Ayhan ONGUN
Milletvekillerine, bürokratlara, askerlere; kime dokunursan dokun ama şu sıkıntılı günlerde huzurumuza dokunma!
Aşımıza, ekmeğimize, evimize ve hatta yatak odamıza kadar girdin ama yeter artık, insan haklarına dokunma!
Faili meçhullerde binlerce insanı katlettin, köylerimizi yaktın, isimlerini değiştirdin, yok ettin, yoksul ettin ama hayattaki tek varlık nedenimiz özgürlüğümüze dokunma!
Dinimize, inancımıza, giyimimize, zevklerimize, yediğimize, içtiğimize karıştın; kimi zaman yok saydın, aşağıladın ama yeter artık onurumuza dokunma!
İstediğini iktidar eyle, istemediğine muhalefeti bile çok gör ama ne olur, demokrasiye dokunma!
Savaş baronlarının çıkarları için, paralarımızı silaha, savunmaya harcadın; işçini, memurunu, köylünü, emeklini açlığa, yoksulluğa mahkum ettin; kimimiz ana, kimimiz baba dedik sana ey devlet! Ne yaparsan yap ama yeter ki barışa dokunma!
Öyle ilginç, öyle akıl almaz işler yapılmaya başlandı ki, son günlerde; sağlıklı düşünemez, doğru analizler yapamaz, yazamaz olduk.
Şu ana kadar yazdıklarımı tekrar okuduğumda bende şaşırıyorum.
Kimi, kime şikayet ediyor, kimden, neyi istiyor, neler bekliyor, ne istiyorum diye!
Uludere’ de masum köylülerin üzerine bombalar yağdırıldı, hesabını veren yok.
Afyon’da gencecik, acemi çocuklar silah deposunda kim bilir kimlerin ihmali yüzünden ölüme yollandı, hiçbir açıklama yok.
Suriye semalarında uçağımız düşürüldü, kim yaptı, onları oraya kim gönderdi, bilen yok.
Son on yılda bine yakın gencimiz askerlik yapıyorken niye, hangi gerekçelerle intihar etti, hiçbir araştırma ya da kamuoyuna en küçük bir bilgi yok.
Sivas’ta, Çorum’da, Kahramanmaraş’ta,Taksim’de neler oldu? Onlarca aydın, yazar, gazeteci; yüzlerce siyasetçi, sendikacı, binlerce genç karanlık eylemlerde, on binlerce asker, terörist dağlarda niye, kimler tarafından öldürüldü, sorumluları ortada yok.
Kim var ortada?
Ülkenin en çok barışa ve huzura ihtiyaç duyduğu zamanlarda, gereksiz polemik ya da tek başına alınmış anlamsız bir kararlarla toplumu geren, bizleri şaşkına çeviren bir başbakan ve onun gaflarını düzeltmeye çalışan bir başbakan yardımcısı.
Bir insan niye kendi ayağına sıkar, siyaseten toplumun çoğunluğunu kazandığı, siyasi istikrar için koşulların en uygun olduğu, ekonomide kısmi de olsa bir istikrarın sağlandığı günlerde hiç olmadık karar ve açıklamalarla kendini niye zora sokar?
Açlık grevleri gibi sonu belirsiz, ülkeyi kaosa sürükleyecek bir tehlikeden yeni kurtulmuş, diyalog ve siyasi çözüm için uygun ortam ve söylemlerin oluştuğu bir dönemde kimi parlamenterlerin dokunulmazlıklarını kaldırmak için bu telaş, bu çaba niye?
Üstelik de yalnızca BDP li vekillere yönelik böyle bir uygulamadan kim kazançlı çıkar, demokrasiye, parlamenter sisteme ne yararı olur?
Başbakan’ın tüm bunları fark etmemesi, çevresinin bu denli öngörüden yoksun, siyaseten bir akıl tutulması içinde olması mümkün müdür? Bence hayır!
O zaman yakında Sayın Erdoğan’ın bir gizli ajandası daha çıkar ortaya. Umarız dershanelerin kapatılması kararında cemaati karşısına alarak başlattığı gibi, şimdi de yeni bir kesimle kavga başlatmayı düşünmüyordur.
Bu kavgalardan, ne parlamenterler, ne siyasetçiler, ne bürokratlar, ne askerler, ne işadamları çok fazla etkilenmiyor.
Onlar sonuçta bir yanıyla devlet dediğimiz aygıtın korumasında ve güvencesinde varlıklarını sürdürüyorlar.
Olan, bizim huzurumuza, onurumuza, hak ve özgürlüklerimize, demokrasiye oluyor.
Vekillere dokunayım derken barışa dokunacaksınız belli.
Sayın Başbakan, boğaza kaç köprü yaparsan yap, Çamlıca tepesine, Göztepe meydanına, hatta istersen Taksim meydanına, istediğin kadar cami yap, istediğin heykeli yıktır, hangi liderle istiyorsan bilek güreşi dahil her türlü kavgayı yap, istiyorsan başkan da olabilirsin ama ne olur barışı bize bırak.
Kime dokunursan dokun ama ne olur, yeter artık,
Barışa dokunma!..............
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- SU AKAR, YOLUNU BULUR!
19.08.2021 - İKTİDAR ÇOCUKLARINI KURBAN VERİYOR!
31.03.2021 - ÖĞRETMEN OKULLARININ EĞİTİM SİSTEMİNDEKİ YER
17.03.2021 - BOĞAZİÇİ’NDE NELER OLUYOR?
3.02.2021 - AK PARTİ KİMLERİ TEMSİL EDİYOR?
23.10.2020 - DEVLET KİN GÜDER Mİ?
30.09.2020 - CHP KURULTAYININ ARDINDAN
28.07.2020 - GENÇLERİ DOĞRU ANLAMAK GEREK
19.05.2020 - İSTİM ARKADAN GELİR Mİ?
15.05.2020 - HER ŞEY BİR VİRÜSLE BAŞLADI……….
19.03.2020
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları






































faruk tuncay
12 Eylül öncesini hatırladım. Generaller, Hükümet, Mafya ve de sağlı sollu örgüt şefleri; romantik, inançlı, mücadeleci ve yiğit insanları bozuk para gibi harcarlardı. Hadi bütün bunları gördükten Can Yüceli ve Kibar Hırsızın Türküsünü yüzlerine okuma!