Gülay GÖKTÜRK
Keşke Suriye’deki muhalefet daha baştan Mısır’da İhvan’ın izlediği barışçı demokratik mücadele yolunu izleyebilseydi; Esed’in sert tutumu karşısında bu kadar çabuk silaha sarılma yerine, daha sabırlı olup diktatörü kitlelerin gücüyle geriletme çizgisinde diretebilseydi...
Keşke Türkiye de muhtemelen Esed’in gücünün aşırı küçümsenmesinden kaynaklanan bir değerlendirme hatasıyla, “bu işin birkaç ayda biteceği” varsayımı üzerine kurulu, aşırı agresif ve aşırı angaje bir politika izlemeseydi. Bu kadar “askeri çözümcü” olmasaydı...
Suriye’deki tablonun “tek başına kalmış bir diktatörle bütün Suriye halkı arasında bir mücadele” tablosu olmadığı; Esed’in de bir kitle desteği bulunduğu; işin içine silah karışınca ortaya bir iç savaş manzarası çıkmasının kaçınılmaz olduğu görülebilseydi...
Komşudan canhıraş çığlıklar yükselirken
Ama şu anda bütün bu keşkelerin bir faydası yok... İşlerin geldiği noktada durumumuz şu:
Kapı komşumuzun evinden canhıraş çığlıklar yükseliyor. Canavar koca almış eline bıçağı çoluğunu çocuğunu doğruyor.
Böyle bir durumda insani reflekslerimiz bize, kapıyı kırıp bıçağı adamın elinden almaktan ve sağ kalanları kurtarmaya çalışmaktan başka bir yol bırakmıyor. O adama müdahale etmeli, evinin mahremiyetinin ona özgürce cinayet işleme hakkı vermediğini anlamasını, bir daha bıçağı eline almadan önce bizden korkmasını sağlamalıyız.
Ama bunu yaparken bile, bir ilkeyi aklımızdan çıkarmamalıyız: Acil durumda eve girip sağ kalanların canını kurtarmak bize girdiğimiz evde yaşayan ailenin sorunlarını “çözmeye” kalkma, bundan sonraki ilişkilerini düzenleme hakkı vermez. Bunu hem zaten yapamayız hem de yapmaya kalkmamalıyız.
O yüzden de, şu anda Suriye’ye yönelik uluslararası müdahale hazırlıklarına bakıp, “Bunların amaçları Esed’i devirmek değil, korkutmak” diyenlere, bunun “göstermelik” ya da “yarım yamalak bir müdahale” olacağını söyleyerek eleştirenlere hiç katılmıyorum.
Zira, “yarım yamalak” kalmayan, yani Esed’i yıkıp onun yerine geçecek iktidarı belirleyen bir dış müdahale, “insani müdahale” kavramının istismarından ve fırsatçılıktan başka bir şey değildir.
Benim gözümde, şu anda hazırlanmakta olan müdahale istenen bir müdahale değil, mecburen yapılan bir müdahaledir ve bu istenmeyen durumu “kabul edilebilir” kılan en önemli nokta, müdahaleye hazırlananların daha baştan bu operasyonun bir işgale dönüşmeyeceğini, Suriye’de mevcut rejimi yıkıp yeni bir rejim kurmak gibi bir amacı olmadığını; tek amacının halkına karşı kimyasal silah kullanan bir zalimi durdurmak ve haddini bildirmek olduğunu deklare etmiş olmalarıdır.
Müzakereye şans vermek
Esed’e, bu dünyanın “köpeksiz köyde değneksiz gezebileceği bir yer” olmadığını gösterdikten hemen sonra yapılması gereken şey ise müzakereye şans vermek, Cenevre görüşmelerini yeniden başlatmak, iki yıldır süren şiddet yüzünden artık kendi inisiyatifleriyle diyaloğa geçmesi imkânsız hale gelen tarafların yeniden konuşabilir ve müzakere edebilir hale gelmesi için aracı olmaktır.
Kanın bir an önce durmasını her şeyden çok önemsediğini söyleyen Türkiye’nin, kanı geçici olarak da olsa durdurma ihtimali olan bir “ateşkes ve müzakere” opsiyonunu reddetmesi tutarlı olmayacağı gibi, bu görüşmelere “Esedsiz bir Suriye” önkoşulu koymaya kalkması da doğru olmaz.
Zira böyle bir önkoşul halkın iradesine ipotek koyma anlamını taşır. Uluslararası kamuoyunun hedefi, Suriye halkının farklı kesimlerinin özgür iradesinin ortaya çıkabileceği, müzakere ve uzlaşmalar yapabileceği şiddetten arındırılmış bir ortamın tesis edilmesi olabilir ancak.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları







































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.01.2016
8.02.2016
3.02.2016
31.12.2015
29.12.2015
27.12.2015
25.12.2015
22.12.2015
21.12.2015
18.12.2015