Etyen MAHÇUPYAN
Eğer demokrasi öncesi ile demokrasi arasında doğrusal bir geçiş olduğuna veya parçalı değişimlerin bir sinerji yaratarak niteliksel bir dönüşüm üreteceğine inanıyorsanız, demokrasi sorunsalı sizin için basit bir konudur.
Gerekli reformları yapar, hukuk devleti kurallarını yerleştirir, temel hak ve özgürlükleri anayasaya koyar, yargı bağımsızlığını sağlar ve demokrasi olursunuz. Ne var ki tarihsel deneyim demokrasi öncesi bir evrede bulunan toplumların sadece bu reformları yaparak demokrasi olmakta çok zorlandıklarını, halen yaşanmakta olan örneklerle ortaya koyuyor. Söz konusu adımlar çoğunlukla iyi niyetle atılıyor ama bir süre sonra hâlâ aynı yerde sayan bir ülke ile karşılaşıyoruz. Bunun nedenlerinden biri muhakkak ki demokrasinin önünde önemli bir direnç olmasıdır. Özellikle önceki dönemin vesayetçi yapıları, imtiyazlı kesimleri ve bürokratik sınıfları hemen her zaman demokrasiden tedirginlik duyar ve engellemek üzere direnebilirler. Çünkü demokrasi dendiğinde kaçınılmaz olarak imtiyazsızların söz sahibi olmasını ve siyasetin bürokratik güçler karşısında özerkleşerek karar mekanizmasını ele geçirmesini anlarız.
Ancak ikinci bir neden daha vardır ve birçok ülkenin ‘demokrasi tuzağına’ yakalanmasının nedeni de budur. Demokrasiye açık bir dirençle başa çıkmak genelde daha kolaydır. Çünkü bu direnç nihayette görünür olur ve eski imtiyazları savunmaktan kaynaklanan meşruiyet kaybını izale etmekte zorlanır. Ama ya toplumun bir veya bazı kesimleri demokrasiye geçiş sürecini kendi lehlerine kullanma gücüne ve yeteneğine sahiplerse? Diğer bir deyişle ya demokratik idealler, hukuk devleti, yargı bağımsızlığı gibi unsurlar kendiliğinden toplum içinde belirli bir zümreyi geleceği inşa etme ve yönetme konusunda ‘imtiyazlı’ hale getirirse? Bu durumun en bariz örneği muhakkak ki bizzat iktidarda olan siyasi hareketin kendisidir. İktidar partisi demokrasi öncesinden demokrasiye geçişte kendi hükümranlığını sağlamlaştırma ve kalıcı kılma yolunu seçebilir ve bunu zorlayabilir. Bunun en basit yolu yargıya kendi adamlarını sokmak ve siyaset ‘oyununun’ hakemliğini de kendi üzerine almaktır. Böylece demokrasiye geçilmiş gibi olur ama aslında ülke latent bir diktatörlüğe geçerek o rejimi yapısallaştırır.
Tabii bu durumun bir başka versiyonu da düşünülebilir… İktidarın bir güç koalisyonuna dayandığı durumlarda, bu koalisyonun bir kanadının da böyle bir hedefi benimsemesi mümkündür. Hatta iktidarın dışında kalmış olan ancak yargı bürokrasisi üzerinde etkili olma potansiyeli taşıyan bir kesimin varlığını da tasavvur edebiliriz. Önemli olan soru şudur: Eskiyi yıkan reformlar yapıldığında, demokrasi için hayati önemde olan yargı kurumu nasıl oluşacak ve geleceğe nasıl taşınacak? Bu sorunun cevabı ‘hukuk devleti’ falan değildir… Çünkü ‘hukuk devleti’ ancak bu geçişi doğru yaparsanız, yani toplumsal ve siyasi dinamiği doğru yönetebilirseniz ortaya çıkar. Dolayısıyla sorunun cevabı ancak toplumsal dengeler ve aktörlerin zihniyet yapısı üzerinden cevaplandırılabilir. Eğer yargıyı kontrol altına alması muhtemel olan aktör (her kim olursa olsun) demokrat bir zihniyete sahip değilse, ne kadar reform değişikliği yaparsanız yapın demokrasiyi yerleştiremezsiniz. Bu noktada liberal bir bakış hiçbir şekilde yeterli olmaz, çünkü var olan güç dengesini görmezden gelerek ‘ideal’ eşitlikler üzerinden kurulacak her sistem gerçekte güçlü olan lehine netice verecek ve hayali ideali bozacaktır.
Demokrasiye geçişte en önemli husus yargının zihniyetidir… Ve bu açıdan bakıldığında otoriter, ataerkil veya oportünist bir yapılanmanın esas olarak birbirinden çok büyük bir farkı yoktur. Çünkü bunların her biri gücün dağılımı karşısında ‘kör’ ve eşitlikçi olması gereken yargıyı bir taraf haline getirecek, üstelik de bu durum ‘demokrasi’ kılıfı altında sunularak bürokratik temelli iktidara meşruiyet sağlayacaktır.
Bugün etrafta ‘hukuk devleti’ klişesini tekrarlayarak demokrasi havariliği yapanların söz konusu meseleyi anladıkları son derece şüphelidir. Demokrasi öncesinde atılan her demokratik adım muhakkak ki olumlu etkiler yaratır. Ama siyasetin genel niteliğini dönüştürebilmek ve kendini yeniden üreten bir demokrasi zemini yaratmak çok farklı bir bilinci ve ciddiyeti gerekli kılıyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları






























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024