şeydi. 77 1 Mayıs’ı için üretilen komplolardan daha az ikna edici olanları üretildi. Onbinlerce insanın katıldığı bir toplumsal linçi yaratan sosyolojik ve kültürel kodlarla yüzleşmektense suç belirsiz öcülere atıldı.
Evet, bu ülkede devlet her türlü karanlık işin bir numaralı olağan şüphelisidir. Ermenileri katleden insanlara Cumhuriyet’in kurucu kadrolarında görev veren, Yassıada hâkimlerini, savcılarını adaletin tepesine getiren, daha geçenlerde kendi albayını makamında döverek, zehirleyerek öldürdüğü ortaya çıkan bir devletten bahsediyoruz.
Ama o devletin kirli çamaşırları ortaya dökülürken görüyoruz ki bu ülkede muhalifler de hiç temiz değil. Eline silah alan, o silaha bin bir, devrimci, ülkücü, yurtsever manalar yükleyen, insan öldürmeye teorik kılıflar bulan muhalifler de hiç temiz kalmadı, devletle birlikte kirlendi.
Ama nasıl konuşacağız tüm bunları? Tamer Abi’leri üzmeden nasıl yapacağız bunu?
Yeni Türkiye’yi bu komplolar ittifakı üzerinde kurmak istemiyorsak, bir yolunu bulacağız Tamer Abi...
Yazarlar
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları











































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025