Ali AYDIN
19. Milli Eğitim Şûrası pek çok açıdan tartışmaya açık, değerlendirilmeye muhtaç. Mevcut eğitim sistemi içerisinde şûra, en yüksek istişare organı. Geçmiş yıllardan biliyoruz ki alınan kararların pek çoğunun gelecek yıllarda hayata geçme olasılığı yüksek. Bu sebeple şûrayı ciddiye almamız ve üzerinde değerlendirmelerde bulunmamız gerekiyor. Çünkü söz konusu eğitim; dolayısıyla bu ülkenin çocuklarının bir şekilde maruz kaldıkları, mecbur bırakıldıkları bir düzenekten söz ediyoruz. Bu düzenek hem onların bugününe hem de yarınlarına talip. Eğitim sisteminin bugüne kadar ortaya koyduğu performans ise bu talebini meşru kılmaktan uzak. Yapısal karakteri, yasal dayanakları, amaçlılığı ve keyfiliği bugüne kadar hep bu uzaklılığı sürekli kıldı.
Son yıllarda, geçmişte son derece kaba bir politikanın ürünü olan ve ülkenin demokratik azgelişmişliğine paralel bir biçimde seyreden baskılama, kısıtlama ve mahrum bırakma pratikleri eğitim sisteminden çıkarıldı. Başörtüsü yasağı son buldu, katsayı engeli ortadan kaldırıldı. Öte yandan içine kattığı insanların hassasiyetlerini gözetmeyen 30’lar esintisi bir uygulama olan andımız ve militarizmin okuldaki gövde gösterisi mahiyetindeki Milli Güvenlik dersi kaldırıldı. Kur’an öğrenimine ilişkin yasak sona erdi. Elzem düzenlemelerdi bunlar. Ancak altını çizmemiz, ısrarla vurgulamamız gereken bir nokta var: Bu düzenlemeler netice itibariyle sistemin yok saydıklarının sisteme dâhil olmalarının önündeki engellerin kaldırılmasından ibaretti. Öte yandan anadilde eğitim, Alevilerin talep ve beklentileri sistem içinde dikkate alınmayı bekliyor. Velev ki o beklentiler de karşılandı diyelim, mesele bitecek mi?
Hayır!
Çünkü çeşitli toplum kesimlerinin temel insan haklarından istifade etmeleri bir ülkedeki eğitim sorununu çözmez. Özgürlük açığını kapatır sadece. Ancak bu açık kapanmadan da eğitim meselesini ele almanın yeter şartları tamamlanmış olmaz. Dolayısıyla eğitim meselesinin iki çizgi üzerinde ilerlediği söylenebilir. İlki muhatap olduğu, içine kattığı kitleyi ‘insan’ olarak görebileceği bir hak hukuk anlayışının hayat bulmasını mümkün kılan bir zemine oturması. Böyle bir zeminden mahrum olan her türden eğitim-öğretim süreci kültürel bir istilanın silahıdır ve meşruiyeti yoktur. İkincisi ise o zeminde eğitim adına yapılanları konuşabileceğimiz asgari bir vasatın oluşmasıdır.
O zaman sorularımız değişecek ve belki de biz eğitimin aktüel krizini de konuşmaya başlayacağız. Bu krizin fark edilmesi bile esasında gündemi meşgul eden pek çok konu başlığını gereksiz kılacak. Mesela şöyle sorular akla gelebilecek o zaman:
Ne yapıyoruz? Yaptıklarımızın hâsılası nedir? Maksadımız ile ele gelen sonuçlar arasında bir kopukluk var mı? Küreselleşen dünya, akışkan modernlik, anlam yitimi, kapitalizm, yeni teknolojiler, yeni sosyalleşme biçimlerinden söz ediliyor. Tüm bunların modernliğin başlangıcında kurgulanan ve bugün bizlerin eğitim olarak kodladığımız devasa kitlesel düzeneğe ne türden etkileri var? Nesil artık okulda mı yoksa ekranda mı yetişiyor? Tüm okulları güvenli yaptığınızda, sokaklarınız da güvenli hale gelecek mi? Anne ve babanın, komşu ve akrabanın, amir ve memurun, tüccar ve işçinin, gazeteci ve televizyoncunun, arkadaş ve çevrenin hâsılı toplumun sorumluluğu, mükemmel bir müfredat ile niteliklerini arttıralım diye döne yana çözümler aranan öğretmen ile sona mı erecek?
