Berrin Sönmez
Hani adettendir, tıpkı ‘her işin başı eğitim’ demek gibi bir diğer basmakalıp yaklaşımla ‘kadına şiddet siyaset üstü görülmeli’ denir sıkça. Biz de yırtınırız ‘şiddet politiktir, özel olan politiktir’ diyerek. Şiddetle mücadelenin siyasetin dışında, üstünde veya altında değil tam merkezinde yer aldığını, temel konu olarak ele alınması gerektiğini söylemekten dilimizde tüy biter. Anlamazlar. Anlamazdan, duymazdan gelirler. Sanattan siyasete, spordan iş hayatına, sağlıktan eğitime, yargıdan emniyete, yazılı ve görsel basına, hasılı akla gelebilecek her alandan ‘bilirkişi’ edasıyla yükseltilir bu basmakalıp yargı. ‘Kadına şiddet siyaset üstü’… Dil, düşüncenin yansıması bir bakıma fakat aynı zamanda düşünme eyleminin kurucusu dil. Ve böyle bakarak ‘kadına şiddet siyaset üstü’ şeklindeki düşüncesiz kalıp yargıyı irdelemek şart..
‘Eee daha daha nasılsın’larla uzayıp giden boş lakırdı zaman kaybı sayılmaz tıpkı Cumhurbaşkanlığı uçak sayısı fazlalığının israf sayılmadığı gibi. Anlayış aynı, tıpa tıp aynı… Karşısındakine itibar göstergesi olarak defalarca tekrarlanan hatır sorma hali gibi çok sayıda makam uçağı varlığıyla ülkenin itibarının yükseltildiği sanrısı, birbirinden besleniyor. Vakitten ve nakitten tasarruf gereği bu alanlara uğramıyor. Ancak düşünme etiğinin gerekleri, silsilesi ve düşünmeyi mümkün kılan kavramların o düşüncenin söz ve yazı ile ifadesi anında sırasıyla kullanılmasından tasarruf ediliyor. Kadınlara yönelik erkek şiddeti ile mücadelenin, siyasette partiler arası doğal rekabetin, uygulamada kurumlar arası inisiyatif kullanmaya yönelik kabul edilebilir orandaki çekişme ve çatışmanın üstünde tutulması ve ortak tutum alınarak yürütülmesi gerektiği, açıkça ifade edilmeli. Fakat bu uzun cümle yerine karşımıza çıkan kalıp: Kadına şiddet siyaset üstü.
Fahiş israf gibi tasarrufun da fahiş halini bu minik kalıplaşmış yargıda görebiliyoruz. Hal böyle olunca gerçek yaşama yansıyanın, kadınlara yönelik her türlü şiddet karşısında tüm siyasi partilerin, medyanın, spor kulüplerinin dili gibi eylemi de kadına şiddet uygulamak yönünde ortaklaşması kaçınılmaz. Dil çünkü zihniyetin kurulumunda etken ve siyaset üstü görülen şey kadına şiddet (uygulamak), toplumsal algı dahil tüm iktidar biçimlerinde normalleşiyor maalesef. Kadınlara yönelik erkek şiddetinin çok yaygın olduğu bir toplumda, şiddetle mücadele edilmesi gerektiğini ve bu mücadelenin nasıl yürütülmesi gerektiğini ifade eden kelimelerden tasarruf edildiğinde toplumda zihniyet dönüşümü yaratmak mümkün değil. Tersine şiddeti besleyen toplumsal algı bu kısaltmayla pekiştiriliyor.
İktidar ve muhalefet partileri arasındaki zihniyet farklılığı bir incecik çizgi kadar bile görülemez hale geliyor, flulaşıyor. Örneğin sevgili Tuba Torun’a yaşatılanı hatırlayalım. Fenerbahçe camiasından bazı holiganlar, Tuba Torun’un kent yaşamı ve stadyumun yeri konusunda yaşanan sıkıntılara dair görüşünü ifade ettiği için sinkaflı küfürler edecek derecede hadsizleşmişlerdi. Kulüp, cinsiyetçi küfür ve hakaretlere maruz kalan kadını özür dilemeye davet etmekten çekinmedi. Holiganlara dair, o küfürlere dair tek laf etmeden hem de. Partinin ne yaptığını da hatırlayalım. Koskoca ana muhalefet partisi CHP, yüksek disiplin kurulu üyesi Tuba Torun'u, cinsiyetçi şiddet karşısında desteklemek yerine sessizliğe gömülerek şiddete ortak oldu. Kadınlara yönelik şiddetle mücadelede ortaklaşmak yerine 'kadına şiddet siyaset üstü' kalıbının yarattığı algı bozukluğu doğrultusunda kadına şiddet konusunda ortaklaşıldığını billurlaştıran örneklerden birisi bu durum bana göre. Cinsiyetçi saldırıya karşı hem kulüp hem parti üç maymunu oynamakla kadına şiddete ortak oldu. Şiddet faillerinin sırtını sıvazlanıp ‘böyle devam et aslanım’ demiş oldular, sporda şiddet ve holiganlık beslendi bir kere daha.
