Birgül HAKAN
TRT 1 ekranlarında iftar saatlerinde yayınlanan 'Ramazan Sevinci' programı Türk tasavvuf düşünürü Ömer Tuğrul İnançer'i konuk etti.
Programda Şeyh Vefa'nın menkıbelerinden bahseden İnançer'in ağzından bir anda şu skandal sözler çıktı:
BÖYLE SOKAKTA GEZİLMEZ
"Hamileliği davul çalarak ilan etmek bizim terbiyemize aykırıdır. Böyle karınla sokakta gezilmez. Her şeyden önce estetik değildir. 7-8 aydan sonra anne adayı biraz hava almak için beyinin otomobiline biner, biraz dolaşır. Sonra akşam üstü çıkarlar... Şimdi ise maşallah, kanatlısı kanatsızı televizyonlarda uçuşuyor. Ayıptır ayıp. Bunun adı realizm değildir. Bunun adı terbiyesizliktir."
Bir anda gündemi “terbiye” ve “edep” kavramı ile tanıştıran İnançerinin kendi terbiyesizliğine ayna tutmaya gerek yok zira kaç çocuk doğuracağına karar veren zihniyete gayet yakışan söylemler.
Ancak bir söz var “EDEP KİMDEN ÖĞRENİLİR ? EDEPSİZDEN !
Peki hamile kadın kendi sosyal haklarını ne kadar biliyor?
Işık tutmak istedik tabi İnançer izin verir, uygun görür edep ve terbiye sınırımızı aşmazsak !
Sorularla iş hayatındaki hamile kadınların sosyal hakları;
Gazeteci, memur ve işçi kanununa tabi olan kadınların hamilelik hakları farklı mı? Ne gibi farklılıkları var?
- 4857 sayılı İş Kanunu gereğince yani işçi kanununa tabi olan hamile kadınların doğumdan evvel 8 ve sonra 8 hafta olmak üzere izin hakları var. Bu süre boyunca işveren ücret ödemek zorunda değildir, kadının doğumdan evveli 1 yıl içinde 120 günü varsa SGK kendisine brüt ücretinin 2/3 oranında (hemen hemen net ücreti kadar) geçici işgöremezlik ödeneği öder.
- Bilinen adı 212 resmi adı 5953 sayılı Basın İş Kanunu gereğince yani gazeteci hamile kadınlara 8+8 hafta doğum izni var ama ücretlendirilmesi farklı. Gazeteci bu süre boyunca hem SGK'dan para alır, hem de gazetesinden (TV'sinden) de maaşının yarısını alır. Doğum vuku bulmaz veya çocuk ölü dünyaya gelirse, bu halin vukuundan itibaren bir ay müddetle bu ücret ödenir. Gazetecinin sigortadan veya bağlı bulunduğu teşekküllerden alacağı yardım, bu ödemeye tesir etmez.
- Memur kadınlarda durum biraz farklıdır. Onlar da 8+8 hafta izinlidir ama ücretlerini çalıştıkları kamu kurumlarından aynen almaya devam eder.
2- Süt izniyle ilgili haklar nelerdir?
- 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında çalışan doğum yapmış kadınlara bebekleri 1 yaşını tamamlayıncaya kadar her gün Kanun'un 74. maddesine göre; "...Kadın işçilere bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için günde toplam bir buçuk saat süt izni verilir. Bu sürenin hangi saatler arasında ve kaça bölünerek kullanılacağını işçi kendisi belirler. Bu süre günlük çalışma süresinden sayılır."
- Gazeteci kadınların ise 5953 sayılı kanun gereğince süt izinleri yoktur ama diğer işçilere göre kıyasen talep edilebilir.
- Memur kadınların, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu gereğince günde 1,5 saat emzirme izinleri vardır.
"Madde 104- A (Değişik bent: 14/07/2004 - 5223 S.K./1. md.)(*)
Memura doğum yapmasından önce 8 hafta ve doğum yaptığı tarihten itibaren 8 hafta olmak üzere toplam 16 hafta süre ile aylıklı izin verilir. Çoğul gebelik halinde, doğumdan önceki 8 haftalık süreye 2 hafta süre eklenir. Ancak sağlık durumu uygun olduğu takdirde, tabibin onayı ile memur isterse doğumdan önceki 3 haftaya kadar işyerinde çalışabilir. Bu durumda, memurun çalıştığı süreler, doğum sonrası sürelere eklenir. Yukarıda öngörülen süreler memurun sağlık durumuna göre tabip raporunda belirlenecek miktarda uzatılabilir. Memurlara, bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için günde toplam bir buçuk saat süt izni verilir. Süt izninin kullanımında annenin saat seçimi hakkı vardır."
3- Süt parası var mı? Ödemesi nasıl yapılacak; taksitle mi verilecek, maaşa mı eklenecek?
- SSK'lılar da yani gerek 4857 sayılı gerek 5953 sayılı kanuna göre çalışanlarda süt parası 70 liradır. Memurlarda ise doğum yardımı yani süt parası 1000 gösterge ile memur maaş katsayısının çarpımı kadardır. Ancak, süt parasının ilginç bir hikayesi var. Çocuklara emzirme yardımı 1200 değil sadece 70 lira oldu. Çalışanlara ve emeklilere daha az kaynak aktarmayı öngören Sosyal Güvenlik Kanunu'nu sizlere birazcık parlatmak ve öyle sunmak gerekiyordu. İşte bu parlak yerlerden biri de emzirme yardımı yani süt parası idi.
