Etyen MAHÇUPYAN
Silahların bir stratejik tercih olarak ‘susmasından’ bu yana iki yıl geçti. Ancak aynı dönemde elinde silah olanların taktiksel eylemleri devam etti ve onlarca insan daha öldü. Şimdi silahların bir stratejik tercih olarak ‘ bırakılmasının’ eşiğindeyiz. Elindeki silahı taktiksel amaçlarla bırakmamayı tercih edenler yine olabilir. Toplumu aksine inandırmaya gayret gösterilse de Kandil’in Öcalan’la aynı noktada durmadığı veya duramadığı, Kandil içindeki görüşlerden birinin çatışma zemininin ortadan kalkmasını bir dezavantaj olarak değerlendirdiği ve Kandil’e dış aktörlerden ‘ilginç’ tekliflerin geldiği biliniyor. Buna karşılık hükümetin toplumu barışa alıştırdığı ölçüde kendisini daha avantajlı hissettiği, bu nedenle süreci ağırlaştırmaktan çekinmediğini de görüyoruz. Öte yandan hükümetin yürünecek yolda karşı tarafın yön değiştirmeleri sonucu ‘kullanılma’ duygusu yaşamak istememesi, atılan her adımın geri dönüşü olmayacağına güven duymak istemesi de doğal.
Bu durum Öcalan ile olan görüşmeleri kritik öneme haiz kılıyor ve artık tüm toplum bu ilişkinin kıymetini takdir edebiliyor. Öcalan’ın kamuya yansıyan metinlerinin hükümetin bilgisi ve zımni onayı dışında gerçekleşme şansı olmadığına göre, bu yılki Newroz ‘mektubunun’ da bir tür hakemlik metni olduğunu görmekte yarar var. Diğer bir deyişle orada hükümete söylenenler bizzat hükümetin de yapmaya hazır olduklarını ima ederken, Kandil’e söylenenlerin altında da yine hükümetin rızası olmalı. Bu durum müstakbel bir anlaşmayı ve barışı gerçek anlamda kurmayı garanti altına almak üzere gerekli zeminin oluştuğunu ifade ediyor.
Nitekim Öcalan’ın metni kongre tarihini söylemiyor ama kongrenin hangi koşulda hemen toplanması gerektiğinin altını çiziyor. Söz konusu koşul tarafların ilkelerde anlaşmasıdır. Yani siyasette değil… İlkeler ya hedeflere ilişkin olabilir ya da yöntemlere. Öcalan hedeflere ilişkin ilkeyi zaten söylüyor ve buna hükümetin de ‘evet’ demiş olduğu açık. Yani ‘özgür ve eşit anayasal vatandaşlık’ temelinde ‘gerçek barış ve evrensel demokrasi kriterleriyle örülmüş bir gelecek’. HDP ve Kandil’e kalan yönteme ilişkin ilkelerde hükümetle ortak bir noktaya gelebilmeleri. Bu ise bir taraftan yeni anayasayı ve bazı kanunları ima ediyor, diğer taraftan da bazı uygulamaları. Yeni anayasa zamana kalacağına göre, şu anki kısa dönemli gündem bazı kanunlarda ve uygulamalarda yapılacak değişiklikleri kapsayacak. HDP/Kandil ne isteyecek, ne kadar zorlayacak bilmiyoruz. Bu bir siyasi karar ve buradaki tutum Kürt siyaseti içindeki bütünlüğü veya ayrışmayı görünür kılacak. Buna karşılık hükümetin tutumu şu an itibarıyla artık istense de istenmese de çok daha şeffaf. Hükümet açısından mesele atılacak adımların suiistimal edilmemesi. HDP/Kandil’in geçmiş performansı güven verici cinsten değil. Ama eğer şimdi ‘yeni’ bir dönem başlayacaksa, bunun yeni bir üslup ve idrakle de desteklenmesi ve söz konusu farklılığın tüm toplumca görünür olması gerekiyor. Eğer HDP/Kandil bu idrake gelmemişse beklenen kongrenin de hiçbir hayrı olmayacaktır.
Böyle bir durum Kürt siyasetinin dayandığı meşruiyet zemininin zedelenmesiyle kalmaz, kıymeti bilinmemiş bir tarihsel momenti elden kaçırmayı, belki de bir kurumsal intihar sürecini ifade edebilir. Çünkü Öcalan’ın ifade ettiği üzere bir ‘tarihi eşikte’ duruyoruz. Kürt siyasetinin mücadelesi boşa gitmedi ama artık “aynen sürdürülemez” nitelikte. Başka bir ifadeyle hükümet ne yaparsa yapsın, bugünün dünyasında silahlı mücadele ile hak alabilme şansı yok. Aksine silahlı mücadele karşı tarafa haklarınızı vermeme meşruiyeti sağlayabiliyor. Zamanın nasıl değiştiğini Öcalan kendi ideolojik dili içinde net bir biçimde anlatıyor. ‘Emperyalist kapitalizmin’ neoliberal politikalarının bölgeyi kimlik savaşlarının içine gömdüğünü ileri sürerken, ulusçuluğun kimliklerin içe kapanmasına neden olduğunu, ulus devletlerin temelinde ‘yıkıcı milliyetçiliğin’ yattığını söylüyor. Diğer taraftan Öcalan ulus devletlerin yıkılmasını da savunmuyor… Onları bir ‘değişime’, aynen Kandil’e ilettiği gibi, bir yeni ‘idrake’ davet ediyor ve buna da ‘demokratik ortaklaşma’ adını veriyor.
Öcalan’ın metni hükümetin de kullandığı üç kavramın altını açık bir şekilde çizerek bitiyor: Revizyon, restorasyon ve inşa. Mektubun siyasi anlamını ve siyaseten hazırlanma sürecini dikkate aldığımızda, varılacak hedef ve makro strateji açısından bir anlaşmanın ya da fikir birliği ve benzerliğinin büyük çapta gerçekleşmiş olduğunu görmekte yarar var. Şimdi soru HDP/Kandil’in gerçekten de bu ‘yeni’ duruma ne kadar hazır olduğu…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları



































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024