Bekir AĞIRDIR
İkircikli ve huzursuz geçen bir yılın ardından gelen siyasi hamle çok şeyi değiştirecek görünüyor. Öcalan veya PKK ile bürokratların görüşmesinden farklı bir durum var artık. Hem Öcalan hem de BDP sürecin doğrudan içinde. Bu tarafta ise memurlar değil, doğrudan Başbakan’ın, hükümetin, AK Parti’nin açık siyasi iradesi var. Tam da bu kez farklı olan tarafların kimliklerindeki bu değişim zaten.
Barışı inşa etmeyi bu kez de başaramasak bile artık hiçbir siyasi aktör bundan böyle ne Öcalan’ı ne de BDP’yi yok sayarak ve hatta muhatap almadan davranabilecektir.
Bu zihnî eşiğin aşılmasının ne denli önemli olduğunu, bu kırılmanın zihin haritalarını geriye dönülemez biçimde nasıl değiştirdiğini önümüzdeki aylarda daha net anlayacağız.
Sürecin şeffaflığı ise ikinci bir zihnî kırılmayı tetikleyecek. Milliyetçi olsun olmasın hiçbir siyasi aktör bundan böyle bu muhataplığın Türkler için, toplum için kabul edilemez olduğunu savunamayacak. Toplumun bütün şoven lümpenleşme eğilimine karşı yine de barıştan yana ne denli istekli olduğu şu üç günde bile anlaşıldı.
Bu iki zihnî kırılma, bu kez başarıp başaramayacağımızdan bağımsız olarak kendi başına çok ama çok önemli.
Bu kez başaracak mıyız?
Bu sorunun cevabı başarı olarak neyi hedeflediğimize bağlı olacak.
Hedef çatışmasızlık mı? PKK’nın tasfiyesi mi? Yeni anayasa mı? “Biz” diyebilmek mi? Türk-Kürt hepimizin kendini var ve ait hissedeceği yeni bir siyasi düzen ve toplumsal dönüşüm mü?
Barışı inşa etmek zorundayız. Bu süreç zor ve uzun olacak. Barışı inşa etmek yalnızca silahların susması hatta silah bırakılması değil “öncesi, bugünü ve yarını birarada düşünen” bir sürecin tanımlanmasıdır.
O nedenle sürecin farklı boyutlarını ve katmanlarını dikkatlice planlamak ve yönetmek gerekiyor.
Barışı inşa edebilmek için sürecin siyasi, toplumsal ve güvenlik boyutlarını ayrıştırarak düşünmeliyiz. Güvenlik boyutunda elbette hedef belli. Önce parmakların tetiklerden çekilmesi, saldırıların da operasyonların da durması, sonra PKK’nın sınır dışına çıkması ve çok daha uzun bir süre sonra tümüyle silahların bırakılması düşünülebilir. Af meselesi sürecin bu boyutunda gerekli bir adım ama zamanlaması tek başına güvenlik boyutuna da bağlı değil. Siyasi boyutta alınacak mesafe af meselesinin kapsamını ve zamanlamasını belirleyecektir.
Siyasi boyutta düğüm anayasa gibi görünüyor. Ama baştan bilmeliyiz ki yeni anayasa tek başına çözüm getiremeyecektir. Yeni anayasa öncesinde, yeni anayasayla ve yeni anayasanın sonrasında yapılacaklar var.
Anayasa öncesinde demokratikleşme paketi gibi daha birçok paket gerekiyor. Çünkü siyasetin demokratikleştirilmesi, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılması gibi önemli açılımlara ihtiyaç var. Bu adımlar hem Türk-Kürt güven ortamını hem de siyasi ve toplumsal tüm kutuplaşmaların psikolojik ambargolarını kıracaktır.
Kimlik ve vatandaşlık tanımı gibi anayasayla çözülmesi gereken sorunlar var.
Asıl önemlisi ise yeni anayasa sonrasında, yeni anayasanın yaratacağı siyasi iklim içinde, siyaset marifetiyle yapılabilecekler ve yapılması gerekenler var. Yönetimin yerelleştirilmesi, demokratikleştirilmesi ve yeniden yapılandırılması gibi devasa bir mesele var önümüzde.
