Ahmet AY
Kuruldukları günden beridir kan ve gözyaşının durmadığı Suriye ve Irak, İngilizlerin işgal ederek aldıkları topraklar üzerinde kuruldu. Osmanlı döneminde asırlarca huzurun egemen olduğu bu topraklar paylaşım sonrası katliamlardan kurtulamadı.
O gün bu devletlerle sınırlarımızı tespit edenler, bugünü hesaba katarak fitne kapısını sonuna kadar açık bıraktılar. 1916, 1922 antlaşmalarını bize dayatanlar Türkiye’nin sınır ötesini hem onlar için hem de Türkiye için “sorun” olacak şekilde belirlemişlerdi.
Konumuz sadece sınır antlaşmaları değil, 1916’daki paylaşımda Osmanlı ile sorunsuz yaşayan Kürtlerin nasıl parçalandıkları ve bugün Fransızlarla İngilizlerin çizdikleri sınırlara duyulan saygıya öfkeliyim.
Neden mi?
Osmanlı Devleti yönetiminde ve yönetim anlayışında her devlette görülen yanlışların maksimum onda biri vardı. Adalette, eşitlik ve özgürlükte Osmanlı diğer devletlerin en az on katı daha adil, daha eşitlikçi ve özgürlükçüydü. Onun yerine kurulan Türkiye, zaman zaman ciddi anti demokratik, jakoben uygulamalara sahip olsa da en kötü döneminde bile İran, Irak ve Suriye gibi ülkelerden daha yaşanılabilir bir ülke olmuştur. Bu sebeple Türkiye’de yaşayan hiçbir dindar, hiçbir laik, hiçbir Alevi, hiçbir Arap, Türkmen, Kürt, “Keşke Suriye’de ya da Irak veya İran’da yaşasaydık” demezler, lakin Irak, Suriye ve İran’da yaşayan başta Kürtlerin %95’i olmak üzere diğer dini ve etnik unsurlar, “keşke Türkiye’de yaşasaydık” diye iç geçirirler.
Son aylarda yaptığı etkinliklerle göz dolduran Diyarbakır Yenişehir Belediyesi, gazetemiz Milat ile geçtiğimiz Pazar günü Diyarbakır’da “Misak-ı Milli’den 15 Temmuz’a” başlıklı bir panel düzenlediler. Gazetemiz yazarlarından Sabiha Doğan’ın moderatör olduğu panelde konuşmacılar, Ahmet Zeki Gayberi, Serdar Arseven, Bayram Zilan ve bendenizdim. Milat Gazetesi muhabiri iken 15 Temmuz FETÖ işgal teşebbüsü gecesi gazimiz olan Enes Babacan da o geceyi anlattı.
Panel başlığından da anlaşılacağı gibi konuşmalarda Misak-ı Milli ile FETÖ’nün 15 Temmuz işgal amaçlı darbe teşebbüsü anlatıldı.
Misak-ı Milli, I. Dünya Savaşı’nda mağlup olan Osmanlı ile İngilizlerin yaptıkları sözde Mondros Barış Antlaşması sonrasında “vazgeçilemez topraklar” olarak kabul edilen toprakların İngiliz ve Fransızlara bırakılmaması üzerine Ankara ve İstanbul hükumetlerinin beraberce kabul ettikleri ahitleşmedir.
O gün Osmanlı topraklarını paylaşan devletlerin tek amacı vardı; “Türkler diz çöksün ve bir daha ayakları üzerinde duramasın.” Tabi Kürtler de dahil hiçbir Müslüman topluluk alnı ak, başı dik olamasın idi sömürgeci devletlerin amacı.
Kendimi bildim bileli Suriye ve Irak sınırlarımız beni boğmuştur. Daha ilk okul 4. Sınıftayken (1969) rahmetli babam ders kitabımdaki haritaya bakıp, “Bu zulmü Allah da kabul etmez.” demişti. Bunun üzerine konuyu merak ettiğimi söyledim, o da o küçük harita üzerinden yaşıma uygun anlatmaya başladı:
-Ahmet, bu gördüğün sınır var ya, bu sınır Suriye-Türkiye sınırıdır, anne ile evlatları, en yakın akrabaları birbirinden ayıran sınır. İngilizlerle Fransızlar bu sınırları çizerek hem yüreğimize hasret ateşi attılar hem de gücümüzü dağıttılar. Bu sınırın öbür tarafında Kürtler, Araplar, Türkmenler var ve bunlar bizim kardeşlerimiz, bizim gücümüz, bizim insanlarımız…” demişti de söylediklerini yıllar sonra kavrayabilmiştim.
Bu sebeple İngilizlerle Fransızlar tarafından işgal edilen ve sonra Lozan ile kaybedilen topraklara Suriye ve Irak adında uyduruk iki devlet kurdular. Yani en zayıf dönemimizde bizden çalınan topraklarımız Suriye ve Irak olarak adlandırıldı. Bunu söylediğimde Türk Solu’nun kara bağrından yükselen Kürt Solu, “Ne demek? O topraklar Türklerin değil ki” diyerek sözüm ona Kürtlere arka çıktıklarını zannediyorlar. Dönüp, tamam da o topraklar o devletlerin mi diyeceksin de, kime..?
İster Suriye’de yaşasın ister Irak’ta, hangi Kürt, “Oh ne güzel, biz Türkiye’de değil de Irak ya da Suriye’de yaşıyoruz” desin. Tarihin tozlu raflarında yüreğimizi kanatan Iraklı Kürtlerin Türkiye’ye, “Biz Irak ile değil, Türkiye ile beraber yaşamak istiyoruz” çağrıları duruyor. Keza Suriye’de de yaşayan Kürtler de aynı dilek ve temennilerini defaatle dile getirmişlerdi. Arapların, bilhassa Türkmenlerin bu ayrılıktan ne ızdıraplara düçar olduklarını söylememe gerek var mı?
Suriye ve Irak dediğin ülkeler bundan birkaç on yıl öncesine kadar yoktu, onları var eden kendi arzu ve mücadeleleri değil, sömürgecilerin petrol aşkıydı. Bu aşk aynı zamanda Türkiye ve Müslüman dünyaya nefretti.
Bugün de ABD’nin PYD ile DAEŞ ile Suriye’de yapmaya çalıştığı şey Kürtlerin huzur ve esenliği değil, Suriye’de kalmak için kullanılmaya uygun örgütlerden yararlanmaktır. Bunu anlamak için allame olmaya gerek yok, anlama özürlü olmamak yeterli.
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları












































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.04.2019
13.04.2019
8.02.2019
27.03.2019
25.03.2019
6.02.2019
21.02.2019
6.02.2019
4.02.2019
26.01.2019