Ekrem DUMANLI
Adını, sanını, unvanını bilmiyorum senin. Bildiğim bir şey var; o da tarih boyunca sana karşı yapılan haksızlık.
Sen de bilirsin ki her dönem birileri düşman ilan edilir, onların alınlarına “hain” damgası vurulur ve ceberut bir dille “kökleri kazınacak” diye ferman buyrulur. Ve sen her gün yalanlarla boğuşur, iftiralarla karşı karşıya getirilirsin. Yüreğin burkulur çoğu kez. Üzülürsün. Gözlerinden yaşlar boşanır, yapılan zulüm nedeniyle. Sonra döner tarihteki mazlum kardeşlerini hatırlarsın; yüreğine bir serinlik çöker, dimağına bir zindelik gelir ve bir kez daha hatırlarsın ki her dönemde hem Yezid vardır, hem Hüseyin.
Ey Mazlum!
Senin gücün güçsüzlüğünde gizlidir. Kendinde güç vehmedenler Kuvvet ve Kudret Sahibi’nden uzaklaşmıştır hep. Kendi aczini ve fakrını unutan âdemoğlu önce kendini unutur, haddini aşar; daha sonra başkasının hakkına tecavüz etmeye başlar.
Tam da bu noktada Hz. Mevlânâ’ya atfedilen şu güzel hükme sığınmak gerekir: “Mazlum ol, zalim olma. Üzül de üzen olma. Ezil de ezen olma.” Zalim olmaktansa mazlum olmak! Ama zulme razı da olmamak!
Ey Mazlum!
Gel ilk adımı doğru at; zalimden şikâyet etme yerine nefsinden bîzar ol. Hiç şüphesiz senin bu asil tavrın zalimi aklayıp paklamaz. O, yaptığı hatanın cezasını er geç çekecektir; ancak sen nefis muhasebesi ve murakabesinin sana açacağı engin ufuklarda yürürsen hem burayı hem ötedeki âlemi imar edersin. Gadre uğradığına göre, kader planında, sana yeni bir kapı açılmış demektir; arınma kapısı, kanatlanma kapısı, kendi özünü bulma kapısı…
Allah, insanları “korkuyla, açlıkla, mallarını eksiltmekle, nefisleriyle” çetin bir sınava tabi tutmaktadır. Sen o korkuların esiri mi olacaksın? Bu sorunun cevabı, seni ya sefil kılacak ya sefir. Ve bu zorlu imtihan senin karşına çeşit çeşit zalimler çıkaracak. Değişik urbalara bürünmüş, değişik unvan ve makamlarla karşına çıkacak olan zalimler zümresi, seni korkutmak, hak ve hakikatten uzaklaştırmak, hizmet duygu ve düşüncesinden kaçırmak isteyecek. Tarih boyunca hep böyle olmuş ve kıyamete kadar da hep böyle olacak. Seni yıldırmak için plan üstüne planlar yapılacak, tuzak üstüne tuzak kurulacak ve beklenecek ki susacaksın, duracaksın, konuşmayacaksın.
Ey Mazlum!
Kisveden kisveye bürünen, maskeden maskeye koşan zalimlerin en büyük silahı yalan ve iftiradır. Senin kalbini dağlayan da budur! Bile bile söylenen yalanlar, göstere göstere yapılan iftiralar! Ve tabii ki A’raf’ta kalan mütehayyir insanların vicdanlarında açılan yaralar. O kapkara propagandanın zarar verdiği masum insanlar! Üzülürsün hem zalime, hem o zalimin bulandırdığı zihinlere. Hüzne kapılmamak mümkün mü? Ancak unutma ki hiçbir zulüm kalıcı değildir; bir gün mutlaka karanlığın bağrına güneşler doğuverir ve gerçekler gün yüzüne çıkıverir. O mev’ud gün gelinceye kadar eğilip bükülmemek, zalim karşısında temenna durmamak boynumuzun borcudur. Fâni dünya için bâki hayattan vazgeçilmez ki!
Ey Mazlum!
Devlet zırhına bürünerek yapılan mezalim, seni tâ can evinden vurur. Nasıl vurmasın ki devlet, senin de devletin; millet de o devletin aslî sahibidir. Ne var ki geçici bir zaman dilimine mahsus yönetme yetkisini elinde tutanlar, bazen herkesi kendilerine köle gibi görür. Hatta bu anlamsız ve dayanaksız despotizme pek çok akıllı insanın da râm olduğunu müşahede edebilirsin. Üzülme! Sen ne zulme maruz kalan insanlar içinde ilksin ne de son. Nice güzel insan vardır ki vefa yerine cefa gördü. Nice mert adam vardır ki namertlerin insafına terk edildi. Nice âlim kişiler vardır ki cahillerin idrakine hapsedildi.
Ey Mazlum!
Sevgiyi sevecek, nefretten nefret edecek, korkudan korkacaksın ki zalimler fink atıp çaka satmasın şu misafirhane-i dünyada. Ve kurmasın korku imparatorluğunu. Etrafını kuşatan haramilerden, gecenin karanlığına sığınan gulyabanilerden çekinme! Onların çıkardığı gürültü senin kalbine korku salmak içindir. Oysa bilmiyorlar ki Allah’tan korkan, başka hiçbir şeyden korkmaz. Ola ki bir gün kalbinde bir nebze ürperti duyar, karamsarlığa düşersen, işte o gün gerçekten üzüleceğin gündür. Zira sen hak ve hakikati bırakıp içten çözülmedikçe zalimler amacına ulaşamaz. Çetin bir imtihandan alnının akıyla çıkmak isteyenler daima nefis muhasebesi yapmaya, tövbe istiğfarın yanı sıra irade ve azimle dimdik durmaya mecburdur.
Ey Mazlum!
Seni âciz görenler sendeki çareyi görmekten âcizdirler. Senin en büyük silahın, masumiyetin ve ıztırar haliyle O’na yönelişindir. Sendeki o samimi yakarış ve mücadele azmi bir araya gelindiğinde dünyanın en musallah orduları bile seninle baş edemez. Sendeki ötelere odaklanmış hayat felsefesi seni kalabalıklara esir olmaktan kurtarır. İhlâs felsefesinin ete kemiğe bürünüp satırlara döküldüğü şu cümle ne kadar da önemlidir: “Amelinizde rıza-yı İlâhî olmalı. Eğer O razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. Eğer O kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok...”
Ey Mazlum!
Biliyorsun ki zalim ne hak tanır ne hukuk; ne adalete değer verir ne vefaya. Oysa devletler hakkaniyet üzerinde yükselir. Tam da bu yüzden Hazreti Peygamber (sas), Yemen’e vali olarak gönderdiği sahabisine nasihat ederken hassaten şöyle buyurur: “Mazlumların bedduasını almaktan kork. Zira Allah’la bu beddua arasında perde mevcut değildir.”
Mazlumların bedduasını almaktan sakınabilmek için aklın, fikrin ve vicdanın devreden çıkmaması gerekir. Ne var ki zulüm, bir cinnet haline dönüştüğünde hakşinaslık da unutulur, ahiret inancı da. Keşke dersin kendi kendine. Keşke kazanma kuşağında kaybetme yaşanmasa ve insanlar kibrin bu kadar esiri olmasaydı! Ve bilirsin ki mazlumun âhı titretir arşı!
Ey Mazlum!
Başına ne gelirse gelsin sen hep dik dur, yılma, yıkılma ve unutma ki zulüm kalıcı değildir…
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları










































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.11.2015
6.01.2015
3.01.2015
30.10.2015
27.10.2015
23.10.2015
20.10.2015
16.10.2015
13.10.2015