Fehmi KORU
Şu yakınlarda bir yabancı gazetecinin sütununda karşıma çıktı. Yazarı gazetenin yayın yönetmeni. Kendisi aktaracağı sözlerin sahibinin Almanya başbakanı Angela Merkel olduğunu biraz tereddütle belirtmiş. Araştırdım, sözlerle Merkel arasında bir irtibat bulamadım. “Sözlerin sahibi başkası olabilir mi?” merakım beni bir sonuca yine ulaştırmadı.
Aktaracağım sözler sahipsiz, ama bu durum tespitin değerini azaltmıyor.
Okuyalım (tercüme bana ait):
“Galiba Almanya şansölyesi Angela Merkel şöyle demiş: Hindistan ve Çin’de 150’den fazla ilah ve 800’den fazla inanç var. Böyle olduğu halde birbirleriyle barış içerisinde yaşıyorlar. Buna karşılık Müslümanların tek Tanrısı, tek peygamberi ve tek kitabı var, ama sokaklarında kandan geçilmiyor; katiller de maktuller de hep aynı şeyi söylüyor – Allah büyüktür. (Allahu ekber).”
Çarpıcı bir tespit değil mi?
Bir gerçek ancak bu kadar sarsıcı biçimde anlatılabilir.
Çok-tanrılı dinlerin var olduğu ve farklı inançlardan insanları bağırlarında barındıran coğrafyalar ve o coğrafyalardaki ülkelerin, bu durumlarına rağmen, hiç değilse genel hatlarıyla, çatışmacı bir ortamdan uzak oldukları yanlış bir tespit değil.
[“Genel hatlarıyla” dememin sebebi, yukarıdaki alıntıda anıllan her iki ülkenin çok tanrılı veya tanrı tanımaz geniş kitlelerinin tek tanrılı Müslümanlar söz konusu olduğunda farklı davranmaları yüzünden. Hindistan’da kendilerini rahat ve güvende hissetmeyen Müslümanların bir bölümü çareyi kendilerine ait bir ülke oluşturmakta bulmuşlardı; Pakistan öyle kuruldu. Bugün de sorunlar var orada. Çin’de ise Müslüman Türklere -Uygurlar- reva görülen muamele bugünlerde dünyanın gündeminde. Ancak yine de yukarıdaki tespiti zayıflatmıyor bu durum. Müslümanlara çarpık baksalar da birbirlerinin kanını dökmüyor Hintliler ve Çinliler.]
Hintliler, Çinliler öyle, ya Avrupalılar
Merkel’in bir üyesi olduğu Avrupa’da durum tarihsel olarak biraz farklı.
Avrupa ülkeleri tarih boyunca birbirleriyle savaştılar. Aralarında ’30 Yıl Savaşları’, ‘100 Yüz Savaşları’ adlarını taşıyan hesaplaşmalar yaşandı. En son geçen yüzyılda iki çok kanlı savaşta karşı karşıya geldi Avrupalılar; toplam 60 milyondan fazla insan o savaşlarda hayatlarını kaybetti.
İtalyanlar ve Almanlar ile Fransızlar ve İngilizler arasına kan girdi.
Hepsi aynı dinin mensuplarıydı savaşanlar…
[Osmanlı’nın savaşan taraflardan biriyle birlikteliği yanlış zamanda yanlış yerde bulunma şaşkınlığı sayılabilir. İmparatorluk öyle çöktü.]
Sonunda ‘Avrupa Birliği’ çatısı altında birleşebildi iki dünya savaşının tarafları…
Geçmişte Haçlı seferleriyle uzak coğrafyalara talana ve kan dökmeye giderdi Avrupalı; sonra kendi içlerindeki farklılıklar veya dünyaya hükümran olma arzuları onları kendi aralarındaki kanlı savaşlara sevk etti. Ancak bugün Avrupa -veya geniş anlamıyla Batı Dünyası– ihtilaflarını kan dökmeden, savaşsız çözmenin yolunu buldu.
Ve İslam Dünyası’nın insanları
İslam Dünyası genel olarak ve özelde de o dünyanın ülkeleri, kendi içlerinde henüz o olgunluğa ulaşmış değiller.