Bir örnek de iktidardan vermek gerekirse en yakın olayı Dilipak davasını hatırlayalım. İstanbul Sözleşmesi hakkında karalama kampanyası yürütenlerin en ünlülerinden Dilipak, pis bir dille kadınlara saldırmıştı. AKP Kadın Kolları 81 ilde dava açtı. Ancak İstanbul’daki davanın 2’inci duruşması (17 Kasım) yaklaşırken Cumhurbaşkanı Erdoğan da toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesini kast ederek İstanbul Sözleşmesi hakkında ‘sapkın ideoloji’ ifadesini kullanmakla Dilipak’ın cinsiyetçi saldırısıyla neredeyse aynı yerde saf tutmaktan çekinmedi. Malum duruşma yaklaşırken yargının bu sözden etkilenmesi hatta bu ifadenin yargıya talimat olarak anlaşılmasının kaçınılmazlığını hepimiz biliyoruz. Fakat öte yandan bu talimatın öncelikle AKP Kadın Kolları ve bir önceki duruşmada müdahillik talebi kabul edilmiş olan Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) için ihtar anlamına geldiği de ortadaydı. Bu ortamda başlayan ikinci duruşmada bağımsız kadın örgütlerinin müdahillik talebi bir yana davalının cinsiyetçi saldırıları ve bu saldırıları basın yoluyla gerçekleştirerek kadınları ve halkı kin ve düşmanlığa sevk etmesi bir yana bırakılıp avukatların ‘İstanbul Sözleşmesi Bizim’ yazılı maskeleri, hedef haline getirildi. Davalı vekilleri, EŞİK gönüllüsü avukatların müdahillik taleplerinin reddedilmesi yönündeki görüşlerini “zaten onlar AKP’li değil” sözleriyle ifade etmekten bile kaçınmadı. Hakaretler İstanbul Sözleşmesi’ni savunan herkese yönelikti o yazıda. Ancak duruşmada kadınları AKP’li olan ve olmayan olarak bölmek erkeklerin savunmasını kolaylaştıracaktı. Yazık ki KADEM avukatları bu stratejiyi gözden kaçırdıkları gibi böyle bir stratejinin AKP’li kadınları “hakaret edilebilir” statüde görmek anlamına geldiğini de fark edemediler. Medyada cinsiyetçi söylem ve hakaretlerle kadına yönelik erkek şiddeti sergilenmiş olmasına karşısın davalı vekillerinin iddialarını besleyen bir iktidar söylemi nasıl duruşma öncesinde sergilendiyse mahkeme salonundaki müşteki ve müdahil olmakla birlikte iktidar kanadını temsil eden kadın avukatlar sürdürüldü. Metiner’in ‘bizim değerimiz’ gerekçesiyle Dilipak’a açılan davanın geri çekilmesi talebiyle reisine partisine seslenişi de verilen talimat ve yapılan ihtarın bir kere daha seslendirilişi gibi duruyor.
Erkeklerin sözlü ve cinsiyetçi şiddetine kadınlar itiraz ettiği zaman başka erkekler devreye girip bir başka muktedir erkek tarafından kadınların susturulması isteniyor özetle. Söylenenler şiddet, kadınlar şiddete karşı sessizliğe davet ediliyor ve bu davetin yapılması için araya girmiş gibi yapanlar da erkek ve tıpkı şiddetin failleri gibi kadınları susturacak olanlar da erkekler. Şimdi bu duruma şiddette ortaklaşmak adını vermek yanlı geliyorsa buyurun siz bir isim bulun. Ben buna şiddette ortaklaşmak diyorum, kadına yönelik erkek şiddetiyle mücadele etmekte ortaklaşmak yerine kadına yönelik erkek şiddeti uygulamakta ortaklaşmak diyorum.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları

























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.12.2025
22.11.2025
3.11.2025
19.10.2025
12.10.2025
4.10.2025
21.09.2025
23.08.2025
17.08.2025
10.08.2025