Ali BAYRAMOĞLU
Siyaset-toplum, devlet-siyaset ve devlet-toplum ilişkilerinin demokratik şeması bellidir.
Bu şemada 'üç esas' vardır.
'İlk esas' evrensel değerleri temel alan, insan haklarına dayalı, temel hak ve özgürlüklere dayalı yasal bir sistemin varlığıdır.
'İkinci esas' toplumsal gruplar ve taleplerinin belirleyici gücüdür. Bu talepler zamanın ruhu ve gerekleri ile evrensel değerler süzgecinden geçer, diğer taleplerle kesiştirilir ve siyasi kararlara dönüşürler. Bu açıdan düzenleyici etik ve siyasi ahlak, belirleyici olan yazılı kodlar, iktidara seçimle gelip gitmeyi mutlak kılan kurallardır.
'Üçüncü esas' ise bu dönüşüme ilişkin denetim mekanizmalarıdır. Bu dönüşümde 'siyasi denetimi' yetki-sorumluluk mekanizması, 'idari denetimi' hukuk ilkeleri çerçevesinde kurumlar hiyerarşisi ve 'hukuki denetimi' ise hukukun üstünlüğü çerçevesinde bağımsız ve tarafsız yargı yapar.
Bu şemada, 'hem' aşağıdan yukarıya 'toplum-siyaset-devlet hiyerarşisi ya da bağımlılığı' söz konusudur; 'hem' belirli bir dozda, iç solunumu mümkün kılacak ölçüde 'toplum, siyaset ve devlet alanlarının birbirleri karşısında özerk olması'...
Bu şemanın eksik olması, kötü çalışması, kopukluklar yaşaması demokrasiye ilişkin sorunların baş göstermesi demektir. Bu tür durumlar denetimi devre dışı bırakır, keyfiliği devreye sokar, devlette, siyasette, toplumda fiili durumlar yaratır, farklı kesimler, birimler, organlar arasındaki, ortak değer ve kurallar üreten iletişim kanallarının tıkanmasına yol açar. Hukuk zemin kaybeder, güçlünün imha aracı haline gelir.
Türkiye bu şemanın bozukluğundan çok çekmiş bir ülkedir:
Seçilmiş iktidarları alaşağı eden darbeler, devlet düzeninde yetkili ama siyasi sorumluluk taşımayan ordu gibi kurumlar ile siyasi sorumluluk sahibi ama sınırlı yetkiye sahip siyasi iktidarlar arasındaki ters hiyerarşi, birey, toplum ve siyaset üzerindeki devlet hükümranlığı, insan hakları ihlallerini sıradanlaştıran asayişçi bir sistem işleyişi, bu çerçevede siyasallaşmış yargı ve hukuk devleti fikrinden uzak bir düzen yapılanması... Özetle siyasi, idari ve hukuki denetim mekanizmalarının 'ağır hastalığı' diyelim...
Şüphe yok 10 yıldır bunları tashih istikametinde ilerliyoruz.
Askeri vesayetin kırılması, toplumsal taleplerin belirleyici bir güce kavuşması, temel hak ve özgürlükler düzeninde yaşanan görece genişlemeler ortadaki örnekler...
Bununla birlikte Kürt meselesi gibi sorunlar, ataerkil zihniyet gibi kimi köklü tortular asayişçi düzen ve cemaatçi siyasi algıdan uzaklaşılmasını, tam demokratik ortamın oluşmasını engelliyor.
Fazlası da var.
Evet, 'Türkiye son yıllarda siyaset üzerindeki devlet hükümranlığını kırmıştır', siyasi alan devlet alanı aleyhine genişlemiştir.
Ne var ki buna karşın 'siyasetin toplum üzerindeki hükümranlığı baş göstermiş', siyasi alanın toplumsal alan karşısında baskınlığı ana sorunlardan birisi olmaya yüz tutmuştur.
Nitekim bugün siyaset diğer alanların özerkliğini yok etmekte, toplumdan başlaması gereken 'bağımlılık şeması' devreye girememekte, onun yerini 'siyasetin tepede olduğu bir şema' almaktadır.
Adını koyalım: 'Çoğunlukçu düzen'...
Kentsel siyasi tercihler, kültürel alan konusunda toplumsal katılımın 'sıfır noktası'nda seyretmesi bu düzenin göstergesidir. Siyasi tercihler konusunda gerek parti içi gerek ulusal katılım ve mutabakat mekanizmalarının hiç çalışmaması, karar yapılarının şahsileşmesi başka bir göstergedir.
Son örnek AK Parti'nin anayasa için önerdiği yeni yargı düzenlemesiyle karşımıza çıktı. Bu düzenlemeye göre, HSYK'nın 20 üyesinden 14'ünü meclis çoğunluğu ve başkanın seçecek olması, (Yargıtay, Danıştay, AYİM) birleştirecek Temyiz Mahkemesi'nin dörtte üçünü ise bu HSYK'nın seçecek olması, siyasetin yargı üzerindeki mutlak belirleyiciliğini ifade edecek yeni bir öneridir.
AK Parti yanlış yapıyor, vesayet düzeninin kırılmasında ölçüyü kaçırıyor.
Böyle giderse, bu istikamette bir anayasa kabul edilirse, Türkiye bu kez yıllarca 'siyaset'in, beteri siyaset adına 'başkan'ın tahakkümünü kırmak için mücadele edecektir.
Yazarlar
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları














































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
12.02.2026
7.02.2026
5.02.2026
1.02.2026
29.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
10.01.2026