Ayhan ONGUN
Kişiler arasında barışın koşullarıyla toplumsal barışın koşulları farklıdır.
İnsanların birbirleriyle olan ilişkisinde yanlış anlamalar, duygusal tepkiler ya da subjektif nedenlerle kırgınlıklar, dargınlıklar yaşanabildiği gibi, ihanet düzeyinde, telafisi mümkün olmayan düşmanlıklar ve nefret ortamı oluşabilir.
Böylesi bir durumda bile bu insanları barıştırmak için devreye birilerinin girmesi, arabuluculuk yapması gerekirken; koskoca bir toplumu neredeyse bir iç savaşın eşiğine getiren, on binlerce insanın yaşamına mal olan bir kavganın sonrasında toplumsal uzlaşı için birilerinin arabuluculuk yapmasını yadırgayan, karşı çıkanların iyi niyetinden kuşku duymak gerekmez mi?
Ülkeyi yöneten iktidarların birinci derece sorumlu olduğu, ülkemizde on yıllardır süren bu kaos ve düşmanlık ortamının ortadan kaldırılması, bu coğrafyada yaşayan herkesin eşit yurttaş statüsünde, barış içinde bir arada yaşayabilmesinin koşullarının yaratılması, bu ülkeye karşı sorumluluk duyan herkesin görevi değil midir?
Öyleyse niye ve kimler, bu karanlık, çatışmacı ortamın devamından yanalar? Barış ve özgürlük çabalarından, yeni ve sivil bir anayasanın yapılmasından, demokratik dönüşümlerin gerçekleşmesinden, toplumun kanayan yarası, uzun tutukluluk halinin kaldırılmasından, gerçek anlamda bir demokrasinin kurum ve kurullarıyla yerleşmesinden rahatsız olanlar kimlerdir?
Daha net ve anlaşılır dille, kimler barışa karşıdırlar?
Bu soruların yanıtını bulmadan ülkede huzurun, barışın, demokrasinin yerleşmesini beklemek boş bir hayalden öteye geçemez.
Gerek darbeye teşebbüsten yargılananlar, gerekse başka nedenlerle yargılanan; ancak tedbir olmaktan çıkıp, cezaya dönüşen uzun tutukluluk nedeniyle kendileri bir yana, aileleri, yakınları mağdur olanlardan dolayı toplum vicdanında da derin yaralar açan durumun ortadan kaldırılmasına yönelik Anayasa Mahkemesinin aldığı karar, tüm toplum kesimlerinde bir rahatlama ve umut oluşturmuştu.
Mustafa Balbay’ın da Mehmet Haberal’ inde belli kesimler tarafından kahraman gibi gösterilmeye çalışılmasına karşın kamu vicdanında pek de masum olmamalarına rağmen tahliye edilmeleri olumlu bir gelişmeydi.
Ülkede barışın tesis edilmesi adına yeni ve beyaz bir sayfa açılması, kimi kesimleri rahatsız etse ya da kabul edilmese de artık mutlaka atılması gereken bir adım olarak iktidarın ve TBMM nin önünde bir görev olarak duruyor.
Ancak yaklaşan yerel seçimler, bir anlamda bir yıl sonra yapılacak genel seçimlerin bir provası niteliğinde olacağı için, tüm siyasi partiler; oy uğruna toplumu germekten, barışa giden yolu engellemekten geri durmuyorlar.
Mustafa Balbay’ın tahliyesinin ardından BDP Milletvekillerinin de tutukluluk hallerinin kaldırılması taleplerinin; “kararın bireysel bir başvuru olduğu için, yalnızca o davayla ilgili olduğu” gerekçesiyle reddedilmesi, tartışmaları yeniden alevlendirdiği gibi, barış umutlarını da kararttı.
Olayın ilginç yanı, hakimlerin gerekçe olarak gösterdiği anayasal durumu, aynı mahkemenin savcısı bilmiyor mu ki; sanıklar için tahliye talep ediyor?
Yargıçlar açısından belki bu durumun hukuki bir izahı olabilir ama aynı mahkemenin iki kurumu arasındaki bu çelişki, doğal olarak kamu vicdanını rahatsız ediyor.
Barış için atılan adımlardan rahatsız olan kesimler yeniden bir oyun mu tezgahlıyorlar diye düşünüyor insan.
Peki, her fırsatta demokratik açılımdan, barıştan söz eden, eşit yurttaşlık kavramına vurgu yapan iktidar ve Başbakan Erdoğan niye bu konuda tavrını açıkça ortaya koymuyor?
Geldiğimiz noktada siyasetin gerçek yerine oturması bir yana, barış içinde bir arada yaşama, demokrasi ve özgürlük söylemlerinde kimlerin samimi olduklarını ölçecek önemli bir test olacak iktidar ve muhalefetin tavrı.
Toplumun büyük çoğunluğunun, her şeye rağmen ülkeye barış gelmesini istedikleri bir gerçek. Ancak birilerinin barışı istemediği de daha yakıcı ve tehlikeli bir gerçek.
Şimdi gerçek anlamda barış ve özgürlükten yana olan, demokrasi talep eden tüm kişi ve kurumların; barışa düşman, insana ve ülkesine düşman bu karanlık odakları-tv.leri, gazeteleri, siyaset baronlarını teşhir etmelerinin, bu insanlık düşmanı çevrelere karşı mücadele etmelerinin tam da zamanıdır.
Böylesine yaşamsal bir konuda, hiç kimsenin eyyamcılık yapma, kişisel hırs ve çıkarları uğruna barış mücadelesine zarar verecek, bu uğurda verilecek mücadeleyi erteleme, savsaklama hele de yok sayma lüksü ve hakkı yoktur.
Konu barış olunca, kimi fedakarlıklar, tavizler anlamsız hale geliyor.
Barış uğruna verilecek her mücadele, atılacak her adım kutsaldır. Bu adımı kimin attığı, mücadeleyi kimlerin başlattığı değil, önemli olan tüm siyasi önyargılardan bağımsız olarak barışı istemektir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları





































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.08.2021
31.03.2021
17.03.2021
3.02.2021
23.10.2020
30.09.2020
28.07.2020
19.05.2020
15.05.2020
19.03.2020