Ali BAYRAMOĞLU
Tarihsel olarak 'barış seferinin'nin bitmeyeceğine inancım tam.
Bununla birlikte trenin yavaşlaması, sarsılması duraklaması gibi ihtimaller her zaman var.
Nitekim Bingöl'de yaşananlar, Hakkari'deki cinayetler, bir korucunun vahşi şekilde öldürülmesi, PKK-Hizbullah arasında (sorumlusu taraflara göre değişen) ama ölü sayısı 24'e varan olaylar, dün Diyarbakır'daki vahim suikast herkese soru sorduruyor.
Dünya örnekleri göstermiştir ki, barış görüşmelerinin kesilmesiyle başlayan çatışmalar eskisinden daha sert, daha keskin olur. Bizde 6-7 Ekim olayları, şiddetin farklı bir kanaldan kentleri ve kasabaları kuşatabileceğine işaret etmiştir.
Kentler ucu açık alanlardır. Örgütün, örgüt civarındaki serbest radikallerin, uyuyan kimi derin yapıların ve çatışmadan nemalanmak isteyen üçüncü tarafların faaliyetlerinin iç içe girebileceği zeminlerdir.
Hakkari, Bingöl, Diyarbakır olaylarına dair belirsizlikler dahi akla bunları getirmiyor mu?
Biliriz ki, bu tür ortamların önü asayiş önlemleriyle alınamaz. Keskin asayiş önlemleri ise hayatı durdurur.
O zaman mesele bu ortamın zeminini 'akli siyaset yolu'yla küçültmektir.
Kağıt üzerinde formül basittir: Barış trenin tekrar hız alması, taraflar arasındaki makasın kapanması, çözüm sürecinin iç çelişkilerinin giderilmesi tek yoldur.
Zor olan formülün hayata geçirilmesidir: Gelinen noktada sıkışıklık yapısaldır. Hem Rojava gibi milli sınırlar dışındaki unsurların Türkiye'nin Kürt sorununun parçası olmaya dönüşmesi, hem devlet-İmralı arasındaki temaslarda Kürt tarafının müzakare ve özerklik, Türk tarafının silahsızlanma ve entegrasyon yöntemlerinin birbirini 'itmeye' başlaması, 'kritik bir an' oluşturmaktadır.
Devletin yöntemi örgüt tarafından bir tasfiye politikası olarak algılamaktadır. Örgütün özerklik beklentisi ve adaletten tapu işlevine kadar pararel bir siyasi merkez inşa etme gayreti ise devlet için kırmızı bir çizgi olmayı sürdürmektedir.
Bu sıkışıklık nasıl aşılır?
Açık: Her iki tarafın diğer yöne doğru adım atmasıyla …
Türkiye'nin Suriye politikası doğru bir politikadır. Yanlış olan Kobane ve Rojava'yı sadece bu politika içinde değerlendirmesi, bu iki faktörün barış sürecine etkilerini eksik okumasıdır. Bu çerçevede devleti düşen ilk adım, şüphe yok ki, Rojava'ya yönelik daha kucaklayıcı, PYD'yle farklı bir teması öngören bir strateji geliştirmesidir. İkinci adım vatandaşlık tanımı, yerel yönetimler konusu gibi kimi temel meseleleri demokratik uygulamalar içinde bir aşı gibi kullanmaktan çok, bunları karşı tarafla görüşerek yapması, bir tür müzakere kapısını açması ve bu çerçevede Öcalan'ın haraket alanını genişletmesidir.
Bunlar bugüne kadar atılanların yanında hiç de zor adımlar değildir.
Kürt Siyasi Haraketi'nin ise iki ciddi sorunu var. İlki kendi iç dağınıklığından kaynaklanıyor. Bu hareket kendi iç siyasetini ve dengelerini barış sürecine, Kürt politikasına sıkça transfer etmektedir. Bu, son dönemde HDP ve özellikle Demirtaş üzerinden olduğu gibi 'meşru siyasetin'ın dışlanması, sıradanlaştırılması noktasına da gidebilmektedir, İmralı ve Kandil arasındaki rol farklılaşmasına ve siyasi hamleler üzerinden verilen karşılıklı mesajlara da...
İkinci sorun Kürt hareketinin geldiği noktada, özellikle barış süreciyle elde ettiği 'alan denetimi aşaması'ndan sonra, oyuna soktuğu 'şiddet karşısındaki durumu'dur. Söz konusu olan Kürt haraketinin her koşulda zarar göreceği, kaybedeceği bir durumdur. Sadece Hizbullah faktörü, Ortadoğu dinamiklerinin devreye girmesi, askeri gücün sahaya geri dönüş ihtimali bile bu açıdan kendi başına tahrip unsurlarıdır.
Bu haraketin yapması gerekin ilk iş şiddeti bir araç olarak kullanma ve şiddet üzerinden meyran okuma taktiklerine son vermesidir.
İkinci iş ise kamu düzeni ve alan kontrolü konusunda meşruiyetçi bir çizgiyi benimsemesidir. Hem devletle özerklik ama eklemlenme arayışı üzerinden pazarlık, hem alternatif kamu düzenini oluşturma birlikte atılabilecek adımlar değildir..
Bu hamleler de Kürtler açısından hiç zor değil…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları














































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
12.02.2026
7.02.2026
5.02.2026
1.02.2026
29.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
10.01.2026