Celal BAŞLANGIÇ
Çok değil yaklaşık bir ay önce sanki Tuzla’daki AKP’lilere konuşmuyor, “bir dünya lideri” olarak batı kapitalizmine karşı aslanlar gibi kükrüyordu:
“Biz George’un ağzına bakarak hareket edemeyiz, Hans’ın ağzına bakarak hareket edemeyiz.”
Sonra da Meral Akşener’in hafiften ti’ye alarak “doğru çıksın Nobel ekonomi ödülüne aday göstereceğim” dediği teorisini anlatıyordu:
“Türkiye’yi faiz belasından, faizi aşağı indirmek suretiyle enflasyondan kurtaracağız. Enflasyonun anası da babası da faizdir. Bunun aksini yapmaya kalkanlar kusura bakmasın karşısında beni bulur. Çünkü ekonomide her kötülüğün anası faizdir. Faiz zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapar.”
Alanı dolduran yoksul AKP’liler de kısa bir süre sonra başlarına gelecekten habersiz “Heyt be, bizim Reiz gene dünyaya meydan okuyor” hayranlığıyla alkışlıyorlardı.
Ancak Saray’daki hesap uluslararası para piyasalarına uymamıştı.
Dolar önce yavaş yavaş, ardından baş döndürücü bir hızla yükselmeye başladı.
Ekonomi biliminden haberdar olan herkese göre oynadığı bu neo liberalizm koşullarında tek çözüm faizleri arttırmaktı.
Ama Reiz, “muhteşem ekonomi teorisi” çökmesin diye faiz artırımına direndi. Hatta bu direnişi sırasında uluslararası kurallara göre bağımsız olması gereken Merkez Bankası’nın başkanını Saray’a bile değil, AKP Genel Merkezi’ne çağırarak toplantı yaptı.
Piyasalar, yeri işin ruhuna aykırı seçilmiş bu toplantıdan bile bir şeyler umdu. Dolardaki yükseliş durdu, hatta hafifçe düştü.
Ancak Reiz direnişi sürdürüyordu, Merkez Bankası yine beklenen faiz artırımını yapmadı.
Yani “George’un, Hans’ın ağzına bakmamıştı” yine Reiz.
Ancak bir gece yarısı, Türkiye’de herkes uykudayken açılan Uzakdoğu borsalarında patladı dolar TL karşısında; akşam yatarken 4,66’da bıraktıkları doları sabah 4,92’de buldular.
Sonunda Reiz için “George’un, Hans’ın ağzına bakma vakti” gelmişti.
İki gün meydanlara çıkmayan Reiz, hiç haberi yokmuş gibi ölü numarası yaparken Merkez Bankası borçlama faizini yüzde 13,5’tan 16,5’a çıkardı.
Ancak bu gecikmeli karar da kurtarmadı Türkiye ekonomisini.
Önce 4,55’lere düşen dolar dün yine 4,70’e doğru tırmanmaya başlamıştı.
Bu, Reiz’in dolar karşısında kesin yenilgisiydi ve bu Akşener’in doğru çıkması halinde Nobel Ekonomi Ödülü’ne aday göstermeyi düşündüğü “dünya liderinin ekonomi teorisi”nin de kesin çöküşüydü.
Reiz, 24 Haziran seçimlerine ilişkin manifestosunu 6 Mayıs’ta açıklamıştı.
Manifestoda iddialı maddelerden biri de “Faizler, enflasyon ve cari açık düşecek”ti.
Ancak üzerinden bırakın bir seçim geçmesini, daha 20 gün bile geçmeden Reiz’in manifestosu delinmiş, faizler artmıştı. Sırada enflasyonun ve cari açığın yükselmesi vardı.
Zaten, “Erken seçim 24 Haziran’da” dediği 18 Nisan tarihinden bu yana gerek siyasal, gerek ekonomik göstergeler açısından tepetaklak gidiyordu Reiz.
Muhaliflerine kurduğu tüm tuzaklar aleyhine işlemişti.
24 Haziran’da baskın seçim kararı alarak İYİ Parti’yi oyunun dışında tutmak istemişti. Ancak CHP’nin “15 ödünç milletvekili verme” atağıyla kendi oyunuyla alta düşmüştü.
Cumhuriyet tarihinin en sıkıştırılmış seçimini yapma hamlesi boşa gitmişti.
Ancak bazı iddialara göre sadece İYİ Parti’yi seçime sokmamak için almamıştı 24 Haziran’daki seçim kararını.
Çünkü Reiz, Türkiye’de ekonominin çökeceğini, doların 5 liraya fırlayacağını en erken Temmuz sonu, Ağustos başı gibi öngörmüştü. Bu yüzden ekonomi patlamadan seçime gitmek istemişti. Ama TL umduğundan erken çökmüş, daha Haziran ayı gelmeden, seçimlere bir aydan fazla süre kala Türkiye’nin ekonomik iflası ortaya çıkmıştı.