Bir çözülme çağındayız. Basınç ve tazyik, infilak ve patlamalar yaşanıyor. İşleyen bir süreç var ve tedbirli olmanın emniyeti garanti etmediği belirsizlik halinde ilerliyor toplumlar. Bu durumu Batı toplumları çok daha derinden tecrübe ediyor. Eğitim Batı’da modern dönemin başlangıcından bu yana hararetli bir tartışmanın konusu. Batı eğitimi, bilginin ve öğrenmenin dönüşümünü, güncel durumun bilhassa eğitim gibi devralınmış kurumlar ve onların pratikleri ve yöntemleri üzerindeki düzen bozucu etkilerini tartışıyor.
Biz henüz o noktada değiliz maalesef. Türkiye içinden geçmekte olduğumuz süreçte bir yandan eskinin zincirlerinden kurtuluyor bir yandan da yeni ve derde deva olacak ikamelerin arayışı içinde. Bu süreçte hükümet 12 yıllık iktidarı boyunca eğitim sistemine müdahalelerde bulundu. Mevcut sistem, yokluğu halinde eksikliği fark edilecek ya da “Aman şurasına dokunmayın, çok kıymetli !” dedirtecek bir durumda değil zaten. Dolayısıyla böyle bir sisteme müdahalede bulunmak kadar lüzumlu bir şey olamaz. Lakin bu her müdahalenin yerindeliği anlamına da gelmiyor. Gönül ister ki tüm bileşenler bu cenazenin kaldırılmasına yardımcı olsun. Onun yerine arzu edileni, istenileni teklif etsin. Kamuoyu tartışsın, düşünürler, yazarlar, kanaat önderleri fikirlerini açıklasın.
Bizde tüm konumlanışını teklif edileni reddetmek daha kötüsü Osmanlıca dersinin müfredata alınması kararı sonrasında olduğu gibi kendince karikatürize etmek zavallılığı arasında gidip gelen bir tepkisellik var. Bu ise aradığımız cevapları bize vermiyor. Hal böyle olunca uygulamada olanı da ‘yeni’ olarak sunulanı da sağlıklı bir şekilde tartışamıyoruz. En azından biz kötüyü örnek almadan tartışma gayretimizi muhafaza edelim ve tartışmamızı haftaya şûra kararları üzerinden sürdürelim.
twitter.com/_aydinali
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Batı - batı-dışı ve kendinden kaçmak
17.04.2021 - Besim Dellaloğlu ile eğitim üzerine
10.04.2021 - 'Hayatın içindeki müfredat' bir sembolik şiddet mi?
31.01.2021 - Eğitimi Kuşatan Dünya
26.01.2021 - MEB ve kendi kendini sabote etmek
31.12.2020 - Asgari ücret açlık sınırını geçebilecek mi?
21.12.2020 - Apar topar eğitim!
12.10.2020 - MEB yine bilgi notu mu isteyecek?
17.09.2020 - Korona sonrası dünyaya dair: Kim ne dedi?
11.09.2020 - ‘Aydın’ bir cemaat okur-yazarı mıdır?
5.08.2020
Yazarlar
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları






































Halil İbrahim Erdoğan
Ekteki videoyu izlemenizi dilerim. İyi çalışmalar ve iyi günler. http://www.youtube.com/watch?v=nMjgxj54mto&list=UU2vHnokFdjeyfNsFqMBgcUw&index=2