Ayhan AKTAR
Halk filozofu Sakallı Celal, 1920’lerde söyle demiş: “1908’de Meşrutiyeti ilan ettik, olmadı. 1923’te Cumhuriyet’i getirdik, yine olmadı. Şimdi de ciddiyeti denemeye ne dersiniz?” Geçen hafta Bengi Yıldız’ın Neşe Düzel ile yaptığı mülakatı okuyunca Celal Bey’i hatırladım. Biliyorsunuz, çatışmada iki taraftan 20 gencin öldürüldüğü gün, DTK toplantısında Aysel Tuğluk eline tutuşturulan “demokratik özerklik” bildirisini papağan gibi okumuştu.
Bengi Yıldız ise Neşe Düzel’in kendisine sorduğu sorulara hem sinirlenmiş, hem de cevap olarak “kem küm” dışında bir şey söylememiş. Böylece, “demokratik ,özerklik” denen balonun gayrı ciddi sloganlardan ibaret olduğu ortaya çıktı. Bendeniz, Bengi Yıldız’ı şahsen tanımam. Sadece BDP’nin aday belirleme sürecinde kendisine gerilla kıyafeti diktirip, polislerle itiştiğini hatırlıyorum. Laf aramızda, o gerilla kıyafeti içinde 23 Nisan Bayramı’nda komando üniforması giydirilmiş Türk çocukları kadar sakil duruyordu. Herhalde, bölgede aday olmak ve dağdakilerin gözüne girmek için bu gibi tuhaflıkları yapmak gerekiyormuş.
Bengi Yıldız’ın şu sözleri hayli tartışma yarattı: “Biz demokratik özerkliği konuştuk ve inşa ediyoruz. Formülasyonu şu... Kendi yerelinde topladığı vergiler, şüphesiz oranın kalkınmasında ve Türkiye’nin diğer bölgeleriyle arasındaki makasın kapanmasında yeterli olmaz. Merkezin, pozitif ayırımcılık uygulayarak orayı desteklemesi gerekir. Yani Ankara’ya vergi vermemesi ama devletten yardım alması lazım. Geri kalmış yörelerin hepsi için bu böyle olmalıdır. Çünkü bu bölgeler yıllardır ihmal edildi. Devlet Ege’ye, Marmara’ya yatırım yaptı.”
Başbakan Erdoğan, buna “Vergi ödemeyen, bedelini öder” gibilerden bir cevap verdi. İşin ilginç tarafı, tam o günlerde Maliye Bakanlığı, Muhasebat Genel Müdürlüğü 2011 yılının ilk altı ayında illerin ödediği vergi miktarını açıklamıştı. BDP’nin milletvekili çıkardığı ve Kürt vatandaşlarımızın yoğunlukla bulunduğu illerde tahakkuk eden vergi, tahsil edilen vergi ve tahsilâtın tahakkuka oranları şöyle:
(Bin TL olarak)
İller Tahakkuk Tahsilât Tah. Oranı
Ağrı 98.145 55.188 % 56
Batman 185.612 94.795 % 51
Bingöl 61.158 36.775 % 60
Bitlis 72.892 43.211 % 59
Diyarbakır 647.147 348.482 % 54
Hakkâri 49.611 9.568 % 19
Iğdır 76.105 26.897 % 35
Kars 94.935 47.770 % 50
Mardin 219.397 113.525 % 52
Muş 73.940 43.986 % 59
Siirt 85.134 44.375 % 52
Şırnak 145.904 52.559 % 36
Van 321.455 179.800 % 56
Urfa 601.414 296.677 % 49
TOPLAM 2.732.849 1.393.608 % 51
Bakanlığın verilerine göre, 2011 yılının ilk altı ayı içinde Türkiye genelinde 122,728.839 lira vergi toplanmıştır. Yukarıdaki 14 ilin ödediği verginin toplamı ise 1.393.608 liradır. Yani toplam vergi tahsilâtının ancak yüzde 1,13’ü ediyor! Tek başına Hatay’ın ödemiş olduğu 1.356.778 liralık vergi, 14 ilin ödediği toplam vergiye yakındır. Antalya’nın ödediği vergi ise (1.588.338 TL), 14 ilin toplamından fazladır.
Tabii ki bu sonuçlar bölgenin ekonomik bakımdan geri kalmışlığını gösteriyor. Ama yurt çapında yüzde 70 olarak gerçekleşen tahsilât oranı, bölgede yüzde 51’e iniyor. Kısacası, Bengi Yıldız’ın “vergi ödemeyiz!” heyheylenmesine Başbakan Erdoğan’ın “Yahu, zaten toplam verginin yüzde 1’ini ödemişsiniz. Sıkmayın kendinizi, rahat olun. Dükkân sizin!” demesi lazımdı.
