Gülay GÖKTÜRK
BDP ile anayasa ittifakı (1)
14.02.2013
3246
Başbakan Erdoğan'ın yeni anayasa konusunda BDP ile ittifak yapabileceklerini söylemesi üzerine milliyetçi basında ortaya çıkan gürültünün farkındasınızdır sanırım.
Tam olarak, AK Parti'yi suçüstü yakalamış gibi davranıyorlar. "İşte, sonunda ihanet açığa çıktı; Erdoğan BDP ile ittifak yapabileceğini açıkladı"gibilerden bir üslupla saldırıya geçtiler.
Bir de, bu saldırının dışında kalan ama Erdoğan'ın açıklamasına endişeyle yaklaşan milliyetçi-muhafazakar yazar ve siyasetçiler var. Onlar da AK Parti'nin anayasa meselesinde"BDP ile yan yana görünmesinin" siyaseten taşınamayacak bir tablo oluşturduğunu düşünüyor ve Erdoğan'a başka ittifakları zorlamasını salık veriyorlar. Hani, aralarında bir üçüncü parti olsa neyse de, sadece ikisinin bir arada görünmesi AK Parti'yi çok yıpratırmış. Öyle diyorlar...
Tıpkı 28 Şubat öncesi gibi
Kusura bakılmasın ama bu "yan yana görünmeme" meselesi bana fena halde 28 Şubat öncesindeki siyasi tartışmaları hatırlatıyor. Hani şu, seçim sonrasında ortaya çıkan Meclis aritmetiği Refah Partisi'nin koalisyon ortağı olmasını zorunlu hale getirdiği halde, böyle bir koalisyona kalkışan partilerin ihanetle suçlandığı siyasi iklimi hatırlarsınız. Statüko, Refah'la koalisyon yaptığı için asla affetmemişti Çiller'i... Sanki Refah Partisi bu ülkenin partisi değildi; Erbakan meşru bir siyasi aktör değildi; sanki RP parlamenter demokratik rejimin kuralları çerçevesinde Meclis'e girmiş meşru bir siyasi oluşum değildi... Onunla koalisyon, şeriat güçlerinin iktidara sızmasına suç ortaklığı yapmak olarak algılanıyor ve lanetleniyordu.
Şimdi aynı suçlamaların ya da endişelerin yeni anayasa için ittifak söz konusu olunca BDP için tekrarlandığını görüyoruz.
Kiminle değil hangi temelde
Oysa bu tür ittifaklarda kiminle ittifak yaptığınızdan daha önemlisi, hangi temelde ittifak yaptığınızdır. Eğer, ittifak yaptığınız platform sizin siyasi çizginizin temel ilkelerine ters düşüyorsa, bu elbette tabanınızda tepki uyandırır ve sizi zayıflatır ama ittifakın zemini sizin siyasi çizginizle ve amaçlarınızla uyumlu ise sizi güçlendirir.
Somutlayacak olursak, eğer İmralı görüşmeleri başlamamış ve barışçı çözüm ihtimali belirmemiş olsaydı; BDP bugün hâlâ bütün siyasi enerjisini "çözümün ancak silahlı mücadele yoluyla" olacağını ispat etmek için harcadığı ve bu uğurda yapılan demokratik reformları bile çelmelemeye çalıştığı döneminde olsaydı, AK Parti'nin böyle bir partiyle anayasa ittifakı yapması elbette mümkün olmazdı.
Eğer bugün AK Parti BDP ile bir anayasa ittifakı yapacaksa, bu herhalde BDP ile ülkenin toprak bütünlüğünün korunması, şiddetin son bulması ve Kürtler'e demokratik haklarının verilip eşit vatandaş statüsü sağlanması temelinde olacak. Eğer bu konularda anlaşma olmazsa zaten ittifak da olmayacak. Bir başka deyişle, böyle bir ittifakın sağlanabilmesi, BDP'nin şimdiye kadar AK Parti'nin onu çağırdığı zemine gelmesi anlamını taşıyacak; AK Parti'nin BDP'nin İmralı görüşmeleri öncesinde bulunduğu zemine kayması anlamını değil...
Mevcut anayasayla problemi olan iki parti
İşin aslı şu ki, eğer bu zemin sağlanabilirse, bugün parlamentoda bulunan dört partiden AK Parti ve BDP, yeni bir anayasa için ittifak yapması en doğal iki siyasi güçtür. Çünkü mevcut anayasayla problemi olan sadece bu iki partidir. Diğer ikisi ise, toplumda esen "yeni anayasa" rüzgarına karşı koyamadığı için bu çalışmalara açıktan karşı çıkmaya cesaret edemese de esasında temelde mevcut anayasa ile hiçbir problemleri yoktur.