Müslümanların büyük çoğunluğunu teşkil ettiği ülkeler arasında samimi bir birlik oluşamadığı gibi, işbirliği de zayıf. Libya’da, Yemen’de, Suriye’de, Afganistan’da iç savaşlar var ve oralarda Müslüman Müslümanı gözünü kırpmadan öldürüyor.
Öldüren de öldürülen de savaşa bulaşmalarını ‘dava’ sözcüğü ile ifade ediyor.
[Oysa Kur’an farklı bir yaklaşımı tavsiye ediyor: “Eğer müminlerden iki grup birbiriyle kavgaya tutuşursa hemen aralarını düzeltin; ikisinden biri diğerinin hakkına tecavüz etmiş olursa -Allah’ın emrine geri dönünceye kadar- haksızlığa sapanlara karşı savaşın; dönerlerse aralarındaki anlaşmazlığı adaletle çözüme bağlayın ve herkese hakkını verin. Allah hakkı yerine getirenleri sever.” (Hücurat suresi 9. ayet.) Tercüme Diyanet’in Meali’nden.]
İslam Dünyası’nın içerisinde yer alan devletlerin veya devletleri yönetenlerin uzlaşmaz bağnazlar oluşundan kaynaklanmıyor bu durum; tam tersine, yöneticiler aynı dinden olmayan insanlar veya İslam Dünyası dışından ülkeler ve devletlerle kolayca samimi ilişkiler kurabiliyor.
En son örneğini Körfez ülkelerinin birbiri ardına İsrail ile diplomatik ilişki kurmalarında gördük.
İsrail başbakanı Benjamin Netanyahu bugün Birleşik Arap Emirlikleri’ne resmi ziyarette bulunacak; İsrail gazeteleri henüz diplomatik ilişki kuramadıkları Suudi Arabistan’ın güçlü adamı Muhammed bin Salman (MbS) ile Netanyahu’nun orada buluşacaklarını yazmakta.
[Netanyahu MbS’yle görüşmeye giden bir Amerikan heyeti içerisinde daha önce de Suudi Arabistan’a gitmişti.]
Garip değil mi?
Ülkelerin kendi içlerinde de barış aramayın. Herbirinin ‘düşman’ bellediği kendi ülke vatandaşları var çünkü. Mısır ve Suudi Arabistan’ın başını çektiği Körfez ülkeleri Müslüman Kardeşler (MK) örgütü üyesi olmayı ‘terörist’ olmakla eş-değer ilan ettiler; yakaladıklarını uzun hapis cezalarına çarptırdıkları gibi liderlerini idam da ediyorlar.
Tek istisna Katar ve diğer Körfez ülkeleri bu yüzden ona ambargo uyguladılar.
İslam Dünyası içerisinde yer alan pek çok ülkede muhalif olmak cesaret işi.
[Oysa Kur’an o konuda da farklı bir yaklaşımı tavsiye edip tavsiyesine uyacakları övüyor: “Söylenenleri dinleyip de en güzeline uyan kullarımı müjdele! İşte Allah’ın doğru yolu buldurduğu kimseler onlardır, asıl akıl iz‘an sahipleri de onlardır.” (Zümer suresi 18. Ayet) Diyanet Meali.]
Üzerinde düşünelim
Sözün sahibi ister Merkel olsun ister bir başkası, sonunda o sarsıcı tespit İslam Dünyası’nın haline bakıp bu gerçekleri akla getirmeye yaradı.
Tek tanrılı, tek peygamberli ve tek kitaplı milyarlarca insan, bu özelliklerinin kendilerine bahşetmesi gereken rahat, huzur ve gelişmişlikten uzak hayatlar geçiriyor.
Her yerde ‘kan’ var.
Neden böyle oluyor?
Galiba ne oluyorsa, bu soruyu yüksek sesle sormaktan kaçınmamızdan oluyor.
Üzerinde düşünmeye değer en önemli soru bu oysa.
Yazarlar
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları

























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
12.02.2026
10.02.2026
8.02.2026
6.02.2026
3.02.2026
1.02.2026
30.01.2026
29.01.2026
27.01.2026
25.01.2026