Etyen MAHÇUPYAN
Savcı Kiraz’ın bir terör eylemi sonucunda öldürülmesi ‘yeni Türkiye’ dizisine ara vermeyi gerektiriyor. En azından hâlâ eski Türkiye’de kalmak isteyenlerin varlığını gösterdiği ve ‘yeni’ olana ulaşmanın ne kadar güç olabileceğini hatırlattığı için. Meselenin iki boyutu var. Birincisi hâlâ siyaset uğruna adam öldürmeyi mubah sayan bir anlayışın varlığını sürdürmesi. İkincisi ise, söz konusu anlayışı meşrulaştırmaya çalışan, kendisini ‘aydınlanmış’ ve ‘medeni’ zanneden ama aslında kendi dar imtiyazlı alanını koruma uğruna insanlığı unutan hastalıklı bir laik kimliğin öne çıkması.
Son eylemin muhalefeti nasıl paralize ettiğini açık bir şekilde gördük. Basit bir insani tavrı bile sergilemekte zorlandılar. Kiraz’ın cenazesine gelemediler, utanç verici demeçler verdiler… Bugüne dek siyaseten yenilgi yaşamaktaydılar. Bu olayla birlikte insan olmanın gereğinin de altında kaldılar. Barış aradığını söyleyen bir partinin temsilcileri ise cinayete sahip çıkmaktan kaçınmadı, bu tutumu yadırgamadı… Bu tablo, hangi konuda nasıl bir tutuma ve olgunluk düzeyine sahip olursa olsun, on yıllar boyunca eline silah almamış olan Milli Görüş ve sonrasında AKP çizgisine tam bir tezat teşkil ediyor. Bu ülkenin en geniş topluluğu olmasına rağmen kamusal alanın dışında tutulmuş olan İslami kesimin barışçıl yapısı karşısında, azınlık olmasına karşın ülkeyi yönetme ve belirleme hakkının kendisinde olduğunu düşünen ideolojik ‘beyaz’ marjinalizmin giderek müptezelleşmesine tanık oluyoruz. Hayata ve kendisine mesafe alamayan, öteki ile birlikte yaşamaya rıza göstermekte zorlanan bir kimliksel şımarıklığın debelenme hali ile karşı karşıyayız.
Şimdi bütün bunların AKP’ye yaradığına dair bir iç tartışma yaşanıyor. Katilliği kabullenen ve içselleştiren iki kişi bir masum insanı öldürmüş, bunun önemi yok sanki… Katillerin de operasyon sonucu ölmesi onların masumla aynı seviyede ele alınmasına neden olabiliyor. Böyle bir tutumun AKP’ye yaramaması mümkün mü? Masumu yücelten bir bakışla cinayeti normalleştiren yaklaşımın kamu vicdanında ‘eşit’ olması mümkün mü? Belki böyle hayal etmemişlerdi ama Türkiye halkının ruh sağlığı ve sağduyusu bazılarının sandığından çok daha sağlam. AKP’nin oyunu artıran cinayet değil, sonrasında AKP’nin tutumu. Muhalefetin oylarını düşüren de aynı şekilde cinayet değil, sonrasında sergiledikleri yaklaşım. Provokasyonlar hiçbir zaman kendi başlarına toplumsal siyasi algıyı değiştirecek güce sahip değildir. Asıl etken siyasetin verdiği tepkidir. Eğer bu olayda muhalefet doğru tepki verebilseydi, bu ‘olay’ AKP’nin lehine işlev görmezdi. Ama muhalefet bu kadarını bile beceremedi… Dolayısıyla bu durumu akılla veya zekâyla açıklamaya çalışmak abes olur. Böylesine apaçık bir insanlık durumu karşısında bile dili insanileşemeyen bir siyaset tayfasının belki de siyasi genetiğine bakmak ve hastalanmanın nedenlerini orada aramak lazım.
Kiraz’ın rehin alınıp öldürülme eylemi birtakım ek eylemlerle de ‘süslenmiş’, belli ki bir ‘paket ‘ olarak tasarlanmıştı. Muhtemelen bir kaosun yaratılabileceği, Gezi benzeri olayların tetiklenebileceği hesaplanmıştı. Eylemlerin sokağa yansıdığı noktada polisin kontrollü davranışını yitireceği, silah kullanma zorunda kalacağı, belki de birkaç kişinin polis kurşunuyla öleceği öngörülmüştü. Böyle bir olay olduğu takdirde Kiraz cinayeti arka planda kalacak, Batı dünyasındaki propagandayla birlikte AKP’nin gayrimeşru bir iktidar olduğu söylemi öne çıkacak ve tam da seçimler öncesinde hükümet kontrolü elinden kaçıracaktı. Ne var ki Türkiye bu bayat projenin çok ilerisinde. Halkın bir bölümü kendilerini AKP’nin bazı politikalarına veya bazı yöneticilerinin söylemine yakın hissetmiyor olabilirler. Ama çoğunluk, barışçı ve demokratik bir yolda ilerleme arzusu taşıyan bir siyasi çizgiyle her ne pahasına olursa olsun iktidarı kendisine devşirmek uğruna insan öldürmeyi meşrulaştıran bir siyaset arasındaki farkı görüyor.
Bütün çabalara karşın halkın çoğunluğu yeniden hastalanmayı kabul etmiyor. Nitekim eski Türkiye’den yenisine geçiş aslında söz konusu hastalanmayı karantinaya almayı ifade edecek. Bu insanları toplumun dışına atacak halimiz yok. Onlara kendileri ve geçmişleri üzerine düşünecek bir zaman tanımak lazım. Aralarında muhtemelen yeni bir idrakle kendisine, çevresine ve geleceğe bakabilenler çıkacaktır. Muhtemelen insan olmanın basit zeminini hatırlama ve bunu açık yüreklilikle paylaşma cesaretini gösterenler olacaktır. Geriye her zaman bir posa kalır… Tarihsel dönüşümler her zaman kendi cüruflarını ibret olsun diye arkada bırakırlar. Bu sefer de öyle olacak.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Kemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (2)
25.10.2025 - Kemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (1)
25.10.2025 - Kürt ‘açılımı’nın nedeni Suriye değil, Türkiye!
15.03.2025 - Muhalefet için bir not: İktidar (sanılanın aksine) tutarlı ve başarılı!
20.02.2025 - İktidarın Kürt ‘açılımı’ üzerine bir not
15.10.2024 - Çocuklar anayasa yapabilir mi?
24.09.2024 - Mustafa Kemal’in büyümeyen çocukları
19.09.2024 - Nasıl bir ordu isterdiniz?
10.09.2024 - Yeni İttihatçılık havuzunun bilinçsiz balıkları
2.09.2024 - Seçimlerden kim kazançlı çıkacak?
13.04.2024
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları






























Kaptan Derya
Gazetede yazmak ciddi bir iştir...Bilinç ve birikim ister.Olmazsa işte böyle sapla samanı bir birine karıştıran , ne dediği ve ne demediği anlaşılmayan bir Şey çıkar ortaya.