Demir Küçükaydın
Birinci ve İkinci Tur Farkı ve HDP’nin Yapabileceği
23.04.2018
2068
Futbolda karşı tarafı sürekli topu ayağından çıkarmaya ve hata yapmaya zorlamak için pres yapmak gerekir.
Ne var ki, başta HDP, muhalefetin pres yapmadığını görüyoruz.
Erdoğan erken seçim mi dedi hemen hepsi bir ağızdan “Hodri meydan” dediler.
Bu erken seçimin anti demokratik, hukuk ve usul dışı niteliği üzerinden bir muhalefet yürütüp pres yapmadılar.
Dolayısıyla daha baştan kendilerini yenilgiye mahkum ediyorlar.
İşin kötüsü benzeri bir politik çizgi devam ediyor.
*
Örneğin bunun sıkı bir pres yapabilmek için büyük olanaklar sunan, Başkanlık rejimi için ikinci bir plebisit (referandum) olduğu gerçeği ve buna uygun bir stratejinin ne olabileceği hiç düşünülmüyor.
Halbuki, bu seçimin ikinci tura kalmasını sağlamak, ikinci turu tekrar bir referanduma çevirme olanağı verir.
İkinci tura kalındığı takdirde Erdoğan’dan kurtulmak mümkün hale gelir.
Ayrıca birinci turla birlikte milletvekili seçimleri de yapılacağından, mecliste muhalefetin çoğunluğu sağlaması halinde İkinci turda Erdoğan’ın kazanması olasılığı neredeyse sıfıra indirilebilir.
Burada önemli olan, HDP’nin yine seçim barajını aşması ve aynı zamanda İyi Parti ve Saadet Partisi’nin bir seçim ittifakına girmeleri ve yüzde on barajını aşmaları, hatta küçük farklarla AKP’nin vekil çıkarmasını engellemek için muhalefet partilerinin birbirlerine, tıpkı 7 Haziran seçimlerinde olduğu gibi, oy aktarmaları AKP’nin meclisteki üstünlüğü yitirmesinin yolunu açabilir.
Bu mümkündür ve ikinci turda Erdoğan’ın yenilgisini kolaylaştıracak büyük bir etki yapar.
Ancak birinci turda bu sonuç henüz bilinmeyeceğinden biz birinci turun özgül nitelikleri üzerinde bir kez daha duralım. Kim bilir belki bir duyan olur da belki muhalefet saflarında aymazlıktan kurtulmaya yol açar.
Erdoğan bu işi ilk turda bitireceğini düşünerek erkene aldı. Ve şu an bütün veriler Erdoğan’ın ilk turda büyük olasılıkla bitireceğini gösteriyor. Muhalefet partileri bunu gördüklerinden şimdi ortak aday üzerine görüşmeye başladılar.
İşte tam da burada yanlış yapıyorlar.
Çünkü ilk ve ikinci turlar arasındaki farkı anlamış değiller.
Ortak aday Erdoğan’ın ilk turda seçilmesi olanağını arttırır.
İsterlerse ortak bir adayda da anlaşabilirler ama bu ortak aday çok ve farklı adaylardan biri olmalıdır. Az aday ve tek ortak aday daima küskünler yaratır ve o küskünler Erdoğan’ın kazanmasının yolunu açar.
Birinci ve ikinci turlar arasındaki matematiksel farkı kavramak hayati önemdedir.
Bu önemi göstermek için biraz akıl yürütelim.
Ama önce Erdoğan’ın ilk turda yüzde elli biri bulması engellendiği takdirde neler olacağını görmeye çalışalım.
1) İlk turda seçilememek, Erdoğan için bu bir başarısızlık olacaktır. Bunu hem kendisi hem toplum bunu böyle kavrayacaktır. Bu onun kendine güvenini sarsacak, hatalar yapmasına yol açacak, hırçınlaştıracaktır.
2) İlk turda seçilemediğinde, Erdoğan’a oy verenler onun eskisi kadar güçlü olmadığını gördüklerinden ondan uzaklaşma eğilimi göstereceklerdir.
3) Erdoğan taraftarlarının motivasyonu ve katılımı büyük ölçüde azalacaktır.
4) Buna karşılık muhalefet bu küçük zafer ile moral üstünlük sağlayabilecektir, ikinci turda daha büyük bir katılım, angajman ve örgütlenme ortaya çıkacaktır. Muhalefetin kazanma olasılığı Erdoğan cephesindeki birçok kararsız unsurun kararsızlığını besleyecek ve orada bir panik oluşmasına yol açabilecektir.
