Gülay GÖKTÜRK
Henüz oy pusulalarındaki mührün mürekkebi kurumadan Başkanlık Sistemi’nin gündeme getirilmiş olmasını yadırgıyorum doğrusu...
Hiç değilse biraz nefes alsaydık. Üzerinde daha rahat birleşebileceğimiz konularla başlasaydık bu yeni döneme... Mesela ilk yüz günlük ekonomik programa, seçim barajının kaldırılmasına, YÖK denen rezaletin gözden geçirilmesine, seçim öncesi Alevilere vaat edilen reforma filan yoğunlaşsaydık.
Ama öyle olmadı. Pat diye kendimizi Başkanlık Sistemi tartışmasının içinde bulduk.
Ne yapalım; madem başladı, katılacağız...
Önce şu soruya cevap arayarak başlayalım:
Biz Başkanlık Sistemi’ne parlamenter sistemden daha iyi olduğu için mi geçmek istiyoruz; yoksa buna mecbur muyuz? Yani, 367 skandalı yüzünden cumhurbaşkanını halk oyuyla seçmek zorunda kaldığımız ve bu yüzden de şimdi cumhurbaşkanı ve başbakanın pozisyonları arasında problemli bir alan oluştuğu için böyle bir değişiklik yapmaya elimiz mi mahkum?
Eğer elimiz mahkumsa, iki sistem arasında bir seçme yapma hakkımız da yok demektir, dolayısıyla tartışma açmanın da anlamı kalmaz. Hatta referendum yapmanın da… Çünkü o zaman halka şunu demiş oluyorsunuz: “Cumhurbaşkanını halka seçtirmekle geri dönülemeyecek bir yola girdik. Yani biz bu değişikliği yapmaya mecburuz ama sizin oyunuzla yapmak istiyoruz.”
Ama mesele sadece bir emrivakinin onaylatılması değil de Türkiye için daha iyi bir sistem arayışı ise, o zaman da sistem tartışmalarının orta yerinde boyuna, bu geçişin kaçınılmaz olduğunu, aksi takdirde büyük siyasi krizler çıkacağını hatırlatıp “boşuna tartışıyorsunuz” havası yaratmamak gerekir.
İkinci olarak, başkanlık sisteminin şart olduğunu, aksi takdirde “2023 hedeflerinin hayal olacağını”, “Ükenin prangalarından kurtulamayacağını” vs. söyleyenler, şimdiye kadar neden şart olduğuna dair dişe gelir argümanlar ortaya koyamadılar. Söylenen tek şey parlamenter sistemin “çok başlılık” ve “yavaşlık” zaaflarına karşılık, başkanlık sisteminin “tek başlı yönetim” ve “hızlı karar alma imkanı” sağlayacağı idi.
Oysa yaşadığımız siyasal konjonktürde, vurgulanan bu iki nokta toplumun ciddi bir kesimi için hiç de avantaj olarak algılanmadı.
Halkın yüzde 35-40’ının en büyük korkusunun “tek adam yönetimi” olduğu ve asıl beklentinin iktidarın paylaşılması, katılımın arttırması, mümkün olan her alanda konsensus aranması olduğu bir ülkede, “tek başlılık” vurgusu yapmak, ikna edicilik bir yana mevcut endişeleri daha da körükleyen bir etki yaptı. Ayrıca, kararların hızlı alınması, genellikle oldu-bittileri çağrıştırdı. Özellikle içinde yaşadığımız dönemin yeni bir inşa dönemi olduğu ve bu inşa sürecine dışlandığını hisseden kesimlerin de katılımını sağlamaya çalışmak üzere daha katılımcı karar alma mekanizmalarını devreye sokmanın önemi düşünüldüğünde, hız vurgusu Başkanlık Sistemi’ni sempatik bir proje haline getirmek bir yana daha da antipatikleştirdi.
Üçüncü olarak, biz şimdiye kadar ne olduğunu bilmediğimiz bir şeyi tartışmaya çalıştık.
Bu sistemin dünyanın 70 ülkesinde birbirinden çok farklı uygulamaları olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla “nasıl bir Başkanlık Sistemi” sorusunun cevabı verilmediği sürece yürüyecek tartışma havanda su dövmekten başka bir şey olamazdı.
AK Parti şimdiye kadar açık seçik bir model önerisi yapmaktan kaçındı. Şu ana kadar partinin teklifi olarak ortada olan tek metin AK Parti’nin Anayasa Komisyonu’na verdiği önerge oldu. Biz de eleştirilerimizi o model üzerinden yaptık ve doğrusu hiç de olumlu şeyler söylemedik. Bütün bu süreç boyunca bir yandan da AK Parti kulislerinde komisyona verilen taslağın esas alınmaması gerektiği, bu konuda yeni hazırlıklar olduğu konuşuldu. Ama bu yeni hazırlıkların ne olduğunu bir türlü öğrenemedik.
Şimdi, bu mesele yeniden gündeme geldiyse ve hiç değilse bu defa daha verimli bir tartışma isteniyorsa, Başkanlık Sistemi’ni isteyen tarafın daha ciddi argümanlarla ortaya çıkması ve nasıl bir model önerdiğini bir an önce ayrıntılı bir biçimde ortaya koyması gerekiyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları





































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.01.2016
8.02.2016
3.02.2016
31.12.2015
29.12.2015
27.12.2015
25.12.2015
22.12.2015
21.12.2015
18.12.2015