Cengiz AKTAR
Hollande’ın ziyaretinin en somut yanı Fransız cumhurbaşkanlarının Türkiye’ye gelememeleri konusunda şeytanın bacağının kırılmış olması. Yoksa siyaseten ve iktisaden bir kazanımdan bahsetmek mümkün değil. Fransız şirketleri zaten Türkiye pazarındalar. Nükleer santrali kazanım olarak görürseniz o başka elbet.
Siyaseten, AB konusunda Fransa tavrını katiyen değiştirmedi. Sarkozi’nin açılmasını veto etme kararı aldığı beş fasıldan dördüyle ilgili hiç bir şey söylemedi. “Açılsa iyi olur” dediği iki fasıl, 23 ve 24 ki bunları Kıbrıs bloke ediyor, Fransa’nın bu blokajı nasıl kaldırmayı düşündüğü ise bilinmiyor. En vahimiyse referandum meselesi. 2006’da Chirac’ın Türkiye’nin üyeliği konusunda kendisini sıkıştıran Sarkozi’yi başından savmak için uydurduğu referandumu şimdi Hollande’ın telaffuz etmesi. Müzakereler bitince Fransız halkı “Türkiye üye olsun mu olmasın mı” sorusuna referandumda karar verecekmiş. Bu “sağ” politikaya rücu edilmesi esasen şaşırtıcı değil, Frenk solu hiçbir zaman üyeliğimize sıcak bakmadı. Ama adıyla sanıyla Türkiye için bir referandum yapılması Fransız hukukunda mümkün değil. Hollande gelmeden Fransız kamuoyu araştırma şirketi IFOP, üyeliğimize karşı olan Fransız’ın yüzdesini 83 olarak verdi. AB ülkeleri arasında en yüksek yüzde! Bu yüzde 83’e Türkiye üye olsun mu diye soracakmış! Hep derim, 1945’te savaşın sonunda Almanlarla Fransızlara “bir birlik kuruyoruz, razı mısınız” diye sorulsaydı hayır yüzde 83’ten aşağı çıkmazdı.
Popülizm ve ucuz siyaset böyle bir şey işte.
AKP’NİN AVRUPA SEVGİSİ
İktidar tenorları ve medyasının her toplantıyı, her ziyareti kendilerine yontma arzusuna dikkat etmişsinizdir. Başbakan Brüksel’e gidiyor, Hollande geliyor, Başbakan Almanya’ya gidiyor, hepsi başarı... Bu başarıların AB normlarıyla, üyelik müzakeresiyle, ortaklık ilişkisinin geleceğiyle alâkası yok. Gitmek ve gelmek propaganda faaliyeti için kâfi. 17 Aralık sonrasında AB ile ilişkinin nerede olduğu ve akıbeti ile ilgili önbilgi 17 Şubat’ta, Avrupa Parlamentosu’nun İlerleme Raporu’nun son hâliyle ortaya çıkacak. O zaman başarının ne olduğunu hep birlikte göreceğiz.
GEÇEN CUMA FAY KIRILDI
Yüzde elli varsayılan seçmeni dışında yedi düvelle kavgalı Tayyip Erdoğan dur durak bilmiyor. Yalnız, geçen cumaki çıkışı maalesef bir dönüm noktası niteliğinde. TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz ve Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Erkut Yücaoğlu’nun bir gün önce ekonominin vahim gidişatıyla ilgili yaptıkları uyarılara vatan hainliği suçlamasıyla cevap vermesinin bedelini memleketçe ödeyeceğiz. “Hukukun olmadığı yerde ekonomi olmaz” temel kaidesini hatırlatan işdünyasına verdiği cevap kabul edilemez. Kaldı ki çarşamba İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, daha önce 17 Ocak’ta TOBB, TZOB, TÜRK-İŞ, TİSK, HAK-İŞ, MEMUR-SEN ve TESK benzer uyarılarda bulunmuştu. İktidara yakın duran işdünyasının ise daha farklı düşünmesi mümkün değil, ancak dillendirmesi kolay değil.
TÜRK İKTİSAT TEORİSİ
“Ben enflasyon olayında enflasyon ile faizin ters orantılı değil, doğru orantılı olduğuna inanırım. Yani enflasyon ile faiz arasındaki ilişki sebep netice ilişkisidir. Faiz sebeptir, enflasyon neticedir. Faizi yükseltirseniz, enflasyon da yükselir. Düşürürseniz, ikisi beraber düşer.” Yukarıdaki “vatan haini” ithamından iktisadiyat açısından pek farklı değil. Allah sonumuzu hayretsin.
KAR DUASI
İklim değişikliğine hâlâ kani olmamış varsa buyursun. Yağmur olmadı, kar duasına çıkılıyor artık.Çiftçi duaya mı çıksın, susuzluktan tohumun topraktan çıkamadığına, erken çiçek açan meyve ağaçlarının telef olmasına mı yansın? Tarımın derdi kimin umurunda, beton ve asfaltla çağ atlayan Türkiye şimdiden yaptığı gibi tarımsal ürün ithâl eder, olur biter.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- AB’nin fantezi, distopya, sinizm ağırlıklı Türkiye hibe programları
4.01.2022 - İsrail’in bitmez gazası
18.05.2021 - AB umudu yok edildi, hâlâ ‘umutsuz olma’ deniyor
10.05.2021 - Çöküşün kökü Soykırım’da olmasın?
24.04.2021 - Cephelerde sıkışma had safhada
24.03.2021 - Yurtta savaş cihanda savaş
23.02.2021 - Afrin’in işgâlinin üçüncü yıldönümü
20.01.2021 - HDP’nin sonu anamuhalefetin sonu olur
12.01.2021 - Katliam takvimi
28.12.2020 - Zarar ziyan, hasar tespiti, enkazın bilançosu
22.12.2020
Yazarlar
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları


































nelli
ve butun bu arsiv bilgilerine ragmen amerikada genc turkler adi ile orgutlenen bir gurup ermeni yalanina son ver yuruyusu duzenleye biliyor ve hic utanmadan insanlarin gozune baka baka yalan ve inkar kampanyasikurabiliyor