Ahmet TAŞGETİREN
Kahrolsun! Bu ifadeye ekleyeceğimiz pek çok ülke ismi olabilir. Farklı aktivist gruplar olarak bu söyleme alışığız.
Kahrolsun! Kahrolsun! Kahrolsun!
Türk - Batı ilişkileri üzerine bir değerlendirme yaptığımızda, ya da “Batı - Rus - Çin emperyalizmi” üzerine söz söyleme noktasına geldiğimizde de çok şey söyleyebiliriz. Yaralarımız çoktur ve kanar durur.
Ancak toplum olarak yaşadığımız, sakladığımız duygular - öfkeler farklıdır, devlet olarak oluşturulan reel-politik farklıdır.
Türkiye’de Batı ile ilişkileri adeta devletin kutsalı gibi gören çevreler vardır. Özellikle Osmanlı’nın son döneminde karşı karşıya kalınan Batı kaynaklı operasyonların ürküntüsü ile “reel politik” daha bir Batı yanlısı durma ekseninde belirlenmiştir.
Bu dönemde islami çevreler hem siyaset hem fikriyat boyutunda Batı ile ilişkileri sorgulayarak gelmiştir. Batı’nın İstanbul’un Fethi ile başladığı düşünülen “Şark Meselesi” , Türk ve İslam düşmanı politikaların çıkış noktası olarak görülmüştür.
Ak Parti yola çıkarken “İslamcı” bir siyasi zeminden geliniyor olmasına rağmen Batı’nın hem Amerika hem AB ayağı ile geldiği yerden farklı bir ilişki geliştirmiştir. Batı’ya karşı rezervler kalkmış mıdır, yoksa iç meşruiyyet sıkıntısını dengeleme hamlesi mi söz konusudur, tartışılabilir, ama Ak Parti’nin ilişkileri Amerika ile de AB ile de mesela Refah’tan ve mesela fikriyat boyutunda islami çevrelerden farklıdır. Refah’ın olmasa bile, islami çevrelerin bu tavrı bir reel politik yansıması olarak okuduğu söylenebilir. O dönem bu reel politiğin mesela Numan Kurtulmuş Bey tarafından bile eleştirildiğini hatırlıyorum.
Bugün.
Amerika ile de Avrupa ile de ilişkiler, sanki yeniden “Hesaplaşma” noktasına geri dönmüş gibi gözüküyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son Fetih Şöleni konuşması, “563 yıllık hesaplaşma devam ediyor” cümlesi ile tam da bunu ifade ediyor.
Cumhurbaşkanı bu değerlendirmeye Amerika’nın güney sınırımızda yürüttüğü politikaları referans göstererek geliyor. Bu değerlendirmenin Cumhurbaşkanı’nın dünyasında aylar önce “Üst akıl” tanımlaması yaptığından beri oluştuğunu söylemek mümkün. “Dost musun, müttefik misin, stratejik ortak mısın” sorgulamaları da bununla bağlantılı.
Aynı şekilde, bir yandan “Terör örgütüne alan açmak”, diğer yandan mülteci - vize ilişkilerindeki problemler yüzünden AB’ye karşı da keskin sorgulamalar yapıyor Sayın Cumhurbaşkanı.
Doğrusu şu ki, Amerika’nın, onun peşinden giden Avrupa’nın, onlarla ciddi stratejik hesap farklılıkları bulunmasına rağmen Rusya’nın, güneydoğumuzda adeta el ele tutuşmuşçasına bize rağmen, bizim güvenlik kaygılarımızı yok farz edercesine, bize yönelik bir operasyon niteliği kazandığını ve bizim tepkilerimizi bile bile bazı gelişmeleri yönlendirmeleri herkesin içinde bir güvenlik kaygısı oluşturuyor. Bunun, içerde biz terörle canhıraş bir mücadele verirken, teröristlere alan açma mahiyetinde yürüyor olması, hem güvenlik kaygımızı, hem dostluk-müttefiklik ilişkilerimizi berhava ediyor.
Kahrolsun!
Demek mi, yoksa başka bir şey yapmak mı?
Aklıma bir soru geliyor:
- Acaba Ak Parti’nin yola çıktığı zamanlarda liderlik seviyesindeki iki isim Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül, “İç meşruiyyet problemini aşmak için dış meşruiyyeti sağlama” adına nasıl bir uzlaşma zemini oluşturdular Amerika ile AB ile? O ilişki reel politik adına gerekli idi ise bugün nasıl bir reel politik oluştu ki, Amerika ve Avrupa ile ilişkiler ciddi bir güvenlik riski oluşturacak mahiyet kazandı?
Yoksa biz toplum olarak fazla mı kaygılanıyoruz? Bizim öyle çok “Kahrolsun” diyerek sokaklara dökülmemiz gerekmiyor mu? Ya da bizim büyük kitleler halinde “Kahrolsun” sloganları atmamız, “Dost!”larımızın bizi güvenlik riski içine sürüklemelerine mani olmaya yetmiyor mu?
Bu Amerika’ya, bu Avrupa’ya çok kızıyorum. Eminim ki Türkiye’de benim gibi düşünen milyonlarca insan var. Eğer bizim öfkemizin bir kıymet-i harbiyesi varsa, Sayın Cumhurbaşkanı alsın onu Obama’nın, Merkel’in masasına koysun ama biliyorum ki asıl neticeyi onlarla görüşerek alacak.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları



















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.02.2026
8.02.2026
6.02.2026
5.02.2026
27.01.2026
23.01.2026
22.01.2026
20.01.2026
16.01.2026
15.01.2026