Ayhan ONGUN
Son iki yıldır tüm engellemelere, alçakça saldırı ve provakasyonlara rağmen, azınmayacak ölçüde yol alınan çözüm sürecinde önemli bir dönemece geldik.
Ortadoğuda ve ülkemizde sürekli bir karışıklık, iç savaş, kaos ortamının varlığından beslenen emperyal güçler bir yana, onlar adına iş tutan taşeron örgütlerin yaratmaya çalıştığı terör olayları nedeniyle, gerek iktidar gerekse muhatapları açısından yeni bir döneme girildi.
İktidar her ne kadar “çözüm sürecinde kararlıyız” mesajı vermeye çalışsa da “çözüm sürecine mecbur değiliz” türünden açıklamalar yapan Arınç gibilerin söylemleri o cephede de kafaların karışık olduğu izlenimini veriyor.
Çözüm sürecinin en etkili siyasi muhatabı olması gereken HDP içerisinde de kimi fikir ayrılıklarının olduğu artık saklanamaz noktaya geldi.
Kandil ve Avrupa kanadının süreç sonrasına ilişkin statü kaygılarının olduğu ve egemenlik çatışması yaşandığı da herkesin bildiği bir gerçek olarak orta yerde duruyor.
Öte yandan Suriye de halkına zulmeden Baas rejiminin taktik olarak terk ettiği yerlerde bir egemenlik alanı bulan PYD nin Irak Kürt yönetimi ve diğer Kürt gruplarıyla ortak yönetim konusunda samimiyetini henüz diğer gruplara kabul ettiremediğini de görüyoruz.
Kobani ye yardım konusundaki gecikmeyi yalnızca hükümete yüklemek çok doğru olmaz.
Özgür Suriye ordusu ve Peşmergelerin yardım talebine itiraz ve çekincelerin de bu kaygılardan kaynaklığını düşünüyorum.
PYD yönetiminin ABD ve kimi başka ülkelerle gizli anlaşmalar yaptığı iddiaları da doğal olarak çözüm süreci konusunda Türkiye de ki destekçilerini zor duruma sokuyor.
Orta doğuda dengelerin yeniden oluşturulmaya çalışıldığı, enerji kaynaklarının yeniden paylaşılması için amansız bir mücadelenin yaşandığı yenidünya düzeninde Türkiye’ nin tavrı ve izleyeceği politika her zamankinden çok daha fazla önem kazanıyor.
Kim ne derse desin, çözüm sürecinin başarıya ulaşmasının iki ana aktörü var.
Bir tanesi İmralı’dan süreci yönetmeye çalışan Abdullah Öcalan, diğeri Recep Tayip Erdoğan.
Her ikisinin de kuşkusuz sevmeyenleri çok.
Öcalan’ın geçmişte yaşanan terör olaylarından kaynaklı sicili, Erdoğan’ın uzun süren iktidardan kaynaklı yıpranmışlığı ve bir türlü vazgeçemediği sert üslubu ve otoriter tavırları toplumda tepki alsa da, muhalefetin basiretsizliği ve omurgasız siyaseti yüzünden, hala en önemli iki aktör olarak sahnedeki yerlerini koruyorlar.
Beğensek de beğenmesek de her iki lider de an itibariyle çok önemli bir kitleyi derinden etkileyen karizmaya ve siyasi iradeye sahipler.
Davutoğlu’nun başbakanlığa gelmesinden sonra okların ucu bir ölçüde ona yönelse de henüz muhafazakar kesimin tartışmasız lideri Erdoğan’dır.
HDP içerisinde Kandili önemseyen ve rotasını ona göre belirleyenler olsa ve PKK içerisinde kimi gruplar son dönemlerde Öcalan’ın politikalarından rahatsız olsalar da sonuçta belirleyici irade yine İmralı’dır.
Bu iki liderin beslendiği halk iradesine rağmen; Türkiye de siyaset yapılabilmesi, geleceğe ilişkin kararlar alınabilmesi ve uygulanması mevcut koşullarda mümkün görünmemektedir.
Özellikle de Kobani olaylarından sonra artan sokak çatışmaları ve sanal kalkışmalarla; yaratılmaya çalışılan algı yönetimiyle, iktidarı köşeye sıkıştırmaya çalışanlara dış güçlerin desteğini görmezden gelme lüksümüz yoktur.
Siyasi partiler kadar ve hatta onlardan daha çok; Sivil Toplum Kuruluşlarının, meslek odası ve demokratik kuruluşların, barış yanlılarının, tüm siyasi kaygı ve önyargıları bir yana bırakarak çözüm sürecine destek vermeleri yaşamsal bir zorunluluktur.
Altı ay gibi kısa bir süre sonra yapılacak seçimler ülkemizin geleceği açısından büyük önem taşıyor.
Siyasi partilerin seçim çalışmalarına hız verdiği şu günlerde tüm demokratik kurum ve kuruluşların bu konudaki taleplerini siyasi partiler ve kamuoyuyla paylaşmalarının tam zamanıdır.
Ne iktidarın kamuoyunda yarattığı hayal kırıklıkları, ne muhalefetin beceriksizliği, ne de uluslar arası ilişkilerdeki gelgitler, belirleyici ve kalıcı olmayacaktır.
Asıl olan bu coğrafyada barış içinde bir arada yaşamak isteyen halkların ne istediği, ne düşündüğüdür.
Tüm siyasi aktörler ve güç odakları halkın iradesini, beklentilerini, taleplerini dikkate almak, politikalarını buna göre belirlemek zorundadırlar.
Çözüm sürecinin başarısı da barış ve huzurun sağlanması da halk iradesiyle mümkün olacaktır.
Çözümü hala askeri ve bürokratik vesayette arayanlar, utanmaz ve arsız tutumlarını sürdürüp “ordu göreve” demeye getirenler olsa da,
Yeniden şekillenecek bölgemizde yeni güç alanları elde etme hayaliyle yanıp tutuşanlar varsa da,
Küresel dünyada yeni enerji kaynaklarının kullanım ve dağıtımını ellerinde tutmaya çalışan karanlık güçler, her türlü açık ve gizli oyunlarını sürdürseler de,
Türkiye de ve bölgemizde, tüm emperyalist güçlere, onların yerli işbirlikçilerine, siyasi hırs ve çıkarları için her türlü yolu meşru görenlere rağmen,
Halkların iradesi üstün gelecek ve zor da olsa barış ve demokrasinin egemen olduğu, bireyin hak ve özgürlüklerinin esas tutulduğu bir ülkenin eşit yurttaşları olarak yaşamanın hazzını ve mutluluğunu tadacağız.
Yazarlar
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları









































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.08.2021
31.03.2021
17.03.2021
3.02.2021
23.10.2020
30.09.2020
28.07.2020
19.05.2020
15.05.2020
19.03.2020