Bengi Yıldız, devletin “Ege’ye, Marmara’ya yatırım yaptığını söylüyor. Peki, devlet bölgeye yol yapmaya kalktığı zaman, neden PKK şantiyeleri basıyor acaba? Diyarbakır Valiliğinin açıklamasına göre, “26 Temmuz 2011’de Diyarbakır - Bingöl karayolunun Abalı Köyü yakınlarında duble yol yapan şantiyeyi basan teröristler, üç iş makinesini yakmışlar, birini de çalmışlar!” Bir yandan Neşe Düzel’e “Devlet yatırım yapmıyor” diye sızlanacaksın, sonra da bölgeye yol yapan müteahhitlerin şantiyesini basan PKK eylemleri için dilini yutacaksın, oldu mu şimdi?
Peki, bu durum neden böyle? Neden PKK-DTP-KCK-BDP çizgisi bir gayrı ciddilik ve hayal âlemi içinde yaşıyor? Bu sorunun cevabını iki aşamada ele almak lazım. İlk olarak, son gelişmelerle BDP siyaseten kendini sıfırlamıştır. Artık BDP’nin dağdakilerle arasına mesafe koymasını bir yana bırakın, BDP’liler dağdakilerin her dediklerini ovada yüksek sesle tekrarlayan bir heyet haline gelmiştir. Yanlış anlamayın, ben BDP’nin PKK’yı eleştirmesini falan beklemiyorum. Zaten yapamazlar. Ama en azından dağdakilerin 1970’lerden kalma hayalî solculuğunu bir miktar dengelemelerini beklerdim. O da olmuyor, anlaşılan!
1970’lerin Kürt sol hareketinde, Kürdistan’ın bir sömürge olduğu ve Kürdistan’ın doğal kaynaklarının İran, Irak ve Türkiye tarafından sömürüldüğü hikâyesi anlatılırdı. Bu çerçevede sanki Ankara’nın bölgeden çok büyük bir ekonomik çıkarı varmış gibi bir hava estirilirdi. Tabii ki bu lafları kimse ciddiye almazdı. Ama aynı gayrı ciddilik 2011 yılında tekrarlanıp, “demokratik özerklik” bulamacı içinde bizlere tekrar pazarlandığı zaman, sonuç Kemal Sunal filmlerine benzer bir komedi oluyor.
Geçen hafta gazeteci dostlarımız İngiltere, İrlanda ve İskoçya’ya bir gezi yapmışlar ve IRA konusunda bilgilenmişler. Yazılarını okuduk, fakat IRA ile PKK arasındaki farklar üzerine pek bir yorum okumadım. Efendim, IRA militanları şehirli adamlardı. Akşam pub’a gidip biralarını içer, maçları seyreder ve gündüz vakti normal işlerini ve mesleklerini sürdürürlerdi. Çoğu evliydi. Gerektiği zaman silahlarını gizledikleri yerden çıkarıp, eylem yaparlardı.
Şimdi bir de PKK liderliğini düşünelim. 1980’lerde bölgenin ufak şehir ve köylerinden dağa çıkacaksın, yaklaşık 25 yıl dağda kalacaksın. Kalaşnikof kullanmaktan başka bir mesleğin ve ülkenin batısında olup bitenler hakkında hiçbir fikrin olmayacak. Esas olarak köy çocuğu olup, 1975 model solcu kafasıyla bir şeyler karalayıp ovadakilere postalayacaksın. Onlar da gelen metinleri sanki birer “peygamber kelâmı” gibi tekrarlayacaklar. Bunun da adı bağımsız Kürt siyaseti olacak!
Sevgili Dostlar, buradan siyaset falan çıkmaz. Ancak, gayrı ciddi laf kalabalığı çıkar. Bu kafa ile, BDP’nin yeni yapılacak anayasa çalışmalarına katkı sunması maalesef mümkün değildir. Dağdakiler, “hayal âleminde” yaşadığı ve ovadakiler de onlara “peygamber muamelesi” yaptıkları sürece barış olmaz. Yukarıda açıklamaya çalıştığım şartlar değişmediği sürece, artık Kürt sorunu hakkında yazmak içimden gelmiyor. Benden paso!
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları

































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.02.2016
25.01.2015
3.01.2015
19.03.2014
30.11.2012
29.11.2012
28.11.2012
30.04.2012
16.04.2012
9.04.2012