5510 sayılı kanunun 2007 yılı ocak ayında yürürlüğe giren versiyonunda her doğan çocuğa 6 ay boyunca asgari ücretin üçte biri kadar yani toplam 1277 YTL süt parası verileceği yazılıydı ama kanun daha yürürlüğe girmemişti ki, 2006 yılı aralık ayında 2007 yılı Bütçe Kanunu TBMM'de görüşülürken verilen bir önerge ile süt parasının asgari ücretin üçte bir değil, onda biri olarak uygulanması kanunlaştırıldı. Yani 6 ay boyunca ayda 63 YTL'den toplam 378 süt parası verilecekti.
Kanun'da epey değişiklik içeren bir düzenleme yapacak olan Çalışma Bakanlığı hazırladığı taslakta 378 YTL çok olur, bunun yerine bir defa asgari ücretin üçte birini yani 210 YTL'yi bir defada verelim dediler. TBMM'ye bu şekilde gönderdiler. Fakat, işçi sendikalarının da aralarında olduğu sivil toplum kuruluşları ayaklanınca, uzlaşma için Bakanlıkta yapılan toplantılardan sonuç alınamadı. Sonunda kanunda bu kararın Sosyal Güvenlik Kurumu Yönetim Kurulu'na bırakılması kararlaştırıldı ve 1.10.2008 günü yürürlüğe giren düzenlemede bu yer aldı. Fakat, SGK Yönetim Kurulu defalarca bu konuda toplantı yapmasına karşın bir türlü rakama karar veremedi, devlet tarafından atananlar 200 lira olsun, sivil toplum temsilcileri 650 lira olsun derken, şimdi SGK'dan karar çıktı, 2009 yılı ocak ayından itibaren süt parası 70 lira oldu.
4- Doğum izni ne zaman başlıyor?
Doğuma 8 hafta kalınca başlıyor, doğumu 8 hafta geçince bitiyor.
5- Doğum yaptıktan sonra verilen 4 ay ücretli bir izin süresi var. Bu ücret, dört ay sonunda toplu mu alınıyor, yoksa her ay düzenli mi veriyorlar?
Evet, 16 haftalık geçici işgöremezlik ödeneğinin tamamı 16 hafta bitince verilir.
6- Süt ve ücretli izin hakkı parasını nereden, nasıl alınacak? Kadının çalıştığı kurum mu veriyor, yoksa SSK'dan mı alınıyor?
Çalışan doğumdan önceki 8 hafta için doktordan alacağı belgeyi işverene verir, doğum raporunu da işverene verir. İşveren http://www.sgk.gov.tr/ üzerinden SGK'ya bu süre boyunca kadın çalışmamıştır diye bildirge gönderir. SGK da parayı en yakın PTT'ye havale eder.
7- İşe başlayan anneler, süt izni kullandığı biliniyor. İşyeri eve çok uzaksa, gün içerisinde eve gidip gelmek çok vakit alıyorsa, bu anne adayı için nasıl bir düzenleme yapılacak?
Bu konuda anne ile işveren anlaşacak ve toplu kullanılabilecek.
8- Süt iznini toplu kullanma hakkı var mı? Yani şöyle; diyelim ki günde iki saat süt izni var. Bu izinleri her gün kullanmayıp, toplayıp kaç güne tekabül ettiği hesaplanırsa, mesela 10 gün ediyorsa, 10 gün izin alabilir mi?
Evet.
9- Ücretli izinde maaşa herhangi bir kesinti uygulanıyor mu? Uygulanıyorsa yüzde kaç?
Normal işçiler için işveren ücret ödemek zorunda değil, isterse öder istemezse ödemez...
10- Ücretsiz izin ne kadar?
4857 sayılı kanuna göre doğumu takip eden 8. haftadan sonra işçinin talebi halinde 6 ay ücretsiz izine çıkabilir. İşveren bu talebe olumlu cevap vermek zorundadır. 5953 sayılı Basın Kanunu'na göre bu tür bir düzenleme yoktur ama kıyasen uygulanabilir.
11- Ücretli izin döneminde sigorta ödeniyor mu?
İşveren para veriyorsa ödenir, vermiyorsa ödenmez.
12- Diyelim ki, bir kadının hamilelik süreci çok zor geçiyor, iş performansı düşürüyor ve işten ayrılma durumuna geliniyor. İstifa etmek durumunda kalan kadının tazminat alma hakkı var mı? Yani hamilelikte zorunlu ayrılma durumu olursa kurum tazminat öder mi?
Hayır yok.
13- Babalara nasıl hak tanınıyor, onlara da izin var mı?
İster normal işçi ister basın çalışanı olsun babalara doğum izni hiç yok. Memur babalara ise 3 gün.
14- Erken doğum yapan veya ikiz, üçüz çocuk doğuran kadınların izin süresinde normal doğum yapanlara oranla farklılık yaşanıyor mu?
Birden fazla ise 2 hafta ilave ile doğum öncesi izni 10 haftaya çıkar.
Ne diyelim “diren hamile” diyerek haklarımızı bilelim.
Terbiye ve Edep’i sahibine iade edelim.
Yazarlar
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları

















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
6.02.2016
26.03.2016
22.11.2015
22.09.2015
21.08.2015
12.08.2015
25.07.2015
22.07.2015
12.07.2015
21.06.2015