Ali AYDIN
Doğru cevapları garanti altına almanın basit bir yolu yok. Yine de bizleri, onların kıyısına taşıma imkânı doğru sorularda saklı. Sorunun doğruluğu problemin ne olduğuna dair tespitin de isabetine işaret ediyor. Problemi tanımadan, ona temas etmeden tutarlı bir çözüm, tatminkâr bir cevap bulmak ise zor.
Zaman zaman eğitim meselesi ülke gündemine geliyor. Bu tür istisnai zamanlarda eğitim konusunu ele alan taraflar genellikle ‘Nasıl bir eğitim?’ sorusuna cevap arıyorlar. Bu soruya ilişkin herkesin ama herkesin bir sözü olabilir. Sahip olduğu dünya görüşü kişiye eğitime ilişkin de bir bakış sağlayabilir. Özgürlükçü, otoriter, tek tipçi, milliyetçi, seküler, ideolojik ya da dini eğitim. Tüm bunlar nasıl bir eğitim sorusunun cevabı olabilir ve bir yönüyle mesele ettiğinizin ne olduğunu da söyler.
Öte yandan bunların hepsi için bir anlatı seferber edilir. Anlatı, anlamlı kılmak için zaruridir. En gelişmişinden en primitifine kadar her düşünce kendisi için bir dayanak anlatısı ikame eder. Ayaklarını onun zeminine basar. Hem bugüne hem yarına o anlatı üzerinden bakar. Bir anlatı sunması bakımından dini gelenek kadim zamanlardan bugüne kadar önemli bir kaynaktı. Öte yandan modern ideolojilerin de Batı’da dinin çekildiği bir zaman aralığında bu işlevi üstlendiği söylenebilir. Ancak sorun şu ki anlatıların dayanıklılığına seri darbelerin vurulduğu bir zamandayız.
Halının altımızdan çekildiğinden söz ediyorum. Kültürü anlamlı kılan anlatıların bugünün ikliminde bir dalı kıpırdatma noktasında mecalsiz kalışından söz ediyorum.
Matbaadan telgrafa, fotoğraftan televizyona ve bilgisayara uzanan ve her biri bir iletişim devrimine yol açan icatların son halkası içinde olan bizler zaman, mekân, gerçeklik gibi kavramların yeniden tanımlanarak değişikle uğradığı bir sürecin uç zamanlarındayız.
Modernliğin tarihi içerisinde kritik bir eşiğe geldik. Bugüne kadar modernlik alan-dışına ittiği gelenek ile bir şekilde onun da varlığını sürdürmesine imkân veren koşulları bünyesinde barındırıyordu. Aile, okul, din ve devlet gibi ‘kültür muhafızı’ kurumlar bu koşullar sayesinde bilgi akışını kontrol edebiliyor, kendileri için uygun gördükleri enformasyonu ileten, uygunsuz buldukları enformasyonu ise engelleyen bir işlev görebiliyorlardı. Bu kontrol işlevi kültürün bağışıklık sistemini düzenliyordu.
Bugünün dünyasında bu işleyişin kısa devre yaptığı görülüyor. Belki çok iddialı olacak ama neredeyse kültür-sonrası bir sürecin içine doğru evriliyoruz. Bu durum biraz da ünlü iletişim bilimci Neil Postman’ın sözünü ettiği enformasyon furyası karşısındaki savunmanın çökmesi ile tarifi mümkün olan bir hâl. Tam da bu noktada Postman’ın sorusunu sorabiliriz o zaman: ‘Kurumsal hayat çok fazla enformasyonla baş edemediğinde ne olur?
Teknolojinin yönettiği bir kültür tarafından alt edilen bir kültür, teknolojinin kendisini, belli bir istikamet ve insani bir amaç temin etmek için kullanırsa ne olur?’
Postman kendi sorularına cevap olarak, alt edilen kültürlerin trajik durumlarına ilişkin şu tespiti yapıyor. ‘Kültürün bu çabaları genelde kaybetmeye mahkûmdur. Bir hastalığın kendisini o hastalığın tedavisi için kullanmak bazen mümkün olsa da bu ancak hastalığı kontrol altında tutacak yöntemin tamamen farkında olduğumuz zaman mümkündür.’
Eğitim kurumlarının da içinde yer aldığı sosyal kurumların, algıları ve kanaatleri düzenleme gücünün zayıflaması bir tespit olarak dahi tartışma gündemine gelemezken söz konusu kurumların cephede ön saflara sürülme gayretinin trajik bir görüntü oluşturduğu bilinmelidir.
14.09.2011 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Kanun Hükmündeki Kararname ile hatırlanacağı üzere Milli Eğitim Bakanlığının görevleri yeniden tanımlanmıştı. Milli Eğitim Bakanlığının görevlerini yeniden düzenleyen ilgili kararnamede yeni görev tanımı şöyle yapılmıştı:
“Okul öncesi, ilk ve orta öğretim çağındaki öğrencileri… Küresel düzeyde rekabet gücüne sahip ekonomik sistemin gerektirdiği bilgi ve becerilerle donatarak geleceğe hazırlayan eğitim ve öğretim programlarını tasarlamak, uygulamak, güncellemek…”
Bu düzenleme modern dönemin siyasal ve ekonomik amaçlılığının kabalığını gidermiş olsa da temelde siyasal beklenti ve ekonomik gereksimi muhafaza etmiştir.
Eğitim için bir amaç bulma çabasının kendisi ulusal, dini repertuvarın etkisizliğini vurguluyor.Statü ve ekonomik kaygılar ise eğitimin felsefeden yoksun sefaletinin son sığınağı.
Tam da “Niçin?” sorusu ile gündem yaptığım şey bu. Değişim ve dönüşüm baskısının kamusaldan en mahrem olana değin sınır tanımaksızın hissedildiği bir kesitte, inşa edildiği günün koşullarında bile istenileni verememiş bir düzeneği veri alarak “Nasıl olmalı?” sorusu üzerinden yol alamayız.
Kuşatıcı ve derinlikli bir anlatı eksikliğinin önümüze koyduğu “Niçin?” sorusuna hak ettiği karşılık verilmezse, dünün hantal ve iş görmeyen düzeneği içinde debelenip duracağız demektir. Çünkü eğitim, ekonomik ve siyasal amaçtan, teknik bilgi aktarımından önce ve öncelikle bir kültürleme olayıdır. Dolayısıyla kültürün tehdit edildiği konjonktürde yapılması gereken ‘kurumsal fosiller’e sarılmak değil yeni sosyolojinin künhüne varacak arayışları beslemek, derinleştirmektir. Bu da ancak varoluşsal bir hesaplaşmanın kilit sorusu olan “Niçin?” ile mümkündür.
Twitter: @_aydinali
Yazarlar
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları



































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.04.2021
10.04.2021
31.01.2021
26.01.2021
31.12.2020
21.12.2020
12.10.2020
17.09.2020
11.09.2020
5.08.2020