Ali AYDIN
7 Haziran akşamı ortaya çıkan tablonun siyasi partiler için ne söylediği üzerinden seçmen tercümanlığı yapmayacağım. Meclis aritmetiğinden hareketle yemek tarifi yapar gibi olası koalisyon senaryolarını da yazmaya niyetim yok. Siyasi partiler kendi muhasebelerini mutlaka yapacaklar, sonuçları en ücradaki mezraya varıncaya kadar inceleyeceklerdir.
Benim meselem Türkiye’de sistemin yapısal dönüşümü açsından yaşamakta olduğumuz tıkanıklıkla ilgili. Ak Parti’yi var eden gerekçeler geride bıraktığımız 10 yılda aşılan eşiğe rağmen mevcudiyetini koruyor. Ancak yapısal dönüşüm, bir ileri iki geri tek bir aktörün inisiyatifinde ve kapasitesinde gerçekleşemeyecek kadar esaslı bir parça. Burada karşımıza çıkan ise Türkiye’de bu değişim ve dönüşümü gerçekleştirmeye namzet sosyolojik dinamiğe eklemlenen tüm bileşenlerin bugüne kadar ne yaptıkları ya da ne yapmadıkları meselesi.
7 Haziran’ın okumasını siyasi partiler tabii ki yapacaklar ve yapsınlar da lakin bu başkalarının sorumluluğunu ortadan kaldırmayacak. Sivil toplum kuruluşları, meslek örgütleri, düşünce kuruluşları, üniversiteler, dernekler ve vakıflar, gazeteciler ve akademisyenler…
Türkiye’de sistemin insan onuruna yakışır hak, adalet ve özgürlük temelinde, millet tarafından güçlü bir değişim ve dönüşüm talebi ile karşı karşıya bırakıldığı vakıa. Toplumsal talebi siyaseten ete kemiğe büründüren Ak Parti’nin kurulduğu günden bugüne buna namzet kılındığı da aşikâr. Ancak söylediğim gibi tek bir aktörün insafına, idrakine ve inisiyatifine bırakılmayacak kadar esaslı bir hedef söz konusu olan. Dolayısıyla karşımızda Ak Parti de dâhil olmak üzere herhangi bir siyasi partiyi aşan bir durum var.
Tolumun yönelimi belli, talep ve beklentileri belli. Yönelimi, talep ve beklentileri örgütleyecek, derinleştirecek, rafine bir hale sokup siyasete vizyon sunacak olanların yaşadığı bir tıkanıklık ile karşı karşıyayız.
Bağımsız gündemi olmayan, ilgili olduğu alanın mesafe alması için çaba harcamayan destek sunduğu siyasi partinin açtığı alanı ikbal beklentisine dönüştürenlerin yaşadığı bir kriz var.
Siyasetin her türlü hareketine gerekçe üreten, ağızlarından çıkan her söze şerh düşen akademi çevresinin yaşadığı bir sıkıntı var. Desteği sırt sıvazlama, pohpohlama zanneden şakşakçıların yaşadığı tıkanıklık var.
İlke ve değerleri payanda yapıp sistemi kariyer şehvetiyle kuşatan ilkesizlerin yaşadığı bir tıkanıklık var. Sistemi, sistemde oluşan boşlukları her kesimi gözetecek bir duyarlılık üzerinden inşa etmenin mücadelesi yerine kendinden olanlara kapatmak isteyenlerin yaşadığı bir tıkanıklık var.
Kabaran iştahların tazyikinde saadet zinciri oluşturanların yaşadığı tıkanıklık var. Oluşan gerilimleri aşacak sağduyulu katkılar yerine elinde benzin bidonlarıyla koşuşturanların tıkanıklığı var. Emek, çaba ve gayretle sorumluluk üstlenmek yerine hükümetin gölgesinde kısa yoldan köşeyi dönenlerin yaşadığı tıkanıklık var.
Sayısal olarak çoğalıp bir gram ağırlığı olmayan hormonlu STK’ların yaşadığı tıkanıklık var. Ülkenin yaşadığı yapısal dönüşümü anlayacak ve buna önderlik edebilecek kanaat önderlerinin sürekli “ölümü gösterip sıtmaya razı etmeye” çağıran yetersizliği var. Koçbaşı gibi mücadeleyi dışa dönük bir cephe savaşı olarak gören gazetecilikte tıkanıklık var. Ve şüphesiz bütün bu tazyiklere, baskılamalara set çekemeyen, olduğu gerilimli noktayı olması gereken işlevsel bir nokta zanneden siyasetin şüphesiz yaşadığı tıkanıklık var.
Dolayısıyla Türkiye’nin daha adil ve özgür yarınları için talep ve beklentileri olan kesimlerin bugün kendi yapıp ettiklerine bakmadan, oynadıkları rollere aldırış etmeden siyaseti hesaba çeken konumları ikiyüzlülükle maluldür. Sivil siyasetin ve Ak Parti’nin aldığı başarısızlık elbette değerlendirilecektir. Ancak siyasetin üzerinde sahne aldığı sosyolojinin ve bu sosyolojinin örgütlü bileşenlerinin ortaya çıkan başarısızlığı kendi kabahatlerini örten bir örtü gibi değerlendirmeleri Türkiye için daha büyük tehlikedir. Ak Parti olmazsa başka bir parti olur. Ancak sosyolojinin temel bileşenleri üzerlerine düşeni yerine getirmesi, başkasının gölgesi altında sorumsuz bir hayatın hayali ile var olmayı düşünüyorlarsa ki maalesef çoğu öyle düşünüyor, asıl sıkıntı, asıl problem, asıl açmaz, asıl tıkanıklık burası. Toplumun yönelimi, arzusu, talep ve beklentileri ortada. Siyasete siyasetin bileşenlerine ve siyasetin zeminine düşeni de söylüyorlar.
Sorumluk mu yanaşma mı? İlke ve değerler mi ikbal mi?
[email protected]
twitter: @_aydinli
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Batı - batı-dışı ve kendinden kaçmak
17.04.2021 - Besim Dellaloğlu ile eğitim üzerine
10.04.2021 - 'Hayatın içindeki müfredat' bir sembolik şiddet mi?
31.01.2021 - Eğitimi Kuşatan Dünya
26.01.2021 - MEB ve kendi kendini sabote etmek
31.12.2020 - Asgari ücret açlık sınırını geçebilecek mi?
21.12.2020 - Apar topar eğitim!
12.10.2020 - MEB yine bilgi notu mu isteyecek?
17.09.2020 - Korona sonrası dünyaya dair: Kim ne dedi?
11.09.2020 - ‘Aydın’ bir cemaat okur-yazarı mıdır?
5.08.2020
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları


































Hrac Madooglu
Oh ne guzel. Kabahatin hepsi Hristiyan ulkelerin. Muslumanlarin hic bir sucu yok. Rahatladim valla. Elleriniz dert gormesin Gulay Hanim.