Atilla YAYLA
Eleştirinin toplum hayatındaki yeri çok önemli. Bunu, S. Mill’in Hürriyet Üstüne (Lİberte Yayınları) adlı klasik eserinden itibaren açıklayan ve vurgulayan birçok metne ve eleştirinin yararını ispatlayan yığınla tarihsel tecrübeye sahibiz.
Eleştiri ifade hürriyetinin ana parçalarından biri, hatta özü. Doğru fikirlerdeki yanlışları, yanlış fikirlerdeki doğruları yakalamamızı sağlar. Fikirleri yanlışlarını düzeltmeye ve kendilerini geliştirmeye teşvik eder. Eleştirilmeyen fikirler donar, dogmalaşır. Eleştirinin daha çok ve rahat yapılabildiği yerlerde bilim, fikir, kültür ve sanat böyle olmayan yerlerde olduğuna nispetle daha fazla ve hızlı gelişir.
Fikirlerin eleştirilebilmesinin gerekli ve hak olduğu üzerinde anlaşmak nispeten kolay olabilir. Ancak,kişilerin eleştirilmesine gelince durum biraz daha karmaşıklaşıyor. Fikirleri eleştirmekle kişileri eleştirmek bazen şu veya bu ölçüde çakışıyor. Fikirler zaten bireyler tarafından açıklanıyor ve fikirleri eleştirmek bir bakıma kişileri eleştirmek anlamına geliyor. Maalesef, eleştirilerde fikirleri bir tarafa bırakıp sadece şahsiyetler üzerinde odaklanıldığı da oluyor.
Özgürlükçü bir ülkede kişilerin eleştirilebilmesi de bir hak. Bazen kişilerin davranışları ve tercihleri de bir fikri yansıtır ve fikirleri eleştirmenin davranış ve tercihleri eleştirebilmeyi de kapsaması gerekir. Kişilerin eleştirilmesinde tüm bireyler bir temel alana bir de temel onun etrafına yayılan ve genişliği kişinin kamusal tanınırlığına ve kamu otoritesini kullanıyor olup olmamasına bağlı olarak değişen bir ilave alan bulunur. Tersinden bakıldığında, herkesin, bu arada kamusal figürlerin de sözlü eleştiriyle de olsa müdahale edilemeyecek bir özel alanının bulunduğu anlaşılır.
Eleştirinin özel alana uzatılması kişilik hakkı ihlâlleri doğurabilir. Bu tür ihlâller görebildiğim kadarıyla iki yolla vuku bulmakta: Girilemeyecek alana girmekle ve küfür/hakaret dili kullanmakla. Özel alana tecavüzle daha çok sanatçılar, küfür/hakaret diliyle ise daha çok siyasetçiler karşılaşmakta.
Türkiye’de ortalama siyasî dil yeterince nezih olmaktan uzak. Bazı durumlarda ise önünde adeta Çin seddi var. Lüzumsuz sert söylemler sık sık ortaya çıkmakta. Siyasî ifade ve nükte kabiliyetinin yeterince gelişmediğini de gösteren bu dil, siyasetçi olmayan kişilerce siyasilere karşı kullanılabildiği gibi siyasetçiler tarafından da birbirlerine karşı kullanılabilmekte.
Küfürlü, hakaretamiz bir dil işe yarar mı? Eleştirileri güçlendirir mi? Tezleri kuvvetlendirir mi? Kitleleri destek sağlayıcı biçimde etkiler mi? Bu soruların hiçbirine evet cevabını veremiyorum. Hayır demenin daha doğru olduğunu düşünüyorum.
Küfürlü/hakaretamiz/aşağılayıcı sözler onları kullananlara manevî tatmin verebilir. Ama muhatap olunan, hedef alınan kişinin veya grubun fikirlerine ve toplumsal tabanına müspet tesiri olmaz. İşin kötüsü, bir süre sonra alışkanlık hâline gelir. Sebep olduğu öfke ve kolaycılık düşünme, analiz etme, ifade etme kabiliyetlerine zarar verir. Aktörler arasında ve toplum içinde gerilimi artırır. Kutuplaşmayı besler. Medenî diyalog alanını daraltır. Tarafların birbirinden istifade etme, toplumun çoğulluktan yararlanma imkânlarını ya büyük ölçüde ortadan kaldırır.
Birbirimize sosyal ve ekonomik hayatta olduğu kadar siyasî hayatta da muhtacız. Biz başkalarını gereksiz yere incitirsek başkaları da bizi incitebilir. Bu yüzden hem günlük hayattaki diyaloglarımızda hem de siyasî hayatta ince, kibar, zeki bir dil kullanma yeteneğimizi geliştirmeye, kabalıktan ve küfürbazlıktan uzaklaşmaya çalışmalıyız. Sanırım bunda öncülük görevi de siyasetçiler, sanatçılar, kanaat önderleri gibi kamusal tanınırlığa ve etkiye sahip kimselere düşüyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları




































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.04.2021
24.04.2020
12.02.2020
13.11.2019
28.07.2019
28.05.2019
22.05.2019
14.05.2019
12.05.2019
18.04.2019