Etyen MAHÇUPYAN
Cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaştıkça laik kesim içinde hiperaktif bir ruh hali oluştu. AKP’ye nötr yaklaşan veya destekleyen kişilerle, bu partinin adını bile duymak istemeyenlerin bir arada oldukları ortamlarda ise söz konusu ruh hali ‘nörotik evreye’ geçiyor. AKP’nin yanında yer alanlar genelde ağızlarını pek açmamaya, siyasi konulara girmemeye çalışıyorlar. Buna karşılık AKP karşıtlarının büyük bir hevesle hemen konuya girip karşılarındakini ‘dövmek’, boşalmak, rahatlamak istedikleri gözlemleniyor. Birinci grubun sessizliğini azınlıkta kalmalarıyla açıklamak mümkün… Ama bir neden daha var ve diğer tarafı hırslandıran da bu: Sonucu belli olan bir seçim daha yaşanacak. AKP’nin başarılı olmasını isteyenler bir kez daha rahat bir ‘galibiyet’ alacaklar. Bu nedenle sessiz kalmalarının arkasında müstehzi bir duruş varsayılabilir. Bunun AKP karşıtları için ne denli sinir bozucu olabileceğini hayal edebiliriz. Art arda önü alınamayan ‘yenilgiler’ yaşamak, buna engel olabilecek hiçbir yol bulamamak, her seferinde daha utanç verici bir konuma sürüklenmek ve çaresizlikle yüzleşememek kolay taşınabilir bir yük değil. Bu nedenle İhsanoğlu’nda hasletler arama çabası, seçim sonrasında yaşanacak depresyonu daha da katmerleştirmeye aday. Kendilerini laik/sol olarak gören birçok kişi bu birkaç ayı hatırlamak istemeyecek veya siyasetin ‘zaten’ son derece araçsal bir alan olduğu önermesine sarılmak zorunda kalacak.
Bu tablo laik/sol seçmenin niçin bu denli Erdoğan öfkesi, hatta nefretiyle dolu olduğunu ve bu duygusunu her fırsatta dışa yansıtmak ihtiyacında olduğunu anlatıyor. Her şeyden önce yaşanan sıkışmanın boşalması için muğlak olmayan, görünür, dokunulabilir, somut bir hedef lazım. Parti veya kesim bunu karşılamıyor çünkü hükümetin olumlu ve olumsuz birçok uygulaması varken, İslami kesim de artık epeyce heterojen. Dolayısıyla bunların birer ‘nefret nesnesine’ dönüştürülmesi pek işlevsel değil. Oysa tek bir kişi üzerinden yaşanan yoğunlaşmalar duygusal boşalmayı sağlayabiliyor. Ayrıca kişiyi basite indirgemek çok daha kolay olduğu için, hedefteki insanı şablonlaştırmak, klişeler üzerinden okumak, böylece onunla ilgili bir dil üretmek, bu dili yaygınlaştırmak ve cemaat bağlarını pekiştirmek mümkün oluyor. Bu açıdan bakıldığında Erdoğan hem bütün karmaşıklığıyla kendine has bir kişilik, hem de laik/sol çevrelerin ihtiyaç duydukları bir kalıba dökerek ‘üretmiş’ oldukları bir prototip siyasetçi.
Dramatik olan husus, Erdoğan’ın şablonlaştırıldıkça kazanan taraf olmaya devam etmesi. Çünkü muhafazakâr kesim onu, engellemelere rağmen cesaretle bir misyonu sürdürmeye çalışan ve karmaşık yönleri olan biri olarak görüyor. Yani sahici bir insan… Bu bakış muhafazakârların diğer siyasetçilere de sahici kişiler olarak bakmasına ve onların insani zaaflarını görmesine neden oluyor. Dolayısıyla bugün o kesimde bir Kılıçdaroğlu veya Başbuğ nefretine tanık olmuyoruz. Oysa laik/sol kesim kendi nefret nesnesini klişeleştirdiği ölçüde, bizzat desteklemeye çalıştığı siyasetçileri de ‘insani’ vasıflarından soyutlayıp bir karikatüre indirgiyor. Psikolojik açıdan bakıldığında bu kesim aslında Erdoğan’dan nefret etmenin yanı sıra, iç dünyalarında muhtemelen Kılıçdaroğlu, Başbuğ veya İhsanoğlu’ndan çok daha fazla ‘uzak’ kalmak istiyor. Laik/sol çevreler kendilerine siyasi bir şizofreni dünyası yaratmış durumdalar. Belki de onları bu noktaya kendi başarısızlıklarına olan öfkeleri ile kendi başarılarının doğallığına olan inançları arasında kalmışlık sürükledi...
AKP iktidar döneminde vahim hatalar ve açık demokratik suiistimaller de yaptı. Erdoğan ise bunları kategorik olarak sahiplendi ve savundu. Kullandığı dil ve üslup ise gerçekten de birçok zaman kabul edilebilir sınırları zorladı ve laik/sol cenah açısından tahkir edici olarak algılandı. Bu nedenle Erdoğan nefretinin temelinde sadece laik/sol psikoloji yok… Buna cevaz veren, hatta davet eden bir siyasetçinin stratejisi de var.
Ama ruh sağlığı başkalarının ne olduğu ve ne yaptığından hareketle üretilen tepkiler üzerinden inşa edilemez. Erdoğan nasıl biri olursa olsun ve ne yaparsa yapsın, laik/sol kesimin psikolojik rahatsızlığının nedeni değil… Bu rahatsızlığın sadece kullanım alanı… AKP karşıtlarının artık esas sorunlarının bu parti değil, kendileri olduğunu idrak etmeleri gerekiyor. Çünkü hayatı siyaset üzerinden okumaya başlar ve siyaseti de şablonlarla tanımlarsanız, bir süre sonra bizzat kendinizi klişelerden öte cümle kuramayan karikatürlere dönüştürürsünüz ve bu ruh sağlığı açısından hiç iyi bir durum değildir…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024