Ali AYDIN
Merkez-çevre hikâyesine ne oldu?
20.05.2020
1465
Türkiye uzun bir süre sert vesayet koşullarında ilerledi.
Sosyolojik olarak Şerif Mardin’in ifadesiyle “merkez-çevre” dikotomisinde, geniş halk kitleleri çevreden merkeze doğru seyrüsefer halindeydiler. Bu zaman zaman sert müdahaleler, askeri darbeler ile inkıtaya uğratıldı. Gel-gitler halinde devam eden uzun erimli bir süreçti bu. Geniş halk kitleleri farklı ideolojik hassasiyetlere sahipti belki; ama aynı yere yumruk salladılar uzunca bir süre.
İktisadi düzenin yozlaşmasından, temel hak ve hürriyetlerin kısıtlılığından, hukuk düzeninden, hizmet üretme kapasitesi son derece düşük olan bir yapıdan hepsi etkileniyorlardı.
Türkiye’de geniş halk kitleleri merkeze doğru gerçekleştirdikleri seferlerde süvarilerini genelde sağdan seçti. Solun dün olduğu gibi bugün de 70’li yıllardaki Ecevit istinasını saymaz isek bu iş için uygun olmamasını mümkün kılan yapısal sorunları mevcuttu. Dolayısıyla hat, Menderes’ten itibaren sağın güzergahında şekillendi.
Merkez-çevre arasında yaşanan gel-gitler esnasında garip şeyler de oluyordu, bu garipliği en veciz haliyle İsmet Özel şöyle betimlemişti: “Türkiye’de oyunun oynandığı saha eğimli. Karşı takım eğimli arazide dik olan kısımda mukim. Bizim takım bir yokuşu andıran bu sahada aşağıda. Sahada bir maç yapılıyor. Biz zar zor topu orta sahaya kadar getiriyoruz. Topu getirdikten sonra orta saha çizgisini geçen bizim takım oyuncusu hemen formasını değiştirip rakip takım formasını giyiyor ve topu bizim kaleye doğru yuvarlamaya başlıyor.”
Mehmet Ali Birand’ın yakın tarih konulu belgesellerinin birinde Süleyman Demirel, Türkiye’de Başbakan olan herkesin Menderes’in o idam sehpasındaki fotoğrafı ile yüz yüze geldiğini belirtmişti. 27 Mayıs, Türk siyasetinin ana travması olacaktı. Ve oldu da. Nitekim Demokrat Parti mirasını önce Adalet Partisi, ardından Doğruyol Partisi ile küçülerek de olsa taşıyan Demirel, 28 Şubat darbesi ve sonrasındaki birkaç yılda aleni olarak aldığı pozisyon itibariyle siyasetten rakip takım formasıyla emekli oldu. Benzer bir yazgıyı 70’lerin Karaoğlan’ı olan Ecevit de yaşadı. 1995 Genel Seçimlerinin ardından meclise birinci parti olarak giren Refah Partisi’nin İstanbul Milletvekili ve partinin Genel Başkan Yardımcısı olarak meclis kürsüsünde konuşan Aydın Menderes, Ecevit’e hitaben “Ben Sayın Ecevit’i bu kürsüde 80 öncesinde de dinledim. O zaman “Bu düzen değişmeli” diyen Ecevit, şimdi düzenin taraftarı olmuş” diyecekti. Birkaç yıl sonra 28 Şubat darbesi ile Refah Partisi iktidardan uzaklaştırılacak ve askerin iradesi ile şekillenen koalisyon hükümetlerinin Başbakanı olarak Ecevit sahne alacaktı. 1999 genel seçimleri sonrasında 28 Şubat ikliminde kurulan Anasol-M hükümetine Başbakanlık yaparak siyasetten emekli oldu. Anasol-M ile Türkiye hem ekonomik krize hem de 2002 genel seçimlerine girdi.
AK Parti’nin iktidarı ile Türkiye’de merkez-çevre hikayesi bambaşka bir noktaya taşınacaktı.
Önce itidalli geçen bir dönem. Ak Parti’nin hizmet odaklı bir siyaset ile yürümesi ve arkasındaki desteği günden güne büyütmesi. O sıralar partinin Genel Başkan Yardımcısı olan Yasin Aktay söylemişti sanırım, “AK Parti yeni merkez” diye.
Fakat Türkiye’de merkez, devir-teslime çok uygun bir mahal değil. Daha ziyadesiyle teslime uygun bir yer. Biraz geç olsa da bu anlaşıldı.
Önce Anayasa Mahkemesi marifetiyle partiyi kapatma girişimi sonrasında e-muhtıra. Cumhuriyet Mitingleri, Cumhurbaşkanı seçiminde yaşanan rezalet. Kemalist bir darbe tehlikesi söylentileri. Ama en büyük darbe kuşkusuz tüm bunların sonrasında 15 Temmuz’da geliyor.
15 Temmuz darbe girişimi püskürtülmüş olmakla birlikte etkili olmuştur. Türk siyasetinde travmatik etkileri olmuştur. Yeni ittifakları ve siyasi yönelimleri ortaya çıkartmıştır. Başkanlık sistemine geçilmesi ile birlikte de bu ittifaklar birer koalisyona dönüşmüştür. 15 Temmuz sonrasında, milliyetçi-devletçi-ulusalcı renkler hem merkezin AK Parti kısmında hem de çevreden merkeze gelen kitle üzerinde hegemon konuma gelmiştir. Bir siyasal ideoloji olarak ulusalcılık ve milliyetçilik, Cumhuriyet tarihinde hiç olmadığı kadar geniş kitlelere kendini mal etme imkânı bulmuştur. “Yerli ve milli” söylemi muhafazakâr/dindar ve milliyetçi kamuoyunun bir söylem olarak devletçilik ile nihai alaşımını mümkün kılmıştır.
Peki merkez-çevre hikayesine ne olmuştur?
Cevabını hep birlikte düşünelim.
Yazarlar
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları



































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.04.2021
10.04.2021
31.01.2021
26.01.2021
31.12.2020
21.12.2020
12.10.2020
17.09.2020
11.09.2020
5.08.2020