Gülay GÖKTÜRK
Tek tip ekmek
23.01.2013
3684
"Artık beyaz undan ekmek dönemini kapatıyoruz" demiş Başbakan Erdoğan.
Bu cümleyi iki şekilde anlayabiliriz; esmer ekmek tüketiminin teşvik edilmesi politikası olarak ya da beyaz ekmek üretiminin durdurulup tek tip ekmek üretimine geçilmesi kararı olarak...
Eğer Başbakan'ın aşağıdaki ifadeleri olmasaydı, ben şahsen beyaz undan ekmek döneminin kapatılacağı cümlesini esmer ekmeğin teşviki olarak anlamaya yatkın olurdum.
Ama bakın ne diyor:
"Zenginleşen ülkelerde ekmek çeşitliliği artıyor. Zenginleşen ülkelerde ekmek israfı artıyor. Ekmek işinde farklı döneme girmeliyiz. Beyaz ekmeği sofralarımızdan kaldıralım. Artık has ve samimi olan buğday unundan ekmek üretelim. Bu arada kepek oranı yüksek ekmekleri sofralarımıza getirelim. Bizim dedelerimiz, ninelerimiz beyaz ekmek mi yiyordu? Hayır. Buğdayı öğütüyordu ve ekmeği yapıyordu. Ekmek çeşitliliği arttıkça israf artıyor."
Demek ki, Başbakanımız ekmek çeşitliliğinin kötü bir şey olduğunu düşünüyor ve tek tip ekmek dönemine gireceğimizi söylüyor.
Gelişmişlik çeşitlenmedir
Bundan yıllar önce ilk yurtdışına çıkışlarımda, o zamanlar bizde olmayan süper marketlerde dikkatimi çeken ilk şeylerden biri ekmek reyonları olmuştu. Her biçimden, her renkten, her tattan, her boydan binbir çeşit ekmek...
"Ekmeğin de bu kadar çeşidi mi olurmuş" diye geçirmiştim içimden. Bu çeşitliliğin bütün diğer alanlardaki çeşitliliğin bir parçası olduğunu ve gelişmişliğin çeşitlenme, çeşitlenmenin de özgürlük anlamına geldiğini henüz bilmediğim yıllardı.
Şimdi çok iyi biliyorum ki, çeşitlilik ve seçme özgürlüğü meselesi bir ülkenin rejiminin özüdür. Tek tipçilik ister ekmekte, ister kıyafette, ister eğitimde, isterse düşüncede ortaya çıksın, aynı derecede vahimdir, bireyin seçme hakkını ortadan kaldırmaktır ve onun iradesine karşı yapılmış bir saygısızlıktır.
Eğer gelişmiş toplumu tek bir kıstasla tarif etmeye kalksak, "bireylerin her alanda seçme özgürlüğüne sahip oldukları toplum" dememiz gerekir.
"Halkın iyiliği için"
Evet biliyorum, Erdoğan bunu bizlerin "iyiliği" için yapıyor diye düşünüyorsunuz. Bu kararla hem vücutlarımızı rafine unun zararlarından koruyor hem de israfı önlemeye çalışıyor. Ne var bunda karşı çıkacak diyorsunuz.
Doğrusu "o zaman kralların, imparatorların kabahati neydi" diye sorası geliyor insanın. Krallar, padişahlar, diktatörler, yönettikleri halkın kötülüğünü mü istiyorlardı sanki? Eminim ki onlar da en az Erdoğan kadar duyarlıydı halk sağlığına, ülkenin ve halkın iyiliğine...
Halkın iyiliği için neyin yapılması gerektiğini halktan daha iyi bildiklerini sanıyorlar, o yüzden de teb'alarının önüne seçenek koyma ihtiyacı hissetmiyorlardı. 4. Murat koyduğu içki ve tütün yasağını delenlerin boynunu vurdururken hem içki ve tütün kullananları koruduğunu hem de İstanbul'da asayişi sağladığını düşünüyordu kuşkusuz.
Yönetenler, ister padişah ister seçilmiş siyasetçi olsunlar, ortak karar vermenin zorunlu olduğu konularda "ortak iyi"nin ne olduğunu tayin etmek durumundadırlar elbette. Otoyolun nereden geçeceği, enerjinin nasıl üretileceği, güvenliğin nasıl sağlanacağı gibi...
Yönetmenin anlamı budur. Ama neden, hangi ekmeği yiyeceğimize ortak karar vermek zorunda olalım ki? Ya da nasıl giyineceğimize, nasıl eğleneceğimize, nasıl düşüneceğimize?
Sağlığımız bize aittir ve onu korumak-korumamak bizim bileceğimiz şeydir. Başbakan beyaz unun zararlarından korunma ya da korunmama kararını bize bıraksın. Ekmek israfını önlemek için de seçme özgürlüğümüzü kısıtlamayan başka yollar arasın
.
Yorum Yap
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar (1)
- Başkanlık bu pespayeliği de ‘düzeltir’ mi?
10.01.2016 - Dokunulsun mu, dokunulmasın mı?
8.02.2016 - Yine aynı komisyon
3.02.2016 - 'Nişantaşı tepinirken ağlar Güneydoğu'
31.12.2015 - HDP kendisini kapattırmaya çalışıyor
29.12.2015 - Sadede gelelim
27.12.2015 - DTK çözüm hamlesi yapacakmış!
25.12.2015 - Washington-Moskova arasında
22.12.2015 - Kürt Paketi
21.12.2015 - Çözüm Masası’na dönülsün, diyenlere
18.12.2015
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları





































gulsen kutlay
Cok guzel bir yazi. Gercekleri butun ciplakligi ile dile getirmis sayin Markar Eseyan. Ben bir kurt kadiniyim ve bu gelismelerden endise duyuyorum. Kimin eli kimin cebinde belli degil. Kurtler yillardir savasiyorlar ama elde var sifir. Devletin kurtleri savasa surukledigi gercegini unutmadan artik savasin iki halka da herhangi bir kazanim getirmedigi asikar. Sadece olan inanclari ugruna ölumu göze alan kurt gencleri ile askerlik yapmak zorunda olan turk veya kurt genclerine oluyor. YAZIK ...