Ayhan ONGUN
15 Temmuz darbesiyle ilgili iddianameler hazırlanıp, davalar görülmeye başladıkça bazı konular daha net biçimde açığa çıkmaya başladı.
Her birimizin kafasında bulunan bir dolu soru işaretlerine ne denli karşılık olur bilemem ama yine de belli ki, tarihin en önemli davalarından biri olarak kayıtlara geçecek.
Umarız yapılan bu hain kalkışmanın üzerindeki sır perdeleri aralanır ve en azından haksız yere tutuklanan ya da mağdur olan insanlar haklarını yeniden elde etme imkanına kavuşurlar.
Başlıkta da belirttiğim üzere, adil yapılacak yargılamalarla suçlular hak ettikleri cezaları elbette almalı ama, yalnızca kararnamelerle görevlerinden alınan, meslekten atılan, mağdur edilen kamu görevlilerinin bu mağduriyetlerinin daha uzun süre devam etmesi ülkemiz ve iktidar açısından da bir ayıptır ve Türkiye bu ayıbı kaldıramaz.
Daha da önemli bir ayıp, son günlerde sıkça dile getirilen idam talepleri
15 Temmuz darbe girişimi sırasında eşini, çocuğunu, babasını yitiren ailelerin duygusal tepkilerini anlayışla karşılıyorum.
Yüreği evlat acısıyla yanan bir babanın, eşini yitirmiş bir kadının ve hatta bir yakını bu darbe girişimi sırasında yaralanmış, sakat kalmış, en kötüsü de yaşamını yitirmiş insanlardan mantıklı davranmasını bekleyemeyiz.
AncakCumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Sayın Erdoğan da yeniden idam uygulamasının Türkiye’yi ne kadar zor durumda bırakacağını biliyor.
Keza bu konuyla ilgili bir referandum yapılması halinde halk nezdinde itibar görmeyeceğini de biliyor. Ancak şu sıcak günlerde milliyetçi kesime şirin görünmek adına idam cezasından yanaymış gibi görünmeye çalışıyor.
Tarih, yanlış infazların toplumda yarattığı acıların örnekleriyle doludur.
Mahkemeye getirilen sanıkların önüne urgan fırlatmak, “idam istiyoruz” sloganları atmak, bir anlamda vicdanlarımıza yeni ve derin çizikler atmaktır.
Yargılananların içinde bir kişinin bile yanlışlıkla idam edilmesinin ilerde telafisi mümkün olmayacağı gibi, artık gündemimizden çıkardığımız bir infaz yöntemini yeniden ortaya atmak, hem adalet sistemine, hem uluslararası sözleşmelere, hem anayasal haklara yapılacak önemli bir saldırıdır ve yine bu ülke bu ayıbı taşıyamaz.
Kaldı ki ülkemizde idam cezasını kaldıranlar da bu iktidarın mensupları iken, şimdi popülist yaklaşımlarla bu konunun gündemde kalmasından siyasi yarar umanlar, bu vebalin altında ezilmeye mahkumdur.
Böylesi iki yüzlü politikalar halkta karşılık bulmadığı gibi bunu uygulayan siyasetçilere de hiçbir yarar sağlamıyor.
Her fırsatta Adnan Menderes’e yapılan haksızlıktan, yanlış yere idam edildiğinden dem vuranların şimdi yeni bir idam vakasıyla Türkiye de halkı yeniden kutuplaştırmaya götürecek sürecin fitilini ateşlemesi doğru değildir.
Aynı iki yüzlü politikaları batılı ülkeler bize karşı uygulasalar da, Türkiye’nin yönünü batıdan ayırması, uygarlık ve evrensel değerlere yüz çevirmesi mümkün değildir.
Elbette her şeye rağmen Avrupa Birliği ya da batılı değerler demiyoruz ama akan suyun yönünü de değiştiremezsiniz.
Şehitler üzerinden prim yapmak adına idam söylemlerini yeniden dillendirmek, gündemde tutmaya çalışmak, özünde bu ülkeye yapılacak en büyük kötülüktür.
İnsan yaşamı, inananlar için de kutsaldır, inanmayanlar için de çok değerlidir.
Ülke bütünlüğüne yönelik suç işleyenlerin en ağır şekilde cezalandırılmasını sanırım herkes istiyordur.
Ancak geçmişte, Menderes ve arkadaşlarını, Deniz Gezmiş ve yoldaşlarını, 12 Eylülde yüzlerce gencecik insanı darağacında sallandıranların bugün nasıl anıldıklarını hepimiz biliyoruz.
Bugün süren darbe soruşturmalarında bir dolu insanın haksız yere tutuklu bulunduğu, “kurunun yanında yaşın da yandığı” en yetkili ağızlardan ifade edilirken şimdi yeniden idam tartışmalarını halkın önüne getirmenin kime ne yararı olacaktır?
Geçmişte 27 Mayıs darbecilerini,12 mart işkencecilerini, 12 Eylül faşist paşalarını aklamak anlamına gelmez mi?
Bu toplum bir daha faili meçhuller olmasın, terör sona ersin, iç çatışmalar ve bölgesel savaşlardan kurtulalım beklentisi içindeyken yeniden idam çığırtkanlığı yapanların bu ülkeye bu ayıbı yeniden yaşatmaya hakları yoktur.
Artık gün, yeniden barışmak, kardeşçe bir arada yaşamak zamanıdır.
Artık gün, birbirimizi anlamaya, dinlemeye çalışmak, birbirimizin düşüncelerine saygı gösterme, tahammül etme günüdür.
Ayrılıklarımız, aykırılıklarımız yerine birleşen yanlarımızı öne çıkarma, farklılıklarımızı bir zenginlik olarak görebilme zamanıdır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları










































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.08.2021
31.03.2021
17.03.2021
3.02.2021
23.10.2020
30.09.2020
28.07.2020
19.05.2020
15.05.2020
19.03.2020