Bütün bunlar bir arada ikinci turun 7 Haziran benzeri bir atmosferde gerçekleşmesine yol açabilir ve Erdoğan belasından kurtulmak mümkün olabilir.
Erdoğan için birinci turda seçimi kazanmak hayati önemdedir. Bunu başaramadığı takdirde zayıflığı ortaya çıkabilir ve bu da domino etkisiyle yeni zayıflıkların kapısını açar.
O halde ilk turda Erdoğan’ın kazanmasını engellemek için gerekli matematiğe bakalım şimdi.
Birincisi ve en önemlisi, olabildiğince yüksek katılım Erdoğan’ın ilk turu kazanması için gerekli oy miktarını yükseltir ve yüzde elli bire ulaşmasını engelleyici bir etki yapar.
Olabildiğince yüksek katılımı sağlamanın yolu ise olabildiğince çok ve farklı adaydır.
Az aday hem katılımı hem de muhalefetin alabileceği oy oranını düşürür.
Olabildiğince çok ve farklı aday neden yüksek katılıma yol açar?
Birincisi, varsayalım ki, üç parti bir adayda anlaştı ve bir de HDP aday belirledi, birde şu ana kadar birkaç bağımsız aday çıktı (Bunların 100.000 imza bulabileceği henüz kesin bile değil) Varsayalım ki Levent Gültekin de 100.000 imzayı bulup aday oldu.
Bu durumda böylesine dar bir spektrumdaki hiç de küçümsenmeyecek bir seçmen kitlesi, kendi eğilim ve görüşlerine uygun bir aday bulamayacağından sandığa gitmeyecektir. Sandığa sadece var olan partilere oy verecek olanlar gidecektir.
Halbuki bizzat Bekir Ağırdır’ın da belirttiği gibi, şu an en büyük kesim partiler dışında bulunmaktadır. Bunların önemli bir bölümü bu durumda sandığa gitmeyebilir.
Sandığa gitmeyenler ise Erdoğan’ın almasının yolunu açar.
Ama birçok farklı aday, partilerden umutsuz geniş kesimlerin en azından kendilerine en uygun adaylar bulma ve bunlara oy vermek için sandığa gitme olasılıklarını arttırır. Yani bu katılımı arttırır ve katılımın artması Erdoğan’ın ilk turu kazanma olasılığını azaltır.
Ayrıca çok adayın Erdoğan’a verilecek oyları azaltıcı bir etkisi de olur. Birçok aday olduğunda bunlar içinde birilerinin Erdoğan’a oy verebileceklerden oylar alabilir.
Ayrıca çok adayın Erdoğan’a verilecek oyları azaltıcı bir etkisi de olur. Birçok aday olduğunda bunlar içinde birilerinin Erdoğan’a oy verebileceklerden oylar alabilir.
Buna karşılık Erdoğan karşısındaki adayların birbirinden oy alması seçimin bu plebisit karakteri nedeniyle Erdoğan’ın seçilmesine yol açacak olumsuz bir etkide bulunmaz, yani Erdoğan’a verilmeyen toplam oy miktarında bir değişime yol açmaz. Ama toplam oy miktarında dolayısıyla Erdoğan’a gerekli oy miktarında değişikliğe ve bunun yükselmesine yol açar.
Sırf bu gerçeği göz önüne alarak bile muhalefetin ilk turda olabildiğince çok aday çıkmasını sağlaması gerektiğini gösterir.
Çok ve farklı adaylar seçimin ikinci tura kalması için, kritik ve hayati önemdedir.
Ayrıca az aday, sadece partiler dışı seçmeni yeni olanaklardan yomsun kılmaz; partilerin içinde bile küskünler ortaya çıkmasına ve dolayısıyla bizzat partilere angaje seçmenlerin bile gerek seçim çalışmasından, gerek sandıktan uzak kalmasına yol açabilir.
Bunu CHP ve HDP örneğinde görelim.
Örneğin Demirtaş’ın değil de, herhangi bir gerekçeyle (hukuken engellenebilir gerekçesiyle) başkasının aday gösterilmesi Demirtaş’a oy vermek isteyecek çok geniş bir kesimin küskünlüğüne ve oy vermemesine, motivasyonunu kaybetmesine yol açabilir ve muhtemelen de açacaktır.
Halbuki, diyelim ki HDP başka bir isimi parti olarak aday gösterdi. Ama aynı zamanda yirmi milletvekilinin imzasıyla Demirtaş’ın da bağımsız aday olmasını sağladı. Böylece HDP her tercihe uygun iki adayın ortaya çıkmasına yol açar. Katılım oranında bir düşme olmaz aksine artış olur. (Ayrıca böylece Demirtaş’ın hukuken engellenmesi bu nedenle aday gösterilmemesi sorunu da aşılmış olur.)
