Berrin Sönmez
Şiddet, eril sistemin sürdürülebilmesi için kullanılan politik araçlardan. Özel ya da kamusal alanda, nerede gerçekleşmiş olursa olsun erkek şiddeti vakalarında failin tekilliği düşük ihtimallerden. Çoğunlukla şiddet gerçekleşmeden önce de sonra da aile ve yakın arkadaşların suç ortaklığı, çeşitli aşamalarda bu suça bulaşmış olma haline dair örnekler hiç de az değil. Henüz cinayet boyutuna varmamış erkek şiddeti de aileden, toplumdan ve bu şiddetle mücadele için görevlendirilmiş kurumlardan, kurum çalışanlarından destek buluyor. Teşvik hatta kışkırtma ve bazı durumlarda azmettirme rolüyle şiddetin fail tarafında konumlananlar pek çok. Erkek şiddetine maruz bırakılan kadınların anlatımları, aile içinde şiddet failinin gördüğü destek ve teşvik sıklığını ve boyutunu gösterir. Şiddetle mücadele alanında sahada çalışan kadın örgütleri gönüllülerinin tanıklığını da dikkate almak gerekir ve bu tanıklıklar failin, şiddetin öncesinde şiddet anında ve sonrasında yalnız olmadığını gösteren saysız örnek olay içerir. Erkek şiddetinin dünya genelinde de bizde de kolektif olduğu görüşü zaten bu yaşanmışlıklar, gerçek vakalar üzerine yapılan analizlerin sonucudur.
Erkek şiddetinin cinayet boyutunda ise mahkeme kayıtlarına yansır suç ortaklığı. Mahkeme kayıtlarında ve kararlarında ispat edilen aile ve yakın çevre suç ortaklığı daha çok şiddet sonrası delil yok etme olarak çıkıyor karşımıza. Erkek şiddeti suçuna, suçu gizlemek için şiddet mağdurunun bedenini veya bedenindeki şiddet izlerini yok etme çabası dahil her türlü delili yok etmede yakın arkadaşlar ve aile bireylerinin suç ortaklığını kayıtlara geçiren pek çok olay var. Toplum hafızasında yer eden Münevver Karabulut, Özgecan Aslan, Sema Esen (Aleyna Çakır) ve Pınar Gültekin cinayetleri bunlardan sadece birkaçı. Kolektif ve sistematik olan bu şiddetin adını tam da bu nedenle cins kırım koymak, isimlerini saydığım ve saymadığım kadın, çocuk ve LGBTİ+ cinayetlerinde aile, toplum, siyasi irade, yargı ve kolluk dahil her kesimin failleştiği, suç ortağı olduğu sistematiği açığa çıkarmak yerinde olur. Ki İstanbul Sözleşmesi’ne itirazlar da cins kırım olarak adını koymasa bile suç ortaklığı, işbirlikçilik sistemini gayet güzel afişe edişinden, bu sistematiği kıracak sorumluluklar yüklemesinden kaynaklanıyordu. Son duruşmada katil Cemal Metin Avcı’nın “İstanbul Sözleşmesi’nin iptali iyi oldu” sözleri de tüm şiddet failleri gibi kendisinin de bu hukuksuz karardan cesaret bulduğunu, suçunun cezasına ilişkin bir şekilde fayda umduğu anlaşılıyor.
Pazartesi günü Pınar Gültekin cinayeti davasının 5'inci duruşmasında fail Cemal Metin Avcı “Bana katil diyorlar, ben katil miyim?” sorusunu yöneltebiliyor mahkeme heyetine. Oysa soruşturma bulguları kendisini işaret etmeye başladığında köşeye sıkışınca itiraf etmişti. Boğarak öldürdüğünü, bağ evindeki varile koyarak yaktığını ve üzerine beton döktüğünü itiraf etmiş bir katilin “Ben katil miyim?” sorusunun itici gücü nedir? Kolaya kaçıp hemen psikolojiyle, psikiyatriyle, uzman görüşleriyle bu soruya cevap arayanlar çıkar ama aslında cevap daha yakınımızda, içimizde hissettiğimiz bir yerde duruyor. Ataerkillikte gizli cevap hatta daha yerinde bir söyleyişle cevap ataerkillikte ayan… Kendisinde kadının yaşamına karar verme hakkı gören ve bu hakkı suç olarak kabul etmeyen zihniyetin ürünü bu soru. Kadını şu veya bu şekilde etiketleyerek topluma haklılığını ispat etmeye girişen ataerkil zihniyetin yeni versiyonu, karşımızdaki. Kadının “kim”liği ve “ney”liği üzerine savunma yaparak fiilin suç olmaktan çıkarılması gerektiğini düşünen, bu konuda ailesiyle de kolayca hemfikir olabildiğinden cesedin saklanıp/yok edilip, delillerin gizlenmesi için destek alabilen zihniyet. Tek örnek değil maalesef ve hala karar vericiler güya şiddeti önlemek için akıl yürütürken ailenin korunmasıyla işe başlamaktan vaz geçmiyor. Hangi aile korunmaya değer, sorusunun cevabı bulunmalı ilkin.
