Ayhan ONGUN
Meclis Başkanı Cemil Çiçek’in gazetecilerle yaptığı toplantıda açıkladığı 11 maddelik “teröre karşı ulusal mutabakat” metni kamuoyunda yeni bir tartışma ve polemik başlattı.
Meclis Başkanının bu açıklamalarını hükümetten bağımsız yaptığı şeklindeki iddialarını gerçekçi bulmayanlar olduğu gibi, içerik olarak yetersiz bulanlar da oldu.
Bir diğer iddia, muhalefeti böyle bir mutabakata zorlayarak bir anlamda seslerini kısmak, manevra alanlarını daraltmak şeklindeydi.
Her şeye rağmen böyle bir ulusal mutabakata ihtiyaç olduğunu, desteklenmesi gerektiği savunanlar da az değil.
Terör konusunda hayli yıpranan ve çaresiz bir görüntü veren hükümeti, bu durumdan kurtarmaya yönelik, bir gündem değiştirme, hedef saptırma operasyonu olarak da algılanabilecek bu açıklama, görünen o ki; daha çok tartışılacağa benzer.
Terörün kaynağının Kürt sorunu olduğunu ve bu sorun çözülmeden PKK tümüyle yok edilse de, terör sorununun bitmeyeceğini savunanlar açısından baktığımızda, mutabakatın terör değil Kürt sorununun çözümü üzerinden oluşmasını söylemek daha anlamlı geliyor.
Yoksa TSK, terörü sonlandıracak güce sahip değil mi ki; yanına destek arıyor, bir ulusal mutabakata ihtiyaç duyuyor? sorusunu sormak ihtiyacı doğar.
Ne çaresizliği, çare olarak sunmak bir çözümdür, ne de demokratik standartları yükseltmeden terörü çözmek mümkündür!
Aslında sorulması gereken önemli sorulardan biri de şu olmalıdır.
PKK nın Kürt halkının haklı mücadelesine de zarar veren terör eylemlerine, bölge halkı üzerinde uygulamaya çalıştığı diktatörlüğe rağmen niye bölge halkı hala desteğini sürdürüyor?
Bu sorunun yanıtını bulmadan soruna çözüm bulmak çok zordur.
Her fırsatta Türkler tarafından aşağılanmanın, en temel anayasal haklarının devlet tarafından gasp edilmesinin Kürt halkında yarattığı derin acıları hissedemeyenler, Kürt halkının bir Kürt diktatörlüğünde yaşamayı, Türkler tarafından aşağılandıkları, ikinci sınıf vatandaş olarak görüldükleri bir yönetime niye tercih ettiğini anlayamazlar.
Cemil Çiçek’in yaptığı çağrının belki bir olumlu yararı olabilir. Şimdiye kadar pek seslerini çıkarmayan, bu yüzden de PKK yı destekledikleri sanılan demokrat Kürt aydınlarının seslerini biraz daha çıkarmaları, demokratik çözümler konusunda müdahil olmalarını sağlayabilir.
Bu konu öylesine istismara açık, yanlış anlaşılmalara müsait bir konu ki, her sözcüğü on kez düşünerek seçmek zorunda kalıyorsunuz. Bu yüzden de düşüncelerinizi tam ve doğru olarak ifade etmekte zorlanıyorsunuz.
Şimdi inanıyorum ki, bir kısım PKK yi eleştirdiğim için, bir kısım da Kürtleri desteklediğim için beni eleştirecekler.
Kim nasıl düşünürse düşünsün, nasıl anlarsa anlasın, Türkiye de PKK ile Kürt halkı, özgürlük mücadelesiyle terör birbirinden ayrılmadan; yeni bir anayasada eşit yurttaşlık temelinde hak ve özgürlükler güvenceye alınmadan, barış ve huzur sağlanamaz.
Böylesine yaşamsal öneme sahip bir konuyu siyasi çıkarlar ve kişisel şovlarla istismar etmeye de hiç kimsenin hakkı olamaz.
Bir yandan emperyalizme karşı görünüp, diğer yandan ABD ye “onu bırak, beni al!” diye göz kırpmak kadar, kendi iç sorunlarını çözmeden başkalarının sorunlarında muhatap olarak öne çıkmak da bu ülkeye yapılacak en büyük kötülüktür.
Öte yandan Allah..Beşşar …sloganlarının atıldığı toplantılarda, kendilerini solcu olarak tanıtan kimselerin etnik çatışmaları doğurabilecek tehlikeli konuşmalar yapması da bir o kadar barış girişimlerine zarar verecek davranışlardır.
AK Parti iktidarının Suriye konusunda zamansız çıkışları, gereksiz ön alma girişimlerini eleştirmek, karşı çıkmak adına Baas rejiminin masum, sivil halka yönelik zulmünü alkışlayanlar, Esad’a arka çıkanlar da inanıyorum ki yarın bu yaptıklarından utanç duyacaklardır.
“Benim vergilerimle niye Somali’lere, Suriyeli mültecilere yardım yapılıyor?” diyenlerin bir kez daha vicdanlarının sesine kulak vermelerini söylemekten başka bir şey gelmiyor elden.
Ben de Yıldıray Oğur’un çağrısına katılıyorum ve buradan ilan ediyorum. “Benim vergilerim de dünyanın hangi köşesinde olursa olsun, aç kalmış, açıkta kalmış tüm dünya çocuklarına, orta doğuda çok uzun zamandır halkına zulmeden kabile reisi diktatörlerin zulmünden kaçan mültecilere helal olsun!”
Unutmayalım ki Hatay da yaşamları risk altında askerlerin kaldığı Apaydın kampına girmelerine izin verilmediği için tepki veren, Suriyeli muhalif askerlere niye yardım ettiğimizi soran Hurşit Güneş’in babası Turan Güneş’in bakanlığı döneminde de Türkiye, Kıbrıs’lı mücahitlere silah yardımı yapmıştı.
Eğer illa AKP ye muhalefet yapmak istiyorsanız böylesine hassas ve insani yanı ağır basan konular yerine, Uludere üzerinden, faili meçhuller, işkenceci polis şefleri üzerinden, demokrasi ve insan hakları, özgürlükler üzerinden muhalefet yapın.
Üzerinizde var olan “Ergenekon’un avukatı, darbe destekçisi, statüko yanlısı” gibi suçlamalara şimdi de “Esad dostu, zalimlerin müttefiki damgası eklenebilir.
Dersim de PKK yı en çok eleştiren, insan hakları ve özgürlükler mücadelesinde kendisini kanıtlamış CHP içerisindeki çok az vekillerden biri olan Hüseyin Aygün’ü insani ve vicdani bir açıklamasından dolayı linç etmeye kalkanlar, şimdi de Suriye üzerinden yaptıkları sözde muhalefetle yeni CHP nin değişim ve demokrasi hedeflerini baltalamaya çalışıyorlar.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları







































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.08.2021
31.03.2021
17.03.2021
3.02.2021
23.10.2020
30.09.2020
28.07.2020
19.05.2020
15.05.2020
19.03.2020