Gelecek yazımda bu konuyu açacağım
.
Bir de, bu saldırının dışında kalan ama Erdoğan'ın açıklamasına endişeyle yaklaşan milliyetçi-muhafazakar yazar ve siyasetçiler var. Onlar da AK Parti'nin anayasa meselesinde"BDP ile yan yana görünmesinin" siyaseten taşınamayacak bir tablo oluşturduğunu düşünüyor ve Erdoğan'a başka ittifakları zorlamasını salık veriyorlar. Hani, aralarında bir üçüncü parti olsa neyse de, sadece ikisinin bir arada görünmesi AK Parti'yi çok yıpratırmış. Öyle diyorlar...
Tıpkı 28 Şubat öncesi gibi
Kusura bakılmasın ama bu "yan yana görünmeme" meselesi bana fena halde 28 Şubat öncesindeki siyasi tartışmaları hatırlatıyor. Hani şu, seçim sonrasında ortaya çıkan Meclis aritmetiği Refah Partisi'nin koalisyon ortağı olmasını zorunlu hale getirdiği halde, böyle bir koalisyona kalkışan partilerin ihanetle suçlandığı siyasi iklimi hatırlarsınız. Statüko, Refah'la koalisyon yaptığı için asla affetmemişti Çiller'i... Sanki Refah Partisi bu ülkenin partisi değildi; Erbakan meşru bir siyasi aktör değildi; sanki RP parlamenter demokratik rejimin kuralları çerçevesinde Meclis'e girmiş meşru bir siyasi oluşum değildi... Onunla koalisyon, şeriat güçlerinin iktidara sızmasına suç ortaklığı yapmak olarak algılanıyor ve lanetleniyordu.
Şimdi aynı suçlamaların ya da endişelerin yeni anayasa için ittifak söz konusu olunca BDP için tekrarlandığını görüyoruz.
Kiminle değil hangi temelde
Oysa bu tür ittifaklarda kiminle ittifak yaptığınızdan daha önemlisi, hangi temelde ittifak yaptığınızdır. Eğer, ittifak yaptığınız platform sizin siyasi çizginizin temel ilkelerine ters düşüyorsa, bu elbette tabanınızda tepki uyandırır ve sizi zayıflatır ama ittifakın zemini sizin siyasi çizginizle ve amaçlarınızla uyumlu ise sizi güçlendirir.
Somutlayacak olursak, eğer İmralı görüşmeleri başlamamış ve barışçı çözüm ihtimali belirmemiş olsaydı; BDP bugün hâlâ bütün siyasi enerjisini "çözümün ancak silahlı mücadele yoluyla" olacağını ispat etmek için harcadığı ve bu uğurda yapılan demokratik reformları bile çelmelemeye çalıştığı döneminde olsaydı, AK Parti'nin böyle bir partiyle anayasa ittifakı yapması elbette mümkün olmazdı.
Eğer bugün AK Parti BDP ile bir anayasa ittifakı yapacaksa, bu herhalde BDP ile ülkenin toprak bütünlüğünün korunması, şiddetin son bulması ve Kürtler'e demokratik haklarının verilip eşit vatandaş statüsü sağlanması temelinde olacak. Eğer bu konularda anlaşma olmazsa zaten ittifak da olmayacak. Bir başka deyişle, böyle bir ittifakın sağlanabilmesi, BDP'nin şimdiye kadar AK Parti'nin onu çağırdığı zemine gelmesi anlamını taşıyacak; AK Parti'nin BDP'nin İmralı görüşmeleri öncesinde bulunduğu zemine kayması anlamını değil...
Mevcut anayasayla problemi olan iki parti
İşin aslı şu ki, eğer bu zemin sağlanabilirse, bugün parlamentoda bulunan dört partiden AK Parti ve BDP, yeni bir anayasa için ittifak yapması en doğal iki siyasi güçtür. Çünkü mevcut anayasayla problemi olan sadece bu iki partidir. Diğer ikisi ise, toplumda esen "yeni anayasa" rüzgarına karşı koyamadığı için bu çalışmalara açıktan karşı çıkmaya cesaret edemese de esasında temelde mevcut anayasa ile hiçbir problemleri yoktur.
Gelecek yazımda bu konuyu açacağım
.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları






































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.01.2016
8.02.2016
3.02.2016
31.12.2015
29.12.2015
27.12.2015
25.12.2015
22.12.2015
21.12.2015
18.12.2015