Ataerkil sistemin sürdürülmesini mümkün kılan davranış kodlarının başında geliyor erkek şiddeti. Ve günümüzde hayli alan kaybetmiş olan ataerki, eril reformasyon sürecinde. Kendisini yeniden inşa edebilmek için, erkek olmayanlar üzerinde tahakkümünü yeniden üretip, pekiştirmek için şiddete özellikle muhtaç olduğu ortadadır. Eril şiddetin ailede desteklendiği gerçeği göz önüne alınarak şiddetle mücadelenin aileye odaklanması gerekir. Çünkü ataerkil sistemin kurucu unsuru olan aile, erkek şiddetinin de beşiği. Beşik malum hem üreten hem koruyan, sakınıp, sarmalayan yer. Erkek şiddetin faili böyle köklü bir sistem içinde korunur. Tam da bu nedenler şiddet mağdurunun beyanına itiraz edip somut delil kriteri getirilirken üretilen o şiddetin faili erkek ne söylese sözünde bir hikmet aranıp manşetlere taşınır. Suçlunun beyanına, suçunu itiraf etmiş olsa dahi önem ve öncelik veren mahkemeler, kolaylıkla “kadının gözü üzerinde kaşı vardı” indirimleri uygular.
Neyse ki Pınar Gültekin davasında ilk derece mahkemesinin Mertcan Avcı (failin kardeşi) hakkında verdiği beraat kararını Yargıtay bozdu. Failin ortağı ve anne babasının suça karıştığına dair deliller bulundu ve yargı sürecinin takipçisi olacak kadınlar. Merak ettiğim husus Meclis şiddetle mücadele komisyonunca bu davadan dersler çıkarılıp çıkarılmadığına dair. Araştırıyor ya hani ola ki ailenin şiddet üretme potansiyelini de göz önüne alır. Fakat komisyon görse de görmese de kadına yönelik şiddetle mücadelenin etkin yürütülebilmesi için sadece kadın cinayetlerinde değil her şiddet vakasında soruşturmanın aile ve yakın çevreye doğru genişletilmesi gerekiyor. Şimdi yine aile düşmanı diyeceklere de bir çift söz söylemek iyi olur: Aile toplumun temeliyse eğer bunca şiddet ve olumsuzluk yaşanan topluma dikkat edip ailede bir sorun olduğunu görmelisiniz. Madem aile toplumun temeli o halde Marmara’nın müsilajı gibi onca çirkefliğin yaşandığı toplumda ailenin payı temel etken olarak görülmeli.
Görüp, analiz edip şiddet üreten aile modelini değil eşitlikçi demokratik aile yapısını destekleyecek öneriler, politikalar oluşturmalısınız. İnsanın yaşam hakkını ve onurunu korumayı hedefleyen bir aile düzeni mümkün kılınabilmeli. Ki böyle aileler var. Erkek şiddetine karşı faili durdurmaya çalışan aileler var. Örneğin boşandığı kadını öldürmek kastıyla yola çıkan kendi oğlunu polise ihbar edip yakalatan anneler, aileler var. “Oğlum katil olmasın, gelinim ölmesin, torunlarım öksüz yetim kalmasın” diyen aile örneklerini çoğaltmanın yolu aranmalı. Şiddeti teşvik eden, teşvik etmiyorsa bile suç ortaklığında kolaylıkla çeteleşen aileler fayda değil zarar veriyor insanlığa. Kolaylıkla çeteleşen bu tip aile örnekleri hiç az değil ve erkek şiddeti konusunda faili destekleyip teşvik ettikleri gibi her türlü şiddet biçiminde suç gizleyip cinayet mahallindeki delilleri bile yok etmeyi “aile olmanın gereği” sandıkları sürece o şiddetin doğrudan veya dolaylı mağdurlarına “aileniz batsın” demek düşüyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.12.2025
22.11.2025
3.11.2025
19.10.2025
12.10.2025
4.10.2025
21.09.2025
23.08.2025
17.08.2025
10.08.2025