Demiray ORAL
Zor zanaat tabii her şeyi bilen adam olmak.
Ve giderek buna kendin de inanmak.
Her durumda, her mevzuda edeceğin bir laf olacak, o işi de iyi bildiğini dünya âleme göstereceksin elin mahkûm.
Hafta başında Londra Olimpiyat ekibine iftar yemeği verdi Başbakan Erdoğan.
Anlaşılan ekip içinden güreşçileri gözüne kestirmiş ve Güreş Milli Takımı antrenöründen güreşçilerimize daha çok “künde” çalıştırmasını istemiş: “Hocam bunlara kündeyi öğretmiyor musun? Eskiden ne çok künde atardınız.”
Antrenör ne cevap vermiş bilemiyoruz, herhalde “Peki Başbakanım” filan demiştir.
Yani Olimpiyatlarda güreşçilerimiz bizzat Başbakan’ın talimatıyla daha çok künde atacaklar, haberiniz ola.
Her zaman böyle gülümseten, komik misaller olmuyor tabii Erdoğan’ın her şeyi bilen adam kontenjanından her mevzua müdahale etmesi.
Kaç çocuk yapılması gerektiği, sezaryenin Türk soyunun üremisine yönelik uluslararası komplo olması,“ucube” heykellerin yıkılması, çakma Mimar Sinan camii yapılması vakalarında olduğu üzere daha çok trajikomik oluyor.
Beterin beteri ise trajik olanlar.
Bildiğiniz gibi, her şeyi bilen adam ve şürekâsı Suriye krizinin sınırımızda bir Kürt yapılanmasına yol açabileceğini bilemedi.
Hatta ilk başta yaşadıkları “şok” alâmetlerine bakılırsa inanamadılar.
Erdoğan’ın televizyonda gazetecilerin önüne çıkıp “Eyvallah etmeyiz” çektiği akşamdan sadece bir gün önce, takvim yaprakları 24 temmuz salı gününü gösterirken Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay basının sorularını cevaplıyordu.
Suriye’deki Kürt yapılanmasıyla ilgili durum şu anda neyse Atalay’ın konuştuğu an itibarıyla da aynıydı.
Yani sınırımızın dibindeki bilmem kaç tane yerleşimde PKK’nın kankası PYD kontrolü ele almış, o bölge Türkiye için Erdoğan’ın ifadesiyle “Kuzey Suriye” olmuştu.
Başbakanlık’ta yapılan ve Dışişleri Bakını Davutoğlu’nun da katıldığı Suriye koordinasyon toplantısına başkanlık eden Atalay çıkışta bir gazetecinin “Kürtlerin Türkiye sınırında bazı yerleşim yerlerini ele geçirdiği iddialarını” sorması üzerine birebir şöyle cevap verdi: “Öyle bir şey sözkonusu değil. Dışişleri Bakanımız o konuda da bilgi verdi. Bu her yerde mevzi olarak olabilir. Küçük bir yerde öyle bir bayrak olayı olmuş. Öyle bir şey sözkonusu değil.”
Son zamanlarda, yani Erdoğan her şeyi bilen adam olarak takılmaya başladığından beri, acaba etrafında“gaz veren” birileri mi var diye ara sıra düşünürdüm.
Meğer vaziyet daha feciymiş.
Birine gaz verebilmek için bile önce mevzu hakkında bilgili olmak gerekir, oysa Başbakan Yardımcısı olan şahsiyetin Suriye toplantısından sonra söylediklerini okuyunca anlıyoruz ki mevzu hakkında en ufak bir fikri bile yok.
Diğer meselelerde de Başbakan’ın çevresindekiler aynı kıvamdaysa işi(miz) gerçekten zor demektir.
Her neyse, neticede Türkiye’nin “Kuzey Suriye”, Kürtlerin “Batı Kürdistan” dediği yerde Kürtler özerkliğe doğru adım attı.
Ve Türkiye derhal kırmızıçizgisini çekip müdahale tehdidi savurduktan sonra Barzani’ye koştu.
Aklıma 90’lı seneler geldi.
O zaman Barzani hakaret manasında “aşiret lideri bir peşmerge”ydi.
Ve Türkiye’nin “Irak’ın Kuzeyi”, Kürtlerin ise “Güney Kürdistan” dediği namı diğer Kuzey Irak’ta oluşacak bir Kürt devleti kırmızıçizgimizdi.
Bugün yaşanan krizde, 90’lardaki kırmızıçizgimizin şu an başında olan isme kurtarıcı olarak koşmak, kırmızıçizgi çekmek hususundaki devlet refleksimizin pek isabetli olmadığının kanıtı herhâlde.
Acaba Barzani’ye koşmak yerine kendi Kürtlerimize koşsak nasıl olur?
Bu toprakları paylaştığımız Kürtlerle Kuzey- Güney dizisindeki düşman kardeşler kıvamında didişip, onları birazcık mutlu eden her şeyden kırmızıçizgi çıkartmaktan ne umuyoruz biri lütfen bana anlatsın.
Hâlbuki bütün şu Kuzey Suriye, Kuzey Irak muhabbetlerini bıraksak, hayalî haritalarla mücadele etmekten vazgeçsek ve kendi haritamızın yırtılan yerine odaklansak...
Hani şu “benim Kürt kardeşlerim” adlı vatandaşlarımız var ya, işte onlara...
Ankara’dan istikamet alarak, Kürtlerin yaşadığı coğrafyalar için yön adı yarıştırmayı bıraksak.
Yani 30 senedir vizyonda olan kanlı Kuzey- Güney dizisinin finalini artık yapsak.
O yayında olduğu müddetçe havada, karada, denizde bu topraklarda yaşayan kimseye huzur olmayacak çünkü.
Yazarlar
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları









































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.05.2015
23.09.2014
13.06.2014
2.04.2014
16.02.2014
13.01.2014
6.01.2014
29.12.2013
19.12.2013
11.11.2013