Meseleyi dünü, bugünü ve yarınıyla beraber düşününce görüldüğü gibi alınacak çok mesafe var.
Öte yandan da bu hamle ile öyle bir yere gelindi ki, artık geri dönemeyiz.
O nedenle herkesin yapması gereken sürecin bütününü gözden kaçırmadan ama ilk adımda son adımın gereklerini şart koşmadan sakin, soğukkanlı, hızlı ama telaşlı olmadan yapması gerekenler var.
Bu noktada en önemli rollerden birisi de BDP’nin rolü olacaktır. BDP bundan sonrasında gerekli siyasi hüner ve beceriyi geliştiremez ise yalnızca kendisinin kurumsal varlığını değil, destekçisi Kürtlerin de geleceğinin vebalini taşıyacaktır. Bunun yolu da BDP’nin meseleyi AK Parti yandaşlığı- karşıtlığı ekseninden çıkararak düşünmesi ve tutum geliştirmesi olacaktır.
Kamuoyunda gözlenen yine provokasyon olur mu endişelerini de, provokasyon niyetlilerinin oyunlarını da boşa çıkaracak şey BDP’nin kararlı olarak üstlendiği rol olacaktır.
Yazarlar
-
Mustafa Karaalioğluİmamoğlu Davası ilk haftadan neyi gösterdi? 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUOrtadoğu savaşının göbeğinde… 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERBugünlerde aklıma hep Brezilya geliyor 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYANewroz Ateşinin Yoldaşı; Mücadele ve Barışın Sönmeyen Yıldızı Salih Müslim... 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan Tuğalİran rejimi ve antiemperyalizm 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet Berkan‘Neden S-400’ler depoda’ sorusu neden yanlış soru 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçTürkiye'nin üniversite tarihi aynı zamanda 'tasfiyeler' tarihidir 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolAdalete güven... 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALEkrem İmamoğlu davası tüm muhalefetin yargılandığı bir davadır… 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENAmerikan PDY’si 13.03.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuYangının ortasında… 13.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYBarbarlık Çağında Savaşlar Kaçınılmaz 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUTerörsüz Türkiye’ye adalet yakışır 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDünyanın en büyük terör örgütü 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN15 Yaşındaydı… 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasYerli ve milli füzelerimiz nerede? 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİPeki İmamoğlu niye canlı yayında yargılanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLU“Kabe’de Hacılar” sahiden ortak ses mi? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAK Parti ile böyle bir Türkiye hayali kurmamıştık 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünSavaş gerçekten bitiyor mu? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURİranlılar neden rejimi devirmek için ayaklanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSilivri’de başlayan yargı üzerinden siyasi rekabet 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciYolsuzluk yasaları neden çıkmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIİSKENDER’DEN BUGÜNE İRAN’IN DİRENÇ HAFIZASI 10.03.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞTrump’ın en büyük yanlışı, açmazı anlayamadığıdır 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANSiyasi dava… Sansür yasası! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMANİran savaşında Türkiye boyutu 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKBu toplumda herkes devletçi! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRDünya büyük çağ değişiminde: Yükselen milliyetçilik, korkunun refleksi 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞATEŞ AVUCUMUZUN İÇİNDE... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNBinlerce kadın Taksim'den sesleniyor: "Bitmeyecek bu İSYAN" 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTAkçakoca sapağı… 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANİran’dan Türkiye’ye yansıyanlar 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRLaleli ‘çamaşırhanesi’ -5- İşte ülke böyle çürüyor: Tapeler çıktı! 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRİyi ki Güney Afrika ve İspanya var… 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraÖğrenme Korkusu 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENKüresel hegemonya mücadelesinde İran savaşı 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit Akçay2018-2023 arasında biz ne yaşadık? 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezGSYH nasıl böyle yükseldi? 3.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhan ÇETİNİran’daki Teokratik Rejimin Çöküşü ve Ortadoğu’da Muhtemel Domino Etkisi 2.03.2026 Tüm Yazıları









































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.03.2026
23.02.2026
16.02.2026
9.02.2026
2.02.2026
26.01.2026
19.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025