Güldalı COŞKUN
Ekim ayı sonları:
“Eğer Türkiye'yi ateşe atmak istiyorlarsa, Türkiye'yi siyaseten de bölünme noktasına taşımak istiyorlarsa ‘evet' oyu verebilirler. Türkiye'nin bölünmesi söz konusu olabilir.(…)Sorun, Türkiye'nin bekası sorunudur.(…)Biz, Türkiye'nin bekasını, birliğini ve bütünlüğünü düşünüyoruz. Bizim bir rejim sorunumuz yok. Bir kişi için Türkiye'de rejimi değiştireceğiz. Bir kişinin egosunu tatmin etmek için. Halk, bu ülkenin birliğini, bütünlüğünü düşünmez mi? İç savaştan yana mıdır halk, yoksa barıştan mı yanadır?”
Geçtiğimiz salı günü, grup toplantısındaki mutad konuşmasında da yine aynı kişi şunları söyledi:
"(…) Nisan'ın 16'sında yapılacak referandum, bir parti seçimi değil, bir demokrasi seçimi. Demokrasiden yana mı tavır takınacağız, otoriter yönetimden yana mı tavır takınacağız? O nedenle bütün vatandaşlarımdan istirham ediyorum, sandığa giderken düşünün. Söz konusu olan milletin egemenliğiyse, bu konuda asıl Yüce Divan halkın divanıdır, milletin divanıdır. İşte bunun için Anayasa Mahkemesine başvurmayacağız."
3-4 ay gibi kısa bir sürede, neredeyse birbirinin zıddı iki konuşmayı yapan bu muhterem, tahmin ettiğiniz gibi Sayın Kılıçdaroğlu'dur.
Siyasette, liderlerin çelişen söylemlerine geçmişten bir âşinalık yok değil ama zihniyetin bu kadar kısa sürede değişmesi için, ciddi bir şok yaşanması gerekir. Kaybedilen seçimler bile, kendisini sorgulatmadıysa CHP'ye de şimdi ne olduki, dedirtiyor insana!
Aslında, 80 yıllık bir perspektiften bakıldığında, CHP'nin değişim-dönüşüm grafiğinin yatay bir çizgiden, yükselişe doğru geçmesi, AK Parti'nin son 15 yıldır, iktidarda olmasıyla doğru orantılıdır. Aslında değişmek zorunda kaldı ya da “içi kan ağlaya ağlaya” bazı şeyleri kabul etmek zorunda olduğunu anlamaya başladı.
Kendisini rejimin güvencesi gören CHP, TSK ve yargıyı da arka bahçesi ve en büyük destekçisi olarak görüyordu. Rejim, gerçekten de birçok kurumu vesayetin bürokrasisi olarak inşa etmişti. Her biri, birer kaleydi. Yaşanan çatışmanın asıl nedeni, bu kalelerin halka kaptırılmama mücadelesiydi.
AYMde bunlardan biriydi. Sanki kuruluş amacı, CHP'nin istemediği bir şeyin olmamasına uğraşmaktı. Yasama bir karar mı aldı; hoop CHP, AYM'nin kapısında. Siyasete artık bulaşmayan TSK, CHP için, kaptırılmış bir mevziydi. Satır arası konuşmalarda; “Nerdee eski TSK!” muhabbetleri gözden kaçmıyordu. 15 Temmuz'un Kılıçdaroğlu'nu heyecanlandırması da boşuna değildi. Ancak, o geceki halkın azmi ve cesareti, dünyada gıpta uyandırdı.
CHP,15 Temmuz sonrası bazı KHK'ların iptali için yine AYM'ye başvurunca, bu kez “yetkisizlik” nedeniyle iptal reddedildi. CHP,1990'lı yıllarda benzer başvuruyu AYM'nin kabul edip onayladığını, şimdi ise kendi içtihat ve teamüllerini gözetmediğini ve bunun hukuk devleti için bir “skandal” olduğunu ifade etti. Oysa yıllarca AYM, Yasama ve Yürütmenin “suya sabuna dokunmamasının” teminatıydı. Buna da “erkler ayrılığı, hukuk devleti, demokrasi” gibi, karşı konulmaz kılıflarla kamufle ediyorlardı.
CHP'nin, AYM'ye başvurmayacağını açıklaması, birçok demokrat kesimde olumlu karşılandı. Bunu, “CHP'nin demokratik siyasete dönüşü” olarak yorumlayan yazılar yazıldı. Bunun, önemsenmesi bile, yaşadığımız onca yılda, demokrasinin bu parti tarafından asla hazmedilemediğini, onlar için laftan ibaret olduğunu göstermez mi! Hale bakın ki, “CHP, AYM'ye gitmedi” diye seviniyoruz. Açıkçası, bunun siyasi bir hamleden ibaret olmamasını umuyoruz. Çünkü, gizli iktidar olmaya alışmış CHP mantığının, artık bu devrin kapanmak üzere olduğunu kabul edip, dişe dişe bir mücadeleyle, halkın sorunlarını çözmeye aday bir parti olmasının ülkeye ve demokratik siyasete kazancı büyük olacaktır. Bizim uzunca bir süredir, iktidar değil, muhalefet sorunumuz olduğunu biliyoruz.
Referandum yaklaşırken, CHP kurmaylarının nasıl bir çizgi izleyeceklerini dinlerken; ne yalan söyleyeyim sanki küçük bir çocuğun, yeni bir şeyler öğrenmiş hallerini görüyorum. Olsun; buna da şükür diyerek, CHP genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan'ın referandum stratejisine birlikte bakalım:
"Alışılagelmiş üslubumuzu ve yöntemimizi bırakacağız. Çok açık. Adalet ve Kalkınma Partisi'ne oy veren en az yüzde 20 seçmenin oyunu almaya ihtiyacımız var. Başka çaresi yok. Alamazsak bir anlamı yok. Konuştuğumuzun da bir anlamı yok. Çaba harcamamızın da. O zaman onların önem verdiği değerleri, onları rahatsız edecek şekilde sarsmayacağız. Mesela 'AKP' demeyeceğiz arkadaşlar. Diyebiliyorsanız konuşurken 'AK Parti' diyeceksiniz, diyemiyorsanız 'Adalet ve Kalkınma Partisi' deyin. İrite oluyor. 'Evet' diyecek olan Adalet ve Kalkınma Partiliyi 'hayır'a ikna etmek için konuşmaya başladığında neye ihtiyacın var? Dinletmeye ihtiyacın var. 'AKP' dediğin anda dinlemiyor.(…)Anayasalar, değişebilir. Bu anayasa kökeni itibarıyla darbe anayasası. 1982 yılında çıktı. Ama ondan sonra 117 kez değişti. Olumlu değişiklikler oldu. Buna rağmen bu darbe anayasasının özünde darbecilerin ruhu hâla devam ediyor. Tamam, değiştirelim. Ama hangi yolda değiştirelim? Parlamenter demokrasiyi güçlendirecek değişiklikler yapalım. Özgürlükleri, demokrasiyi, kuvvetler ayrılığını, denge ve denetim mekanizmalarını çalıştıracak bir anayasa yapalım.(…)”
Bu referandum, şimdiden “bağzılarını” değiştirmeye başladı bile! “AKP”, sen ne “ceberrut” bir partisin!!!
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları










































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.06.2018
3.02.2018
27.05.2018
21.05.2018
14.05.2018
29.04.2018
23.04.2018
15.04.2018
9.02.2018
2.02.2018