Ahmet AY
19. yüzyıldan itibaren eğitim, bilim, demokrasi, teknoloji gibi pek çok alanda İslam ve Batı mukayesesi yapılmıştır. Her ne kadar buna “İslam ve Batı” dense de aslında İslam ile Hristiyanlık arasındadır karşılaştırmalar. Çünkü Hristiyan Batı ve bilhassa Avrupalılar, Endülüs İslam Devleti ile birlikte İslam’ı dönemsel olarak rakip, tehdit ve tehlike kabul etmiştir.
Haçlı Savaşları ile birlikte Hristiyan Batı’nın İslam ve Müslümanlara bakışı “düşman/lık” olarak belirlenmişti. O günden beri İslam ve Batı Hristiyan dünyası iki ayrı kampa bölündü. Bugün, bu saatte de durumda bir değişiklik olmamıştır, olamaz da. İki farklı dine mensup milletler arasındaki bu gayrılık beraberinde “dinlerin üstünlüğü yarışını” getirecekti ve Batı ile İslam dünyası asırlardır bu yarışı sürdürmektedirler. Uzun asırlar boyunca Müslümanların lehine olan bu rekabette üstünlük savaş alanlarında olduğu gibi kültür ve medeniyet alanında da neşv-ü nema buluyordu. 15. yüzyılda Müslüman Osmanlı Hristiyan Avrupa içlerine doğru ilerleyip Bizans’ın Başkenti Kutsal İstanbul’u da fethedince Hristiyan Batı’nın İslam düşmanlığı zirve yaptı. Asırlardır düşmanlıkla beslenen medeniyetlerin üstünlük yarışı bugün de Müslüman Dünya ve Hristiyan Batı çekişmesi (aslında düşmanlığı) olarak devam etmektedir.
Bu sebeple önemli konularda “İslam ve Batı” mukayesesi kaçınılmaz oluyor:
Kadın hakları konusunda İslam ve Batı,
İktisadi konularda İslam ve Batı,
Medeniyet olarak İslam ve Batı vb. başlıklar bu mukayesenin İslam ve Batı arasında yapılmasının bir nevi zorunluluğunu ortaya koyuyor.
Biz de bu yazımızda İslam ve Batı’da “çocuk” ve “çocuk algısı” alanındaki farkı ortaya koymaya çalışacağız. Ancak başta belirtmeliyim ki “çocuk”un İslam ve Batı’daki algısı hakkında konunun merkezinde olan “çocukluğun” tanım ve çerçevesi itibariyle iki dünya (İslam ve Batı) anlaşmazlığa yakındır. Üstelik ebeveynin sorumlulukları konusunda da Müslüman aile ile Batılı ailenin anlaşması mümkün görünmemektedir.
ÇOCUK KİMDİR?
Batı ve Çocuk:
Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin Birinci kısmında yer alan tarife göre;
“Bu Sözleşme (UNISEF Sözleşmesi) uyarınca çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, 18 (onsekiz) yaşına kadar her insan çocuk sayılır.”[1]
Pek çok ülkenin altına imza attığı uluslararası bu sözleşmeye göre 18 yaşına kadar bütün kız-erkek fertler “çocuk” sayılırlar. Çocukluk dönemi ve çocukluk yaşı için Batı’da ve Türkiye gibi Müslüman dünyada kabul gören, “Çocuklukta biyolojik olgunlaşma/ma” esas alınsa da, karar verme yetkinliği gibi ruhsal faktörler de çocuk yaşının belirlenmesinde etkili oluyor.
Her ne kadar sınır yaşta bazı değişiklikler yapıldıysa da son yüzyılda “çocuk hakları, çocuk eğitimi, çocuk suçları“ gibi başlıklarla tartışılan konular 18 yaş ve altındaki kesimleri kapsıyor/du.
İslam ve Çocuk:
İslam Hukuku ise “reşit”, “akıl-baliğ” ve “mükellefiyet yaşı” olarak farklı çocukluk dönemleri belirlemek suretiyle “çocuk insan”ı tanımlar. Buna göre dini bazı vecibeleri yerine getirebilme, evlenebilme, mal-mülk edinebilme ve bunda tasarruf edebilme gibi haklar(ın)a göre çocukluk yaşı/dönemi belirlenmektedir.
Hemen belirtelim ki çocukluk ve yaşı konusunda İslam’ın yaşa/yıla dayalı belirlemiş olduğu bir sınır bulunmamaktadır. Çünkü çevre ve biyolojik süreçlerin etkili olduğu[2] gelişim dönemi için sabit bir yaş belirlenmesi mümkün olmamaktadır. Bu konudaki belirlemeler tamamen bölgenin kültürel yapısına göre olup diğer bölgeleri bağlayıcı nitelikte değildir.
Anlayacağımız, çocuk ve yaş konusunda her dönem ve her bölge farklı tasnifler ve yaşlar belirlemiştir. Adına çocukluk dediğimiz dönem, kişinin fiziki ve manevi zayıflıktan güçlü döneme geçiş sürecidir. “Çocuk, biyolojik, psikolojik ve sosyal açılardan sürekli olarak gelişen bir varlık.”[3]
Devam edecek.
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları












































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.04.2019
13.04.2019
8.02.2019
27.03.2019
25.03.2019
6.02.2019
21.02.2019
6.02.2019
4.02.2019
26.01.2019