Ahmet AY
İSLAMIN HÜKÜMLERİNİN GÜNCELLENMESİ başlıklı bir önceki yazımızda, İslam Fıkhında “makasıda uygun” değişikliğin olabileceğini anlatmış, özet olarak, “Vahiy kaynaklı hukuklarda temel ilkeler ve hükümler haricinde bilhassa maslahat içeren ve örfi hükümler Kur’an’ın hedefleri gözetilerek zamanla değişikliğe gidilebilir.“ demiştik.
Bu şu anlama geliyor: İlk asırdan itibaren ashabın ra, tabiinin ve sair müctehidlerin başvurdukları ‘def’-i mefsedetin celb-i maslahattan önceliği’yaklaşımını sürdürmek. Yani o gün geçerli, makul ihtiyaca ve makasada binaen uygulanan “güncelleme” bugün de yapılabilsin. Bu asla reform ve/veya dini tağyir değildir, olamaz da.
1986’da mütevazı bir ilme sahip olan rahmetli babam Halifanlı Mela Muhammed’e sormuştum: İslam’ın hükümlerinde değişiklik mümkün mü? Medrese alimlerinin “tutuculuğunu” bilirsiniz, buna rağmen rahmetli babam (tabi ki Zaza’ca), “İslam’dan olan, yani ‘dini olan’dan bahsedersek evet, değişiklik kaçınılmazdır. İmam Şafii’nin Mısır’a gittikten sonra yaptığı şey bu değişikliktir. Çünkü İmamlarımızın görüş, fetva ve ictihadları islami/din(i)dir. Bu sebeple mesela kadın ve yabancı/namahrem bir erkeğin yalnız kalmaması meselesi bugün için esnetilebilir” demişti.
Neden dediğimde, “O dönem Hicaz yarımadasında kadın ve erkeğin yalnız kalmasını gerektiren hiçbir sebep yoktu. Şayet yalnız kalmışlarsa ya farklı niyet taşıyorlar/dı, ya da farklı niyet olmasa bile kötü bir niyetin doğmasına kapı aralanırdı. Çünkü yalnız kalmalarını icab ettiren bir sebep yoktu, neden yalnız kalsınlar ki? Ama bugün en basitinden iş yerinde, mesela doktor-hemşire hasta bekliyor, ama hasta beklemek zaman alabiliyor. Bunun için onlardan biri, ‘ben gidiyorum, hasta geldiğinde çağırın geleyim’ diyebilir mi? Onlar işinde gücünde, yani onların yalnız kalmalarını gerektiren geçerli sebepleri var. Yalnız kalmada bir risk var mı var, yaradılışları gereği bilhassa kapalı toplumlarda kadın ve erkeğin etkileşimi en çok yalnız kaldıklarında canlanacağı için hassasiyet hususen mü’minler için elzemdir, zaruridir.” şeklinde cevap vermişti.
Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan da Kur’an ve Sünnetle sabit olan hükümlere dokunulmadan, farklı yorumlanabilecek, farklı ictihadların bulunduğu, bugün daha farklı yorumlanabilecek hükümlerin yine Kur’an ve Sünnet’in aydınlığında “güncellenmesi” ihtiyacını dile getirdi.
Bu açıklamayı koca koca külliyatları yutmuş “beynelminel” prof. Anadolu hanımefendisi kadar basiret ve feraset sahibi olmayınca anlayamamış. Gerçi doğru anlayan kimileri de fırsat bu fırsat deyip kinini kustu, o ayrı mesele.
Bakın Anadolu “ümmileri” Cumhurbaşkanımızın açıklamasını nasıl anlamış?
Biri, “Erdoğan dedi ki artık bazı imamlar vaaz verirken hanımının, kızının başı açık diye eşlerine, babalarına deyyus demesin”, şeklinde anlarken bir diğeri, “Her Hoca-vaiz gördüğü zayıf bir rivayetle kesin/kat’i hüküm vererek helal-haram demesin” şeklinde anlamış ki doğrusu da budur.
Şimdi;
Bu meseleyi reform, tahrif, tağyir gibi zekâyı gözyaşına boğan yaklaşımla ele almayı nasıl karşılamamızı beklersiniz?
Sözüm ona dine sahip çıkma adına efelenen “alimler!” 1997-98 doğumlu olmadıklarına göre bunu nasıl anlayalım?
Neden mi 1997-98?
Size yüzlerce örnek arasında sadece iki örnek vereyim:
- FETÖ elebaşısı Gülen 1997’de, “Cibril-i Emin as gelse parti kursa, ’ben milletin vifakı ve ittifakı için sana oy vermem’ diyeceğim” demişti de kimse çıkıp Gülen’e, Vahiy Elçisi, el-Emin olan Cibril as hakkında nasıl böyle konuşursun, bu nasıl yakıştırma edepsiz? Cibril-i Emin’in as görevleri arasında -bin kere haşa- nifak mı var? demedi.
- “Nurlu! Süleyman” hatta kimilerine göre de “Süleyman-ı Sani” olan Süleyman Demirel 1998’de, “Kur’an’ın 400 ayeti hükümsüzdür.” demişti de bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan’a (haddini de aşarak) tepki gösterenlerden hiçbiri o gün ağzını açmamış, Kur’an’a ve dine sahip çıkma gereği, cesareti göstermemişti. O gün Demirel’e “haddini bil” diyenler yine Anadolu insanı olan alimlerdi.
Nurlu! Süleyman için, 50 yıl boyunca Din-i Mubin-i ters yüz eden F. Gülen için hassasiyetleriniz tatile çıkacak, -velev ki sizin fehminize uygun olmasa da- hakkı ifade eden Recep Tayyip Erdoğan için o hassasiyetleriniz! tetikte olacak öyle mi?
Hiç utanmadınız mı? Eleştiri bu mudur? Böyle mi eleştirilir?
Sayın Erdoğan İslami İlimlere vukufiyeti bakımından sizin için ne ifade eder bilmiyorum, lakin bu gelenekten gelen biri olarak söylüyorum ki en az okumuşumuz dahi Kur’an ve esbab-ı nüzulü, siyakı-sibakı, nasihi-mensuhu, mubhemi-muğlakı ya da sarihi-sahihi, mevzuu-şazı bilir.
Tamam, sizin kadar bilemeyiz! Lakin bu konularda “haddimizi aşmayacak kadar”söz söyleyecek hakkımızın olduğunu biliyoruz ve bunun sizin dilinizle yok edilmesine izin vermeyeceğiz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları







































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.04.2019
13.04.2019
8.02.2019
27.03.2019
25.03.2019
6.02.2019
21.02.2019
6.02.2019
4.02.2019
26.01.2019