Benzeri durum CHP’de de var. CHP’nin içinde belli bir kesim Kemalist bir aday istiyor; belli bir kesim daha demokrat vurgulu bir aday istiyor. Belli bir kesim Kılıçdaroğlu’nu adaylığa zorluyor, yani referandumu Erdoğan’ın kazanmasını istiyor Kılıçdaroğlu olmazsa ben olurum diye tehdit ediyor. Belli bir kesim diğer partilerle ortak ve her kesimden oy alabilecek bir aday istiyor.
Bu sorunu çözmek de aslında çok kolay.
Örneğin diğer partilerle ortak bir adayda anlaşılması durumunda bile farklı anlayışta adaylar gösterilmesini isteyenlere de yirmi milletvekili imzasını sağlayıp onların veya istediklerinin de aday olmasını sağlarız diyebilir ve kimseyi küstürmeden her zevke ve anlayışa adayların ortaya çıkmasına sağlayabilir.
Yani çok ve farklı adaylar, sadece partiler dışında kalan seçmenlere yeni olanaklar sunmakla kalmaz, şu veya bu tercih halinde partilere angaje seçmenlerin de küsmelerini de engeller.
Sadece bu kadar da değil, adaylar ne kadar farklı ve çok olursa, Erdoğan’a karşı eleştiriler, hareketlenenler, angaje olanlar ve örgütlenenler o kadar çok olacaktır. Bu ise gerek örgütlenme gerek angaje olma ve mobilizasyon bakımından çok daha büyük bir gücün hareket geçmesi demektir.
Ama en önemlisi Partilerin bürokratik yapılarının dışında kalan örgütsüz ve hareketsiz kesimlerin örgütlenmesi ve hareketlenmesi, toplumun tüm gözeneklerine muhalefetin ulaşması sonucunu doğuracaktır. Erdoğan başına topladığı cinleri dağıtamayan büyücüye döner.
Ama çok ve farklı adayların bütün bunlardan daha da önemli bir sonucu olacaktır. İkinci tura kalacak adayı partilerin bürokrasisinin dışında seçmenlerin belirlemiş olma olasılığı artacaktır.
Hiç belli olmaz, birinci turun şu veya bu adaya oy vermenin esas olarak Erdoğan’a karşı cephede genel oya etki etkide bulunmayacağının rahatlığı içinde, gerçekten tüm ülke çapında yeni bir rüzgar estirebilecek bir yeni alternatifin ortaya çıkmasına yol açabilir.
Bu olmasa bile, Erdoğan’ın karşısına kim çıkmalı yönünde bir anket, bir önseçim gibi bir işlev görecektir. Yani çok ve farklı adaylar Erdoğan karşısındaki adayı halkı kendi oylarıyla belirlemesinin imkanını yaratacaktır.
Yani muhalefet aslında çok ve farklı adaylara imkan vermeyi ve bunları desteklemeyi bir hedef haline getirerek Erdoğan’a karşı çıkacak adayın azami ölçüde seçmenlerce belirlenmesinin, nispeten daha demokratik bir aday seçiminin yolunu açmış olur.
O halde, birinci turun bu özgül niteliğini görerek HDP, “Erdoğan’ın karşısına ikinci turda kimin çıkacağını halk belirleyebilsin, bunun için olabildiğince çok ve farklı aday çıkmalıdır, bunu sağlamak için biz tüm olanaklarımızı emre amade kılıyoruz” diyebilir ve demelidir.
Bu takdirde HDP bütün hesapları alt üst edip tüm kartların yeniden karılmasına yol açar ve kendi tecridine son verebilir.
Bu yazıyı okuyanlar, HDP üyeleri, lütfen bu yazıyı HDP yönetim organlarına, üyelerine, yöneticilerine iletiniz orada bu yaklaşımın gündeme alınmasını ve tartışılmasını olsun sağlayınız.
HDP böyle bir hamle yaptığı takdirde tüm hesapları alt üst edebilir.
Bu davranışıyla bütün paradigmaları değiştirip diğer muhalefet partilerinin de davranışlarını değiştirmesinin yolunu açabilir.
22 Nisan 2018 Pazar
Demir Küçükaydın
Bloglar:
Video:
Podcast:
İndirilebilir kitaplar:
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları





















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.04.2020
30.03.2020
19.03.2020
18.03.2020
17.03.2020
10.03.2020
2.03.2020
1.03.2020
2.02.2020
3.01.2020