Ahmet AY
Bir insanın, şehrin, ülkenin ya da kuruluşun adı o şehre, insana, kuruluşa karakterini verir, şayet isim gösterişten ibaret değilse, isimle aldatma amaç değilse yani isim araçsallaştırılmıyorsa.
İsmiyle müsemma olma, yani isminin karakterle, fizikle uyumu anlamındaki bu deyim asırların süzgecinden gelen bir edebi zenginliktir.
İsimlerin fizik ve karakter üzerindeki etkisi yadsınamaz bir gerçektir. İnsanlar bilerek ya da bilmeyerek, farkında olsun veya olmasın isimlerinden etkilenirler. Bunun istisnası yok mu? Elbette var, lakin ekseriyetle kişi isminin “özelliklerini” belirgin bir şekilde karakterlerine yansıtırlar. Yeter ki o ismin taşıdığı değerlere, kodlara mugayir bir istikamet üzre olmasın.
Öncelikle isimlerin insanı kötüleştirdiği gibi bir ön yargımızın olmadığını belirtelim. Değerlere uymayan bir ismin sahibinin kötü biri olacağına dair elimizde bir veri bulunmamaktadır. Lakin mesela Hamza adında bir inananın ürkek, korkak olması yadırganır. Hamza’nın kendisi bile aslında korkulacak bir durum olmadığı halde basit bir şeyden dolayı ürperti duyduğunda, “Bana, adıma böyle korkaklık yakışır mı?”diye kendisini kınayacaktır. Keza Alparslan adındaki bir kişi de korkaklığı kendisine yakıştırmaz.
Şehirler de öyle. Çünkü şehirlere adını veren o beldenin halkıdır. O belde de söz sahibi olanlardır o mahal’e, mekâna isim veren. Ve değilse eğer, o belde o isme uygun bir düzene kavuşturulur.
Medine, adını Resul-i Ekrem’in (SAV) hicreti sonrasında aldı. Yesrib olan bu belde hicret döneminde henüz şehirleşmemişti. Hicretten sonra İslami kimliğine büründüğü gibi bu aziz dine uygun şehir düzenlemelerine de bu dönemde başlandı.
Sözü uzattığımı biliyorum, asıl meseleye gelmek istiyorum.
Geçen gün sosyal medyada rekorlar kıran kısa bir video vardı. Bir beyefendi Diyarbakır sokaklarında:
- “İstanbul’dan geldim, ancak param yok, sizde kalabilir miyim?” diye soruyor. Diyarbekirli gençler tereddütsüz bir şekilde:
- “Tabi ki misafir ederiz” diyorlar. Beyefendi tekrar soruyor:
- “Bana güvenecek misiniz?” diye sorunca Diyarbekirli tebessümle:
- “Ne var bunda? Güveniyorum elbet, başım-gözüm üstüne”diyor.
Bundan hareketle Diyarbekir’in çok misafirperver olduğu sonucuna varır isek yazık ederiz. Elbette Diyarbekirli misafirperverdir, lakin bu olaydan çıkarılacak sonuç misafirperverliği aşan bir hakikattir:
Diyarbekirli’nin kardeşliğe verdiği değer, Diyarbekirli’nin kardeşine beslediği güven, Diyarbekirli’nin kardeşinin yardımına koşma sorumluluğu ve en önemlisi de Diyarbekirli’nin kendisine olan güvenidir.
Yoksa 81 milyonuyla bu milletin kültüründe misafirperverlik değişmez değerdir.
Diyarbekir Zülkifl ve Elyesa (AS) gibi Kur’an’da adı geçen iki peygamberin vahy alıp tebliğ yaptıkları beldedir. 5 Nebi ve yüzlerce sahabinin yaşadığı, vefat ederken de yine defnedildiği bir şehirdir. Bu Resullerin, Nebilerin (AS) nakşedildikleri bu topraklar İslam ile şereflendikten sonra 5. Harem olma vasfına kavuşmuştur.
Medeniyetlere beşiklik eden şehir, Resullerin, enbiyanın, ashabın şehri -maalesef demenin de yetersiz kalacağı üzüntüyle- kimliğinden koparıldı. Evet, Diyarbekir yukarıda saydığımız değerlere mugayir bir şehir haline getirildi. Osmanlı döneminde okur-yazarın en yüksek olduğu il, okumaz-yazmazı ile başı çekti. Ticaret şehri, işsizi ile ilk sıralara yükseltildi. Terörün kol gezdiği bölgede Diyarbakır terörle özdeşleştirildi. Yetmedi, sahabe diyarı mübarek belde fuhuş ile kapkaç ile anıldı.
Yetmedi, ilim irfan şehri karpuz şehri olarak tanıtıldı. Bugün bile karpuzunu peygamberlerinin önüne geçirmek isteyen bir anlayışla karşı karşıyayız. Yukarıda “kimliğinden koparıldı” derken en başta Diyarbekir gibi letafet, merhamet, nezaket ve nezafet kokan adını mat, soğuk, itici, katı Diyarbakır olarak değiştirmekle başarıldığını kastettim.
Diyarbekir Diyarbakır olduğu günden beri buraya atanan valisi ve diğer görevlileri (istisnalar hariç) matlığın, soğukluğun, iticiliğin, katılığın en koyu tonunu göstermekten geri durmadılar. Anlayacağınız hepimiz el ele vererek 1380 yıllık geçmişi olan Diyarbekir’i gömmek istedik.
İstedik, lakin vahyin indiği beldelerde tebarüz eden ikram ve ihsanın, edilen duaların kabulü ile yoğrulan Diyarbekir’in maneviyatı buna geçit vermedi. Söz konusu paylaşımla misafirperverliği anlatılmak istendiyse de aslında o paylaşım Diyarbekir’in emniyet, muavenet, merhamet ve uhuvvet kodlarının sağlamlığına delil olmalıdır.
Hemşehrilerinin Diyarbakır Valisi Sayın Hasan Basri Güzeloğlu için, “Diyarbekir’in tarihine, şanına, maneviyatına kısacası medeniyet tasavvuruna uygun lisanıyla, duruşuyla, fiiliyatıyla bu ülkenin, bu milletin merhamet ve azametini sergileyince bizler de Diyarbekir’de yaşamanın mutluluğu ile doluyoruz” diyenlerin bu şehirde aradıkları, paylaşılan o videodaki kardeşlik ve emniyetten (güven) başka bir şey değil.
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları












































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.04.2019
13.04.2019
8.02.2019
27.03.2019
25.03.2019
6.02.2019
21.02.2019
6.02.2019
4.02.2019
26.01.2019