“Yavru muhalefet”ken Saray’ın arka bahçesinde gecekondu kuran MHP ile ittifak kurup Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yüzde 50 artı bir oy almayı hedefliyordu. Bu yüzden ittifak yasasını da çıkartıp iyice küçülen MHP’yi de kendisine destek vermesi koşuluyla baraj engeline takılmadan parlamentoya sokmayı hedefliyordu. Bu yüzden ittifak yasasını meclisten geçirmişti.
Muhalefet partilerinin ittifak kurması ise Saray’a göre olanaksızdı.
Hesap edilen ve hatta arzulanan CHP’nin HDP ile ittifak kurmasıydı.
Zaten Reiz HDP’yi şeytanlaştırmıştı. CHP ile HDP ittifak kurarsa ana muhalefet kolay lokma olacaktı.
Ancak HDP’yi o kadar şeytanlaştırmıştı ki muhalefet partileri bile Reiz’in söylemine teslim olmuşlardı.
Bu yüzden HDP, muhalefetin kurduğu ittifaka alınmadı.
Ama bir araya gelme ihtimali pek görülmeyen CHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi, Erdoğan’ın karşısında bir blok oluşturdular, hatta vaadlerindeki ortaklaşmalar ve kamuoyu yoklamalarında Cumhur İttifakı’yla en azından kafa kafaya çıkmaları açısından bir iktidar alternatifi oluşturdular.
Elbette bu tablonun kilit partisi HDP ve Kürt oyları oldu.
Reiz’in açtığı ittifak yolu muhalefete yaramış oldu böylece.
Yani yine kendi oyunuyla alta düşmüştü Reiz.
Yani erken seçim kararını açıkladığından beri Reiz için her şey olumsuz gitmekteydi.
O günden bu yana, elinde bir medya ordusu olmasına karşın artık gündem belirleyemez olmuştu.
Erken seçim sürecine girildiği ilk günden bu yana psikolojik üstünlüğü muhalefete kaptırmıştı Reiz ve her geçen gün sadece kendisinin değil, yandaşlarının da psikolojileri kötüye gidiyordu.
İşte bu kötü gidişe son darbeyi de dolar vurdu. Şiddetle karşı çıktığı faizi arttırmak zorunda kaldı ama yine de doları durduramadı.
CHP’nin uzman bir ekonomist olan milletvekili Selin Sayek Böke ekonomideki bu kötü gidişatı tersine çevirmek için yapılabilecekleri sıraladı önceki gün.
- OHAL kaldırılmalıdır.
- Varlık Fonu uygulamasına son verilmelidir.
- Kamu İhale Kanunu’nu delik deşik ederek, kamu kaynaklarını heba eden anlayışa son verecek yasal düzenlemeler hızla yapılmalıdır.
- “Bu bir ekonomik komplodur, ekonomik saldırıdır” gibi söylemlerden vazgeçilmelidir.
Aslında bu dört madde bile bize Türkiye’nin çözümünü göstermektedir.
Birinci madde OHAL’i kaldırmakmış. Kim getirdi Türkiye’ye OHAL’i? Erdoğan.
İkinci madde Varlık Fonu uygulamasıymış. Kim başlattı bu uygulamayı? Erdoğan.
Üçüncü madde, Kamu İhale Kanunu’nu delik deşik ederek kamu kaynaklarını heba eden anlayışa son vermekmiş? Kimi dağıtıyor yandaşlara kamu ihalelerini bol kepçeden? Erdoğan.
Dördüncü madde, “Bu bir ekonomik komplodur” dememekmiş. Suçu hiç kendi yönetim anlayışında görmeyin bütün suçu “dış güçler”e atan da Erdoğan.
O zaman Türkiye’nin çözümü belli; Erdoğan’dan kurtulmak.
AKP dün hem adaylarını tanıttı, hem de seçim bildirgesini açıkladı.
Kısaca AKP’nin seçimlerdeki vaadi şuydu; “16 yıldır yapmadığımı, yapamadığımı 24 Haziran’da AKP’yi seçerseniz yapacağım”.
Elbette ne anlatacak bir hikayesi kalmış AKP’nin ne de inandırıcılığı.
İki temel slogan üzerine oturtmuşlar seçim kampanyasını.
Biri “Yaparsa Yine AK Parti Yapar”.
Aslında 16 yıllık deneyimin sonucunda insan bunu ister istemez başka türlü okuyor:
“Daha Beterini Yaparsa Yine AKP yapar.”
Diğer sloganları pek anlamlı da değil:
“Vakit Türkiye Vakti”
Ancak şöyle okunursa bir anlam kazanıyor:
“Vakit Reiz’den Kurtulma Vakti”
Yazarlar
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları

















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.03.2023
17.03.2023
1.01.2023
17.11.2022
9.09.2022
10.07.2021
26.06.2021
22.06.2021
8.06.2021
4.06.2021