Ali BAYRAMOĞLU
Türkiye'nin siyasi manzarası, bu manzaraya baktığınız açıya göre değiştiği gibi, "asıl resim" pekçok farklı, hatta zaman çelişki katmanlardan oluşuyor.
Devlet içi gerginlikler, otoriterlik ve demokrasi arasındaki salınmalar, yargı-polis sorunu, siyasetsizliğe mâhkum edilen Kürt sorunu, zorunlu ilk eğitim, 28 Şubat tartışmaları üzerinden "aidiyetçi siyaset algısı"nın yeniden baş göstermesi...
Bunların her biri gündemin parçaları...
Kürt sorunu bunlar arasında ayrı bir önem taşıyor, malum.
Önem sadece Kürt sorununun derinliğinden ileri gelmiyor, aynı zamanda bu sorunun ülkenin siyasi iklimini kökten etkileme gücünden kaynaklanıyor. "Güvenlikçi iklim ve politikalar" ile "siyasete kapı açan demokratik iklim ve uygulamalar" kefeleri arasındaki balans, özellikle Kürt sorunundan ürüyor.
Malum, seçimlerden bu yana Kürt sorununda "siyasi alet kutusu" tümüyle rafa kaldırılmış durumda, Meclis'te BDP ve siyasi iktidar arasındaki ilişki "sıfır" noktasına yakın, sorun "operasyon, soruşturma tutuklama"lar ve bunların tartışılması etrafında ele alınır halde.
Bunlar arasında, acaba, bir soluk alma, temiz hava soluma imkanı bulabilecek miyiz?
Belki...
Nitekim iki gün önce "Genişletilmiş İl Başkanları" toplantısında Başbakan uzun süredir ilk kez farklı bir tınıyla konuşuyordu. Kürt sorunuyla cepheden yüzleşmesini, 2005 Ağustos konuşmasını hatırlattı. Bu sorunun pekçok boyutu olduğu ve sorunu çözme niyeti ve iradesi taşıdıklarını ifade etti. Bu çerçevede Uludere'nin üzerine gittiklerini ve sonuna kadar gideceklerini söyledi.
Bulunduğumuz "sıfır" noktasına oranla bakarsak, bu sözleri önemsemek gerekir...
Ancak "siyasete dönüş için sözlerden fazlasına ihtiyaç olduğu da ortada"...
Siyasete dönüşün koşulları var ve siyasi iktidarın bu açıdan hızla el atması gereken kimi konular var.
Bunların başında uygulama sorunları, KCK operasyonlarının kapsamı geliyor. Şöyle de söyleyebiliriz: Hükümetin Kürt sorununda izlediği, "şiddet dışı Kürt siyasi alanı"na ve bu alanla temas halindeki düşünce ve eylem dünyasına uyguladığı "baskı politikası"ndan hızla vazgeçmesi gerekiyor.
İkinci nokta, zorlukları ne olursa olsun, parlamentoda Kürt sorununun görüşülmesi, çözüm amaçlı bir diyalog oluşması, siyasi alanın genişletilmesi için, BDP'yle ilişkilerin normalleştirilmesi icap ediyor.
Bunlar yanında, mevzuat değişiklikleri ve uygulamalarla, ana dilde eğitim, kent, kasaba isimleri gibi konular üzerinden "demokratikleşme politikaları"na yeniden ivme kazandırılmak bir kaçınılmaz olarak iktidarın karşısında duruyor.
Söyledik, böyle bir geri dönüş sadece Kürt sorununun çözümüne giden yolu zorlamakla kalmaz, aynı zamanda Türkiye'de otoriter kokular saçan siyasi iklimi değiştirir.
Tekrar vurgulayalım "güvenlikçi iklim ve dil", siyasetsizliğin ve eksik demokrasi halinin hem sonucu, hem nedenidir.
Demokrasi ise hem Türkiye'nin hem AK Parti'nin oksijenidir.
Oksijensizlik halinde yaşanan savrulmaların bir örneğini, Erol Katırcıoğlu, AK Parti'nin kimlik siyasetine geri dönüş eğilimi olarak değerlendiriyordu, son yazısında:
"AKP'nin (...) kendi kimliği içinden konuştuğunu söylemek mümkün. 'Dindar gençler yetiştireceğiz'den tutun, eğitimle ilgili modeli savunurken bir çeşit '28 Şubat'ın rövanşı izlenimi uyandıran açıklamaları, TÜSİAD'la girişilen polemik, bütün bunlar AKP'nin İslami kimlik içinden siyaset yapmaya devam ettiğini düşündürüyor..."
Dar alan siyaseti işte biraz da budur...
Nitekim AK Parti bile, 28 Şubat'ın sadece İslami kimliği hedefleyen müdahaleden ibaret olmadığını, toplumun tümüne, özellikle demokrasiye karşı bir girişim olduğunu bile bu koşullarda unutabiliyor...
Çıkış yolu bellidir:
Siyaset, siyaset üzerinden demokrasi...
Yazarlar
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
12.02.2026
7.02.2026
5.02.2026
1.02.2026
29.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
10.01.2026